ARTIZAN CLUB Serbest Paylaşım PlatformuForum HakkındaArtizan CaféKonu: Artizan Sohbet Cafe 2012 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [7] 8 9 10 11 12 13 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Artizan Sohbet Cafe 2012  (Okunma Sayısı 3969 defa)
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #90 : 02 Şubat 2012, 11:22:24 »

aşağıdaki
alıntı dize
benim hep hoşuma gitmiştir,

nedenmi;

bir okuyunuz,

asalet boyda değil soyda olmalı
incelik belde değil dilde olmalı
doğruluk sözde değil özde olmalı
güzellik yüzde değil yürekte olmalı..

işte böyle
bence sitemiz
yukarıdakileri özümleyen gerçek
sitemiz bağımlılarının ruhunda
var,
Logged

keepintouch
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #91 : 02 Şubat 2012, 11:34:51 »

alıntı yazı serisi,

birkaç part olarak verilebiliyor,

ATATÜRK'ÜN 7 Şubat 1923 Çarşamba günü Zağanos Paşa Camii'nde Okuduğu Hutbe

(Atatürk İslamiyete yaklaşımını ve ibadet ettiğimiz Camiilerin
anlamını güzel bir şekilde anlatmış.)

ATATÜRK'ün Zağanos Paşa Camii'nde okuduğu hutbenin bir bölümü sarı
pirinç levha üzerine yazılıp, aynı caminin dış giriş kapısının sağ
tarafındaki duvara monte edilmiştir.
Bu arada eşi Latife Hanım'la birlikte kaldıkları Sâcitzâde Mahmut
Bey'in evinde namazını kılması için Gazi Paşa'ya bir seccade ile bir
tespih hediye edilmiştir. Bu seccade halen Balıkesir Kuvay-ı Millîye
müzesinde bulunmaktadır.

ZAĞANOS PAŞA

Esas adı Mehmet olan Zağanos Paşa, Fatih Sultan Mehmet devri
paşalarındandır. Yabancı bir isim gibi görünen bu kelime aslında Şahin
kuşunun bir cinsi olan Zağanüs Türkçe kelimesidir. Bunun yanında
Doğa'na da Türklerde Zağnos denirdi. Tarihte de Zağnos Mehmed Paşa
diye anılır.

Fatih devrinde Trabzon'un fethinde Donanma Komutanı olarak görev
yapmış, Balıkesir'de vefat etmiştir. Türbesi hanımıyla beraber
sağlığında yaptırmış olduğu aynı caminin avlusundadır. Türbenin küçük
bahçesinde de oğul ve torunları yatmaktadır.

Türbenin kapısındaki kitabede, 'Fatih Sultan Mehmed Han Hazretlerinin
Dâmâdı Gazi Zağnos Muhammed Paşa'nın Türbe-i Şerîfi'dir' diye yazıyor.

ATATÜRK'ÜN HUTBE OKUDUĞU MİNBER

Minber, caminin ilk yapılışından kalmadır. Kalem gibi düzgün, gelin
gibi nazlı bir duruşu vardır. Bakanın göz ve gönül zevkini okşuyor
gerçekten.
Kapısı tek parça mermerden yapılmış olup yüksekliği 3 metre, genişliği
bir metredir. Kapının iki yanındaki köşeler yuvarlaklaştırılarak ince
birer sütun meydana getirilmiştir. Bu sütunlar ve yan tarafları ve
kapı kenarlarının köşeleri iri mersin yapraklı, birbirine girmiş
kıvrık dallardan şekillenen oyma tekniğinde süslenmiştir.
Kapı üzerinde yer alan dikdörtgen çerçevenin içine sülüs yazı şekli
ile 'Tevhid' kelimesi ve 'Hamd' ayetleri yazılmıştır. Bu tevhid ve
hamd kelimeleri, caminin ilk yapılış tarihi olan Hicrî 865 yılını
Ebced Hesabı ile ifade ediyor. (Muharrem Eren, Zağnospaşa, Zağnos
Kültür ve Eğitim Vakfı, 1994, s. 144)

İŞTE TARİHÎ OLAYIN VESİKASI...

7 Şubat 1923 Çarşamba günü Zağanos Paşa Camii'nde bir mevlit programı
tertip edilmişti.

ATATÜRK camiye geldi. Atasına ulaşabilmek için muazzam kalabalık bir o
yana, bir bu yana dalgalanıyordu. Uzun uğraşlardan sonra camiye
Logged

keepintouch
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #92 : 02 Şubat 2012, 11:35:13 »

devamı

girebildi. Kur'anlar ve mevlitler okundu, devletimizin dirliği,
milletimizin birliği için duâlar edildi. Cemaatle birlikte öğle
namazını kılan ATATÜRK, namazdan sonra minbere çıktı ve şu tarihî
konuşmasını yaptı:


'Ey Millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmı, âtıfeti,
hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.)
Efendimiz Hazretleri Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakâyık ve
akâid-i kat'iyyeyi (kesin inançları) telkin etmek için me'mûr olmuştur
(görevlendirilmiştir), mersûl olmuştur (gönderilmiştir).

Peygamberimiz Efendimiz Hazretlerinin delâlet-i peygamberânesiyle
tesis etmiş olan dînimizin kanûn-i aslîsi cümlenizce mâlumdur ki
Kur'an-ı Azîmüşşânın ihtivâ ettiği nusûhtur (öğütlerdir). Bu nusûha
istinâden tesis etmiş olan dinimiz 1300 bu kadar seneden beri âlem-i
beşere feyz-i rûhânî vermiş son dindir ve dîn-i ekmeldir. Çünkü
tabiata, akla, mantığa tamamen muvâfık, mutâbık ahkâmı ihtivâ eder.

Filhakîka böyle olması ve en son din olabilmesi için bu mezâyâyı
âliyeyi (yüksek meziyetleri) câmî bulunması (içine alması) icap eder.
Çünkü aksi takdirde kavânîn-i ilâhiye (ilâhî kanunlar) beyninde tezat
olması lazımdır. Zira bilcümle kavânîn-i dîniyeyi yapan ve kuran Allah
Azîmüşşân'dır.

Biliyorsunuz Cenab-ı Peygamber bütün mesâi-i zâtiyesinde (şahsî
çalışmalarında) iki hâneye mâlik bulunuyordu. Birisi kendi evi, diğeri
Allah'ın evi idi. Millet işlerini ekseriyâ Allah'ın evinde, camide
Eshâb-ı Kirâm ile istişâre ederek yapardı. Biz bu dakikada Allah'ın
evinde bulunuyoruz.

Allah'ın huzurunda, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin
ehl-i imân ile beraber ictimâ ettiği dâr-ı kudsîde bulunuyoruz. Böyle
bir sevaba beni muzahhir eden (kavuşturan) Balıkesir'in dindar, çok
kıymettâr ve kahraman insanlarının huzûrudur. Bundan dolayı çok
memnunum. Çünkü Cenâb-ı Hakk'a karşı en kıymetli bir vazife ifâ
ettiğimizden nâşî (dolayı) en büyük sevaba nail olacağım.

Ey Balıkesir Halkı!

Camiler yalnız birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için
değildir. Camiler bilhassa din ve dünya için neler yapmak
mecburiyetinde olduğumuzu düşünmek, meşveret etmek (fikir
alışverişinde bulunmak) içindir. Herşey ancak meşveretle iyi tarîka
(yola) sevk edilir.

Biliyorsunuz ki Cenâb-ı Peygamber ekseriya rufekâ-i mesâîsiyle
(çalışma arkadaşlarıyla) meşveret eder, dünya umûrunda (işlerinde)
kendinden kuvvetli, daha zekî arkadaşları olduğunu teslim
buyururlardı.

Binâenaleyh, sizin de kendi işlerinizde her birerlerinizin dimağları
(beyinleri) mutlaka ayrı ayrı hâli faaliyette (çalışma hâlinde)
bulunmalıdır.
Logged

keepintouch
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #93 : 02 Şubat 2012, 11:35:32 »

devamı

Bugün burada memleketimizin mâmûriyeti için, bütün bunların istinâd
ettiği (dayandığı) istiklâli tâmmemiz (tam bağımsızlığımız) bilâ
kayd-ı şart (kayıtsız şartsız) hâkimiyetimiz (egemenliğimiz) için
neler düşündüğümüzü açıkça söyleyelim, hasbihâl edelim (konuşup
dertleşelim).

Ben size yalnız kendi düşündüklerimi söylemek değil, sizin
düşündüklerinizi bilmek istiyorum. Esasen âmâl-i Milliye (millî
emeller), irâde-i milliye (millî irâdeler), temâyulât-ı milliye (millî
meyiller) demek, halkın içerisinden şu veya bu bir kaç kişinin
emelleri değil, bütün bir milletin muhassalası (hülâsâsı, özü)
demektir. Bu muhassalanın fevkine (üstüne) çıkmak ve tahtında(altında)
kalmak mutlaka yanlıştır.

Hakîki yolu bulabilmek için halkın efkârı hissiyâtını (fikrî
duygularını) daima bilmek lâzımdır. Buna binâen sizden çok rica
edeceğim: Bana ne sormak istiyorsanız sorunuz, dinleyeceğim. Cenâb-ı
Hakka tekrar hamd ve senâ ederek burasını terk ve sizi dinlemek üzere
aşağıya iniyorum.' Minberden indiklerinde ise hutbe ile ilgili olarak
sorulan bir soruya da şu cevabı vermişlerdir:

'Efendiler! Hutbe demek halka hitap etmek, yani söz söylemek demektir.
Hutbenin manası budur. Hutbe denildiği zaman bundan bir takım kavram
ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen Hatip'tir. Yani söz
söyleyen demektir.

Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber hayatta bulunduğu dönemde hutbeyi
kendileri söylerlerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek ilk dört
Halîfe'nin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek
Peygamberin, gerek dört Halîfe'nin söylediği şeyler o günün
meseleleridir. O günün askerî, idarî, malî, siyasî ve sosyal
konularıdır. Müslümanlar çoğalmaya, İslâm ülkeleri genişlemeye
başlayınca, Hazreti Peygamber'in ve dört Halîfe'nin hutbeyi her yerde
bizzat kendilerinin söylemelerine imkan kalmadığından, halka söylemek
istedikleri şeyleri tebliğe bazı kişileri görevlendirmişlerdir. Bunlar
herhalde Müslümanların en büyük reisleri idi. Onlar camii şerifte ve
meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatır ve doğru yolu göstermek
için ne söylemek lazımsa söylerlerdi.

Bu usûlün devam edebilmesi için bir şart lazımdı. O da milletin reisi
olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı
aldatmaması. Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece mühimdir.
Çünkü herşey açık söylendiği zaman halkın aklı faaliyet durumunda
bulunacak, iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri
reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir...

Hutbeden maksat halkın aydınlatılması ve doğru yolun gösterilmesidir,
başka şey değildir. Yüz, ikiyüz hatta bin sene evvelki hutbeleri
okumak, insanları bilgisizlik ve tembellik içinde bırakmak demektir.
Hatiplerin halkın kullandığı dille konuşması lazımdır.

Geçen sene Millet Meclisi'nde söylediğim bir nutukta demiştim ki,
'minberler, halkın şuurları ve vicdanları için bir ilim ve nur kaynağı
Logged

keepintouch
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #94 : 02 Şubat 2012, 11:36:20 »

devamı

olmuştur. Böyle olabilmesi için minberlerden yankılanacak sözlerin
bilinmesi, anlaşılması ve ilmî ve fennî hakîkatlere uygun olması
lazımdır. Asil hatiplerimizin siyasî, sosyal ve medenî gelişmeleri her
gün takip etmeleri gerekmektedir. Bundan dolayı hutbeler tamamen
Türkçe ve zamanımızın ihtiyaçlarına uygun olmalıdır ve olacaktır.'

İşte devlet-millet kaynaşmasının muazzam örneği... ATATÜRK'ün dinî
yönünü tenkit edenler mesnetsiz tenkitlerini hiç olmadı şu insaf
eleğinden geçirmek zorundadırlar. ATATÜRK, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nin Cumhurbaşkanları içinde cami minberinden konuşma yapan Tek
Cumhurbaşkanıdır. İşin doğru yolundan sapıp, 'şunun için yapmış, bunun
için yapmış' patikalarına sapanları ise, kendi körlükleri içinde
bırakmaktan başka yapılacak ne vardır ki?

(Not: Bu konuşma, Balıkesir Belediye Başkanı Sami Gökdeniz tarafından
1995 yılında Uludağ Üniversitesi ATATÜRK İlkeleri ve İnkilap Tarihi
Okutmanı Fuat Özer'e tercüme ettirilerek günümüze kazandırılan
'Zafer-i Millî Gazetesi'nin ekinde de verilmiştir.)

O GÜNÜN GÖRGÜ TANIĞI İBRAHİM CUMALI ANLATIYOR

'6 Şubat Salı günü Atamız ile eşi Latife Hanım ve beraberindekiler
Balıkesir'e geldiler. Halk ve öğrenciler İstasyon önünde ve Millî
Kuvvetler Caddesi'nde Paşalarını bekliyorlardı. Ben o zaman 'Dâru'l-
Hilâfeti Âliye'de okuyordum. Sonra adı 'İmam ve Hatip Okulu' oldu. Biz
de bugünkü yeni Belediye binasının Millî Kuvvetler Caddesi tarafındaki
bahçesinin önünde yerimizi almıştık. Büyük önder bizim önümüze
geldiğinde bizleri gözleriyle süzdü, Ahmet adındaki arkadaşımıza
sorular sordu.

7 Şubat Çarşamba günü olan ertesi günü ise öğleden evvel okulları
teftiş etmişler, bizim okulumuza da gelmişlerdi. Sınıfımıza teşrif
ettiler, bazı arkadaşlarımıza sorular sordular, güzel cevaplar
verildi...

Sınıftan ayrılmak üzere iken Müdürümüz Halil Efendi'ye dönerek,
'Hocam! Bu çocuklar ilmiye talebesi, başlarında sarık var fakat
üzerlerinde herkesin giydiği (karışık renkte) ceketler. Mesleklerini
ifâ ederken imam efendilerin giydikleri gibi cübbe giyseler daha güzel
olur' buyurdular. Müdürümüz, 'Hay hay Paşam... Emredersiniz.
Ailelerine haber gönderelim, yaptırsınlar' cevabını verdi. Bunun
üzerine Gazimiz o sırada yanında bulunan Maarif Müdürü Sabri Bey'e,
'Mâlî durumu müsait olmayanlara biz Hükümet'ten yaptıralım' emrini
verdiler. Sonradan mâlî durumu müsait olmayanlara giysi yardımı
yapıldı.

Büyük önderimizin aynı gün Zağanos Paşa Camii'nde konuşacağı
öğrenildi. Kendilerini dinlemek için bize izin verdiler... Öğle
namazından sonra Paşamız minbere çıkarak: 'Bu dakikada milletimizin
hal ve istikbâline ait hususatı görüşmek maksadıyla bu mukaddes yerde,
Allah'ın huzurunda bulunuyoruz' diyerek tarihî konuşmasını yaptı. Ve
sonra da 'Ben, yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum,
düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Benden ne öğrenmek, ne sormak
istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim' buyurdu. Sorular


soruldu, cevaplar verildi. (M. Reşit Kıpçak, a.g.e, s. 56-57)
Logged

keepintouch
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #95 : 02 Şubat 2012, 18:36:31 »

aslında ben
alıntı yazılar eklemek üzere
cafe de
son derece ve hiç bir yerde
olmadığım kadar mutlu yum,

bazen kendi kendime düşünüyorum
ve düşüncelerimden çıkardığım sonuç,
bazı sanal dostlara lüzumundan fazla
değer verdiğimi çok iyi anlıyorum,
adı üzerinde sanal dost dedik ya
sanal ın bir aldatmaca olduğunu düşünürsek
sanal dost un da dost doğru dost olmayacağı
apaşikar ortaya çıkıyor,
işte dedikya değer vermek bir sanal ın
yazısını bile kaale almak ona yanıt vermek
ve ayrıca yorum yazarken değer vermiş oluyoruz,
pek tabii bunu her sanal dost un anlayabileceğinin
bir safdillikden öteye de gitmediğini çok şükür
anlamış bulunuyoruz,
bundan sonra o sanal yazan mercekle kelime arasa
bulamaz ama pazarda yeşillik hala var,
seralar zarar görsede,
biz alanımızda mutlu olmak için yolumuza
devam ederiz,
bana göre bundan sonrası kaynana zırıltısı
gelir kaynana zırıltısını maça gidenler bilir,
kıssadan hisse diyelim...,

hani çocukları uyutmak için söylerler
ninniler vardır, avunmak için, böylece,
zamanın geçtiğini ve bir gün o ninnilerin de unutulduğu
gibi olur bazılarının varlığı,
ajda nın dediği gibi kimler geldi kimler geçti
derler hepsi o kadar,

efendim biz buradayız,
Logged

keepintouch
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #96 : 03 Şubat 2012, 11:02:15 »

bu son eklediğim yazıyı
kaldırdım nedeni ise
bazı kurumların uygulamasına dairdi,
başkaları eklesin benden önce derim,
Logged

keepintouch
ays-gul
Super Moderatör
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3204



WWW
« Yanıtla #97 : 03 Şubat 2012, 18:00:31 »


Bugün Peybamber Efendimizin Doğumunun 1441.Yıldönümü...

Mevlit Kandilimiz Mübarek Olsun..

 hoşgörü ve  sevgi  bizlerden eksik olmasın.. b3a2

Logged

Facebook Sayfamız:Artiz Cafe 
 "..Kâlp,
rüzgârın kırda oraya buraya savurduğu
bir tüy gibidir.."
hope
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 100


« Yanıtla #98 : 03 Şubat 2012, 18:15:36 »

amin ays'im amin
tum dostlarin kandili kutlu olsun.

sevgiler ve saygilar
Logged
Demeter
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1235


« Yanıtla #99 : 08 Şubat 2012, 00:38:45 »

meftaya Tanrı'dan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum Aytac... Allah sıralı versin her şeyi...
Logged
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #100 : 08 Şubat 2012, 01:19:43 »

Demeter
çok sağol
temennimiz,
ne derler
insan hastalıkdan ölmüyormuş,
ecel den ölüyormuş,
yeterki kişi ne çekmeli ne de çektirmeli öyle de oldu,
insan eti ağırdır derler,
çok doğru,
sizler sağolun,
herkese iyi geceler,
Logged

keepintouch
hope
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 100


« Yanıtla #101 : 08 Şubat 2012, 13:31:30 »

sevgili aytac,
basiniz sag olsun... olum allahin emri, birde kabullenmek zor olmasa.
allah tum ailenize sabir versin, geride kalanlarina dayanma gucu, zira hayat hala devam ediyor.
sevgiler ve saygilar
Logged
ays-gul
Super Moderatör
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3204



WWW
« Yanıtla #102 : 09 Şubat 2012, 00:30:28 »


Sevgili Aytaç,

Bir yakının vefat etmiş sanırım..yorumlardan anladığım kadarıyla.. başınız sağolsun.. Allah sabırlar versin..

Saygılar..
Logged

Facebook Sayfamız:Artiz Cafe 
 "..Kâlp,
rüzgârın kırda oraya buraya savurduğu
bir tüy gibidir.."
aytac
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3488



« Yanıtla #103 : 09 Şubat 2012, 00:51:39 »

hope & ays-gul
dostlar sağolsun
işte böyle bir nedenle geceleri
bakabilir oldum gündüz ve akşamlar
normal taziye ziyaretleri derken,
özge nin hikayesine gözucu ile bakabilir oldum
cafe ye fırsat buldukça,
haftaya temennim daha fazla zaman ayırabileceğim ancak
7si 52 si derken biraz dan öte zamanım kısa derim,
hani ne derler nafakası o kadarmış dedikleri,
kime nerede ve ne zaman belli değil
bu dünyada oyalanıyor hayırlı birşeyler
yapmaya çalışıyoruz, kimine hoş geliyor
kimine boş,
iyi geceler,
Logged

keepintouch
sozbey
Editör
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2697


« Yanıtla #104 : 09 Şubat 2012, 00:56:57 »

Selam aytaç,

başınız sağ olsun... sizlere de dayanma gücü versin allah...  ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum...

bir selam vereyim demiştim, taziye bildirmek varmış...
bendeniz malum... işten güçten başımı kaldıramıyorum... siz kendinize iyi bakın...

sevgiler...
Logged

Doğru bildiklerimizi özgürce yazamayacaksak, yazmanın anlamı yok!

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [7] 8 9 10 11 12 13 Yukarı git Yazdır 
 ARTIZAN CLUB Serbest Paylaşım PlatformuForum HakkındaArtizan CaféKonu: Artizan Sohbet Cafe 2012 « önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: