ARTIZAN CLUB Serbest Paylaşım PlatformuEdebiyat & KitapArtizan Yazarlar KlübüArtizan Yazarlarıİmece Usulü Hikayeler Konu: Nefes 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Nefes  (Okunma Sayısı 2796 defa)
Ghost
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2680


« : 05 Şubat 2012, 22:21:06 »

Ece ile Oğuz bebeklikten bu yana birbirlerini tanıyan ve birbirlerine NEFES kadar yakın iki arkadaş...

Aralarındaki şey sadece arkadaşlık,dostluk mu? yoksa yüreklerinin en derin köşelerine sakladıkları aşk mı ?

Oyun başlasın....
Logged
Ghost
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2680


« Yanıtla #1 : 05 Şubat 2012, 22:42:46 »

…. Bela mısın sen başıma? Gitsene,rahat bırak artık beni

…. Kızım Fırat amca seni bana emanet etti hayatta bırakmam seni

…. Babama da bazen şaşıyorum. Sen daha kendini koruyamazken beni nasıl koruyacaksın.

…. Tabi tabi. Ufakken erkeklerle kavga ederken böyle demiyordun

…. Kendinde diyorsun işte. Çünkü ben erkeklerle kavga ediyordum.

…. Sen liseye başladığından beri dilin pabuç gibi oldu farkında mısın?

….

Sustum cevap veremedim ve sadece dil çıkarttım Oğuz’a,

….. Tamam tekrardan ilkokul çağımıza döndük. Dilinin pabuç gibi olduğunu biliyorum dilini göstermeye gerek yok deyip ve benim peşimden arkadaşlarımızın doğum gününün yapılacağı cafeden giriş yapmıştık.

ECE

İlk bu günlüğü ne zaman yazmaya başladım tarih olarak hatırlamıyorum. Tahminen orta 2 deydik. Türkçe öğretmenimizin bir önerisiydi. İçine kapanık olduğum için en azından konuşarak değil de yazarak bir şeyleri çözmemi istemişti benden. Tabi bu içime kapanık halimi bir de Oğuz’a sorun. Oğuz benim çocukluk pardon bırakın çocukluğu bebeklik arkadaşım. Annelerimiz çok yakın arkadaş. Birbirlerinden hiç kopamamışlar ve yıllarca hiç ayrılmamışlar. Dolayısıyla biz Oğuz ile birlikte büyüdük. Birlikte okuduk,birlikte eğlendik,birlikte ağladık. Ama Allah’ı var çok çekmiştir kahrımı.

Neyse nereden geldim ben bu konuya. Günlüğüm…. İkinci günlüğümün ilk sayfalarıydı yukarıda anlattığım hikaye. Daha dün gibi hatırlıyorum aslında. Nasıl hatırlamam ki? Defalarca  yaşadığımız benzer anlardan biri.

OĞUZ

Bazı kareler var zihnimde. Belki fotoğraflardan kalan anılar bilmiyorum ama hepsi o kadar canlı ki. Ece… Benim başımın belası kraliçem.  Sürekli beni peşinden koşturan,başımı belaya sokan,sonra kedi gibi yanıma sokulup kendini affettiren pis bir cadı. Bakın, abartmıyorum gerçekten öyle.  En iyisi ben anlatayım siz karar verin duruma.

…. Oğlum,Ece ile güzel oynayın. Sakın kavga etmeyin tamam mı?

…. Anne,ama her seferinde sen bana kızıyorsun. Ben bir şey yapmıyorum ki

…. Oğuzcum dediğimi yap tamam mı annecim?

…. Tamam anne.

Sanırım 5-6 yaşlarındaydık ve annemle beraber hergün yaptığımız gibi Ecelere gidiyorduk. Her zamanki gibi annem tarafından tembihleniyor ve uslu durmam için uyarılıyordum. Halbuki ben zaten bir şey yapmıyordum ki.

…. Hoş geldiniz Vildancım. Oğuzcum nasılsın?

…. İyiyim

…. Aman aman sen bir şeye mi kızdın? Ne bu surat?

….. Baharcım bana kızdı. Ece ile kavga etmeyin dedim. Neden öyle demişim diye surat yapıyor

…. Ama ben kavga etmiyorum ki. Hep ….

…. Oğuzcum ne konuştuk?

…. Tamam anne.

…. Bak Ece odasında oyun oynuyor. Sende yanına git

Küçücük boyumla odaya girdiğimde gerçekten Ece’nin legolarla oynadığını görüyorum .

…. Yine mi geldiniz?

…. Evet

…. Sürekli seni görüyorum artık. İstemiyorum seni

Gözlerim sulanıyor ama erkekliğe de ..k sürdürmüyorum

…. Ben de çok istemiyorum ama evde yalnız kalamazmışım. Annem öyle diyor.

…. Daha küçüğüz de ondan

…. Ben artık 6 yaşındayım. Kalabilirim.

Küçücük haliyle bile burnu havada bana cevap veriyor hain.

…. Gel oynayalım.

Lego yapmaya başlıyoruz birlikte. Daha sonra kimin söylediğini hatırlamadığım şekilde kale yapma savaşına giriyoruz.  Ben pür dikkat legolar ile ilgilenirken Ece ilk dakikadan itibaren çamura başlayıp, benim parçam,sen alamazsın gibi söylenmelerle bana sataşıyordu . Ama tavrımı bozmadıkça o daha çok sinirleniyor ve pisleşiyordu. Kale yapımım tamamlanıp, kazandım şamatasına başlayacakken bir ayak darbesi ile benim kale yerle bir.

…. Ama neden böyle yaptın?

…. Ayağım kaydı

…. Yalan söylemek çok ayıp. Vurdun gördüm.

…. Vurmadım diyorum

deyip saçıma asılınca başlıyoruz kavgaya. Tabi hemen annelerimiz başımızda

…. Oğuz ben sana ne dedim ?

…. Anne ben bir şey yapmadım ki

…. Niye bu kız ağlıyor o zaman?

…. Anne kalemi yıktı. Neden yıktın dedim,saçımı çekti?

…. O benim saçımı çekti. Ben bir şey yapmadım Vildan teyze.

…. Ah Oğuz biz seninle ne yapacağız? Güzel bir cezayı hakkettin sen. Baharcım yine azdı bu çocuk biz gidelim.
…. Olur böyle şeyler Vildancım. Çok gitme çocuğun üstüne.

Annemler konuşurken ben suçu üstüne alan kişi olarak mahsun ve üzgün bir şekilde Ece’ye döndüğümde o bana dil çıkartıyordu.

Şimdi geriye doğru dönüp baktığımda iyi ki hep hayatımdaydı bu cadı. Onsuz nefes almak nasıl bir şey ben hatırlamazken  onsuz kalmamak için Allah’ıma her gün dua ediyorum. Başıma neler geleceğini bilmeden….


****************************************************

SIRADAKİ YAZAN SERAPMERVE
Logged
SerapMerve
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3097

Farklı,değişken,savunmasız..


« Yanıtla #2 : 06 Şubat 2012, 19:45:01 »



    Nasıl başlayalım? Evet bu gün Ece ile Oğuz için çok kritik günlerden biri diye biliriz.Çünkü kendileri şuan da bir odanın için de kilitlenmiş bulunmaktadırlar.Tahmin edersiniz ki huylu huyundan vazgeçmez.Eee böyle olunca bu iki ukalanın atışmaları 23 yaşlarına rağmen hala devam etmekte.Vee esas bomba Bahar Hanım’ın Vildan Hanımında yardımıyla onları şuan bulundukları odada kilitlemiş olması..

“Yine senin yüzünden başımıza gelmeyen kalmadı küçük hanım! Nasıl mutlu musunuz acaba?”

-Benim yüzümden haa! Bendim değil mi Bora’nın burnunu kıran!-     Bu arada Bora bizim prensese sulanan yakışıklı! Ahh ahh ama gerçekten yakışıklı…

“Yok canım o senin yapabileceğin bir şey değil!”

-Oğuuuz!-

“Bağırmana gerek yok güzelim sesini gayet net duya biliyorum.”

-Neden vurdun Boraya!-

“Çünkü seni zorla öpüyordu abaza herif.Tabi buldu Angelina Jolie dudaklarını yapışır.”

-Birincisi o beni zorla öpm..-

“O seni zorla öptü!”

-Hayır! Zorla öpmedi Oğuz. O beni tıp kı senin Sibel’i öptüğün gibi öptü ııı yani öpecekti de sen damdan düşüverdin bir anda!-

         Oğuz ayağa kalkıp Ece’ye doğru bir adım atıp onu koltuğa oturttu.Sinsice üzerine eğilip konuşmaya devam etti.Adam King! Nasıl sıkıştıracağını biliyor.

“Sen! Sibelle beni mi dikizledin?”

-Ne münasebet! Sen ulu orta yerde kızı götürüyordun.Yani görmem çok normal!- Kıvran kıvran Ece Hanım. Bakalım bu işten nasıl kurtulacaksın.Yani tamam bu kahraman çocukluktan beri senin yanında ama bırakta adam hayatını yaşasın.Arkadaşını paylaşmak istememen çok normal.Arkadaş mı dedim ben? Yoksa Dostluk mu demeliydim. Ya da hmmm ne diycektim ben? Neyse aklıma gelince söylerim nasılsa ben hep burdayım. Devam!

“Ağaç altları ulu orta yerler değildir!”

-Benim için öyledir! Biliyorsun ki ağaca çıkmak vazgeçilmezimdir.-

“Bir dakika! Oturup bizi izlemedin değil mi?”

-Ne yapma mı bekliyordun? Siz ordayken aşağı nasıl inebilirdim ki? Hem oturarak değil ayakta izledim. Kızı yedin!-

“O beni yedi! Neyse benim yemeklerim seni ilgilendirmez! Senin yediğin off kırıştırdığın haltlara dönelim.”

-Neden senin ki yemek benim ki halt oluyor! –

“Çünkü o adamdan bir yemek olmaz!”

-Olur!  Ya anne çıkarın artık beni.Bu aç insana daha fazla tahammül edemiyeceğim!-

“Boşuna uğraşma eminim onlar şuan Eminönün de gezmektedirler.”

-Peki ya şu geçen akşam giymek için altığım eteğe yaptığına ne demeli?-

“Haa onun adı etek yani! Ben onu iç çamaşırı sanmıştım!”

-Sana ne ya benim ne giyeceğimden!-

“Tamam tamam madem öyle! Ya senin, adı neydi Mine? Yok yok Aslı hah evet  onun çorbasına şap katma sebebin neydi?”

-Ben öyle bir şey yapmadım!-

“Evet yaptın! Şimdi nedenini söyle!”   Hadi ama Ece sebebini söyle bize! Yoksa bende burada meraktan öleceğim.

-Çünkü o kızı sevmemiştim!-       Bu mu yani?

“Bu mu yani?”  Hehh aklımdan geçenleri söyledin Oğuz. “Ama ben sevmiştim!”

-Yeter artık daha fazla konuşmak istemiyorum.Anne yaa! Of patates kafa hepsi senin yüzünden!-

“Sakın bir daha bana öyle deme!”

-Patates kafa! Patates! Kafa! Patates Kafa!-

“Pörtlek göz!”

-Ben pörtlek göz değilim Patates kafa!-       Bu işin sonu hiç iyiye gitmiyor.Gözümün önüne çok eski bir sahne geldi.Ve bunun sonucunda Ece bir hafta boyunca oturamamış Oğuz ise günlerce yüzünde ki çiziklerle gezmek zorunda kalmıştı.Hay bin kunduz! Şom ağızlımıyım ne? Oğuz dizlerine yatırdığı Ecenin kalçalarını şamarlamakta şuan.Ece mi? Esnek bedeninden faydalana bildiği kadar fırsat bulup Oğuz’un yüzünü tırmalıyor.

***

      Ohh! Bahar Hanım ve Vildan Hanım yeni teşrif ediyorlar.Ellerinde de bir sürü şey.Acaba ne aldırlar ki? Amaan dur şimdi hiç sırası değil.Hanımlar nerede kaldınız  yaa.Evde harp çıktı harp!

Vildan Hanım : Hayatım merak etme bizimkiler halletmiştir aralarında ki problemi.

Bahar Hanım : İnşallah öyledir canım.Kaç yaşına geldiler hala kavga! Hayır dertleri ne bir bilsem.

Vildan Hanım : Gel bakalım şunlara.Nasıl pişmanlardır kim bilir!

      Hahaha güleyim de boşa gitmesin.Vildan Hanım ne içtin sen yav? Neyse hanımlar merdivenleri çıkıp kapının kilidini açtıklarında içeriden hiçbir ses gelmiyordu.Gülümsediler ve Bahar Hanım kapının kolunu indirdi. 1 dakikalık saygı duruşu sayın okuyucular! Kadınlara inme indi.

Vildan Hanım : Ne ne ne neler oluyor burada?             

    Kadın şoktan kekemeye bağladı iyi mi? Eee normal içeride sağlam hiçbir şey kalmamış ki. Buna Ece ve Oğuz da dahil. Ece’nin saçına ne olmuş öyle? Sanki.. sanki kuş didiklemiş gibi.Ay garibimin elleri malum yeri ovalıyor. Oğuz’un gömleğinin bir yakası nereye gitti peki? Yüzünde de sağlam bölge kalmamış. Aaaa! Odada ki kuşun minicik beynide bu ses cümbüşüyle hasara uğradı herhalde.Çünkü zavallı hayvancağız kafesinin içinde kendisini ordan oraya atıyor.

Bahar Hanım : Acaba biriniz cevap verecek mi bize? Kalbim tekliyor bakın.             Korkma Bahar Hanım pardon ama domuz gibisin. Sana bir şeycik olmaz.Devam!

Ece : Ne olmuşa benziyor anne.Patates kafa beni dövdü!

Oğuz : Hak etti pörtlek göz !                          Oğuz bir hışım odadan çıkıp evi terk ediyor.Hırsından dudaklarını kemiren prensesimiz ise odasına gitme niyetinde.Eeee odayı toparlamakta size kaldı hanımlar.İş başına bakalım!

 “Oğuuuuuuuz” Ece bu? Büyük ihtimalle acısını unutup yatağına güzel bir atlayış yaptı. Hahaha kıyamam sana.

 ECE

   Yakışıklımdan nefret ediyorum. Bu gece ki partide hiç oturmamak ne kadar garip görünür ki acaba? Çünkü bu acı daha önceki deneyimlerime göre bir hafta sürer.Zaten annemden alabandayı yedim onun yüzünden ( Ece açıklama yapsana! Kendisi azarı yedim demek istiyor).Of off! En iyisi hazırlanmak yoksa düşündükçe sinir sistemim yok olma yolunda büyük adımlar atacak.

0ĞUZ

   Prensesin bıraktığı hasar sandığımdanda fazlaymış! Bu gece ki partiye hiç gidesim yok ama ona inat orda olacağım.Bora denilen armut kesin bizimkinin yanında olacak.Hayır Fırat amca olmasa hayatta ilgilenmem ama rahmetliye sözüm var bir kere. Bu kızı ömrüm boyunca koruyacağım.
       
   Ahh armut ahh! Ay bende miydi sıra? Pardon, bu gece neler olacak bilmiyorum ama bu ikilinin hallerini görenlerin şok olacağı kesin!  Oğuz şimdi evden çıktı. Ece ondan önce çıkmıştı zaten. Vee parti başlasın!
       
      Yüksek ses, enfes içkiler (-18 ler içki zarar unutmayın) burası mükemmel.Hahh Ece göründü  ve Bora da göründü.Filinta gibi maşallah.

“Ece şöyle oturalım istersen?”

-Yok yok! Oturmayalım Bora!-

“Neden? Bütün gece ayakta mı duracaksın.”

-Evet! Hem ayaklarının üzerinde çok durursan boyun daha çabuk uzuyormuş bunu biliyor muydun?-              İlahi Ece! Çocuk sana tabi aval aval bakar! Adam Ersan İlyasova gibi daha ne kadar uzasın ki? Ama kızcağız da haklı nasıl otursun.
   
    Oğuzda geldi. Koluna da Sibel’i takmış.Aa Ece onları her gördüğünde neden öyle domates gibi kızarıyorsun ki? Bir dakika bir dakika o da ne?


Top sende aytac02. Kolay gelsin tatlım fcn-5

Bu arada ben Fırat Bey'i öldürmeyi tercih ettim.Devam edecek olan arkadaşlarımız tercihlerine göre adamı yaşatabilirler..Nasıl olacak bakalım? Keyifli okumalar  Hgv-1
Logged
aytac02
SsSeEmMi!hA
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1263


« Yanıtla #3 : 07 Şubat 2012, 16:27:32 »


    Oğuzda geldi. Koluna da Sibel'i takmış.Aa Ece onları her gördüğünde neden öyle domates gibi kızarıyorsun ki? Bir dakika bir dakika o da ne?

   Oğuz kızı tartaklıyor.Şaka mı bu.İyice delirdi gözü.Kıza neden vuruyor ki. Popomda ki acıya inat Oğuz'un yanına doğru gidiyorum.Kıza tokat atıp bir yandan da bağırıyor.Şİddete karşı ne kadar duyarlı biri bu Oğuz.Önce beni dövdü şimdi sıra Sibel'de.İzlediği şiddet içerikli filmlerin etkisinde kalıyor bu çocuk kesinlikle.

-”Senin ne haddine laf atmak he.Sen kimsin kendini ne zannediyorsun.Kim verdi sana bu yetkiyi kim.Seni mahvedicem kızım kurtulamazsın elimden.”

Oğuz bir tane daha vurmak için elini kaldırırken tutuyorum onu.Gözü dönmüş bir şekilde bana bakıyor.

-”Ne yapıyorsun Oğuz.Herkes size bakıyor görmüyor musun.”

-”Sen karışma Ece.Bu kız dediği laflardan özür dileyecek.Kimseye laf ettirmem ben.”

-”Ne oldu ne dedi ki sana.Kime laf ettirmiyorsun”

Sibel anlık bir tepkiyle uzaklaşıyor yanımızdan.Uzaktan gözleri hala korku dolu.Saldıracakmış gibi bakıyor.Oğuzdan böylebir tepki beklemediği her halinden belli oluyor.

Ne olmuştu ki Oğuz bu kadar çileden çıkartan?

     ***
   
  Sibeli aldıktan sonra partiye gelmiştik.Tam kapıdan girmiş etrafımızda tanıdıkları ararken Sibel Eceyi görünce onun hakkında konuşmaya başlıyor.Zaten tüm kız arkadaşlarım imali da olsa Ece hakkında yorum yapıyorlar.Bende onları direk sepetliyorum.

-”Senin ki de burda.Baksana yine yanına takmış o çocuğu.Senin bu arkadaşın varya bildiğin op... Çanta değiştirir gibi sevgili değiştiriyor.Güzel de Bir şey olsa gam yemicem.Çirkin koca gözlü aptalın teki.Çocuğun içine düşücek utanmasa herkesin içinde yiyişecekler.Gözlerini dikmiş çocuğun ağzına.Beni öp beni ye der gibi. Böyle kızlar namuslu oluyor ya.Giydiği elbiseye bak.

  Sibelin konuşmaları kulaklarımdan yankılanıyor.Elimi kaldırdığım gibi ağzına doğru hızlıca bir tokat vuruyorum.Kimse Eceye laf edemez.!Hele benim yanımda hiç!
Sibel şoka girmiş gibi bakıyor bana.Ona daha neler edicem ben.Sibel konuşmaya devam ettikçe bir tane daha vuruyorum.

-”Sus allahın cezası sus.”

Tam elimi kaldırmışken biri tutuyor bileğimden.Ece gelmiş yanıma.

-”Oğuz biraz sakin ol lütfen.Hadi gel gidelim burdan.”

Biz konuşurken Sibel tekrardan geliyor yanımıza.

-”Oooo alemin op..gelmiş buraya.Senin gibilere ne diyorlar biliyor musun sen?Motor mu oluyorsun motorcu mu kızım.”

Sibelin dediklerini önce anlamıyorum ama bana diyor kesinlikle.Oğuz bir hamle ile Sibelin kolunu tutuyor.Ben yine araya giriyorum.

-”Bu kız için bana vuruyorsun ya Oğuz senle takıldığım güne lanet olsun.”

Etrafımız da ki kalabalık gitgide artıyor.Sibel laflarına devam ettikçe Oğuzu durdurmak imkansız oluyor.Arkadaşlar kolundan tutuyorlar ama Oğuz'un iri cüssesine kimse karşı koyamıyor.Mekanın sahibleri polis çağırmışlar.Eee haklılar kim mekanında şiddetli kavga olsun ister ki?

Ben oğuzu sakinleştirmek isterken Bora geliyor yanıma.

-”Ece hadi gidelim burdan.Ne yapıyorsun bu iri yarı gorilin yanında.”

-”Arkadaşım o benim Bora.Yanında olmalıyım.”

-”Saçmalama sanane ki.Hem bak polis geliyor.Karışma sen çıkalım burdan.”

-”Olmaz gelemem sen gitmek istersen git.Ben Oğuzla kalıyorum.”

Oğuzla kalmamak gibi bir şansım olamaz ki.O benim canımın diğer yanı gibi.Biz hiç ayrılmadık ki.Şimdi onu arkamda bırakıp hayatta gidemem...Bora bana bakıp arkasına bile bakmadan gidiyor.İstediği yere gidebilir.Benim yerim belli.Oğuzun hemen yanı.

Sibel işi abartıp polislere kaba taslak olayı anlatıyor.Görevli memurlarda Oğuzu ifade için karakola götürmek istiyorlar.Bende hemen peşindeyim.

Polise ifade verirlerken bende duyuyorum herşeyi.Sİbel bana laf ederken Oğuz da güzel bir cevap vermiş.Canım arkadaşım beni savunduğu için kızı dövmüş.

Sibel önce şiktayetçi oluyor Oğuzdan.Görevli amirin araya girmesi ile olayı uzatmanın manasız olduğunu bir sonuca ulaşılmayacağını anlatıyor.Kız zorla da olsa geri alıyor dilekçesini.
Sibel odadan çıkınca Oğuz görevli amire teşekkür ediyor.İkimiz çıkıyoruz dışarı.

Oğuz bana bakıyor ben ona.Daha sonra gülmeye başlıyoruz.İkimiz yine yanlızız yine birlikteyiz aslında.Erkek arkadaş ya da kız arkadaşlarımız yok ama biz varız bu hepsinden güzel.
Katıla katıla gülüyoruz.Sokaktan geçen insanlar bize bakıyor.Daha fazla dayanamıyorum.Oğuza sarılıyorum o da bana sarılıyor.

-”Dün sana zarar verdiğim için özür dilerim.Öyle popona vurmak istemezdim.”

-”Ben de senden özür dilerim.Suratına çizik atmak hiç istemezdim.”

Biz iki deliyiz işte.Birbirimizden hiç hoşlanmasakda aslında birbirimizsiz yapamıyoruz.İki insan birbirine hem bu kadar zıt hem bu kadar uyumlu olur.

    ***

   Yeni katalog için model çizerken aklıma bu bölümü seçerken ki kavgalarımız geliyor.”Sanat ve Tasarım”bölümünü bitirdim ben. Daha sonra alanımda “Çorap Tasarımı” oldu.Yanlış okumadınız ben Çorap tasarımcısıyım.Çok zevkli bir o kadar da zor bir bölüm Çorap. Renklisinden, çiçeklisine, böceğinden, kedisine fantezi giyim içine kadar bir sürü çorap çeşiti var. Birde kendi imzamı taşıyan “Ece style” var tabi.Bu da benim kendi özel ürünlerim.Mağazanın bir bölümü sadece benim stilimi yansıtan ürünlerden oluşuyor. Fermuarlı çorap en çok satan ürünlerimden.

Tam çorabın kontörlerini çekerken aklıma Oğuzla sınav teleşımız geliyor.Sahi biz sınava girmeden önce bile kavga ediyorduk.Hiç sakin olduğumuz an yok galiba.Yok yok var galiba Oğuz sünnet olurken ben uslu uslu durmuştum.

   ***
-”Annecim boşuna veriyorsunuz Eceye bu okunmuş pirinçlerden.Onun işi pirince kaldıysa vay haline.”

Vildan Hanm oğlunun dediklerini duyuyor ama cevap vermiyordu.Alışmıştı artık.İkisi hem kavga edip hem birbirleri olmada vakit geçirmezlerdi.

-”Sen öyle san akıllım.Ben tüm sene ders çalıştım.Kesin istediğim üniversiteye giricem.”

-”Doğru kesin girersin ne olacaktın sen çorapçı mı?Kızım senin o tasarlayacağım ben dediğin çorapları varya 5 tanesi 1 milyona satıyorlar cadde başlarında.Boşuna okuluna gitme yani.Alalım biz sana biraz çorap git sat bari ticaret yaparsın.Cebine üçbeşkuruş para girer.”

Gözlerim dolu dolu Oğuza bakıyorum.Sınava girmeye saatler kalmış ama biz hala birbirimizi yenmenin peşindeyiz.Gözlerim de ki duygusal silüyeti bir yana bırakıp hemen lafı yapıştırıyorum.

-”Sen ne okuyacaktın pardon da.Mimarlıkmıydı ne.Senin yaptığın evde kim oturur be.İnsanlar asrın hatasını yaparlar senle çalışarak.Ev planlamak sana mı kalmış.Önce sen kendi odanı planla.Savaş alanı gibi her anı.İçinde Vildan teyze nasıl yaşıyor bilemiyorum.”

Oğuz bana şuu bir bakış atıp kalemkutusunu kontrol ediyor.Bay mükemmel olduğu için eksik birşeyi kalsın istmiyor.Ah allahım neydi benim günahım ya...

***
 Kafamı daldığım düşüncelerden kaldırıp Oğuzu arıyorum.Biraz onu sinir etmeliyim dimi.?Bir kaç çalıştan sonra açılıyor telefon.

-”Neden geç açıyorsun telefonu.Kaç kere çaldırdım.”

-”Abartma Ece..Müşterim vardı içerde.Senin melodini duyunca dışarı çıkıp açtım hemen.”

-”Aferin benim akıllı arkadaşıma.O melodi hala duruyor mu ya sana kaç kere değiştir demedim mi ben.

-”Ben seviyorum.Hem seni anlatıyor.Hem melodisi çok hoş.

-”Neyse neyse ne dicem.Sana yeni çoraplar yaptım.O tek renk takımların altına giyersin.Hadi bu iyiliğime unutmazsın artık.”

-”Koyu renk değil mi hepsi.Biliyorsun siyahdan başka Bir şey giymiyorum.”

-”Yok beyaz yaptım bu sefer.Kıro gibi giyersin belki.Bir renk olur üstüne..”

-”Uf Ece ya.Ne buluyorsun böyle iğrenç esprilerden bilmiyorum.Biraz değiştir kendini lütfen.”

-”Kes sesini Oğuz.Hadi kapatıyorum arayanda kabahat seni.”

Ece telefonu suratıma kapatınca gülüyorum.Biz öyle anlaşıyoruz.Gereksiz canımlar cicimler yok bizim aramızdan.Zora gelince yaptığı gibi kaçıyor Ece hanım hazretleri.Onun bu hallerine öyle alışığım ki. Kaçmak sıvışmak uzaklaşmak Ecenin en iyi yaptığı işler.

**
 Akşam eve varınca annemi telefonda konuşurken buluyorum.Biraz düşünceli biraz somurtkan  konuşuyor.Bana bakışları ile selam verip telefon konuşmasına devam ediyor.Konuşmas bitince dönüyorum hemen anneme.

-”Ne oldu anne şaşırdığın bir haber aldın galiba.”

-”Evet Oğuzcum.Bahar Teyzen aradı bu akşam Eceyi istemeye geliyorlarmış.”

****

            Ben sıramı “Demeter”e bırakıyorum.Kolay gelsin:)

NOT:Tek bölümlük özgür birşeyler yazmak güzel oluyormuş.Hikaye nereye çekersen gidiyor cidden.Ben kızı çorap tasarımcı yaptım.Bu ara meşhur olmaya yakın bir meslek dalı patladı patlicak yani fcn-5
Telefon melodisi içinde bu şarkıyı düşündüm sabahtan beri dilimde.

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=E19ZTGTfH-w" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.youtube.com/watch?v=E19ZTGTfH-w</a>


İyi okumalar
Logged
smile
Gülücük:)
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4871


Gülücük:)


« Yanıtla #4 : 08 Şubat 2012, 23:57:24 »

Sonradan Gelen Pişmanlık Fayda Etmez......


Ben neden mi böyle davranıyorum inanın  ki bilmiyorum..O benim canım ,her şeyim ,onsuz olmak nasıldır inanın bilmiyorum bu saatten sonrada bilmek istemiyorum...çok canım acıyor , hani biz hep kırar döker sonra bir şey olmamış gibi güler geçerdik ya….bu sefer öyle değil…Onu çok kırdım ..ama istemeden ..hiç istermiyim onun yüzünün solmasını..kıyamam ki..niye böyle konuşuyor diyorsunuz değil mi şimdi…..durun anlatayım..

O gün hani onu istemeye geleceklerini duyduğum gün….bir an dünyam karardı sandım..annem ‘’istemeye gelecekler hadi hazırlan gidelim ‘’ dedikçe…ben ‘’ne diyorsun ya ne istemesi’’….diye çıldırmış ne yapacağımı şaşırmış  bir durumda kalakaldım..ne demek yani şimdi Ece evlenecek mi..başka biri ile..o artık benim Ecem olmayacak mı?? diye düşüncelere dalmışken Ece lere varıyoruz..ki ne göreyim Ece  !!…benim Ecem prensesler gibi…o her zaman öyleydi zaten ama şimdi çok daha farklı gibi…o fark onun görünüşünden mi yoksa benim onu farklı gözle görmemden mi  kaynaklanıyor  inan ki bilemiyorum..şimdi benim yanıma geliyor o güzelim yüzünde ki  insanı içinde kaybolmayı isteyecek kadar engin yeşilleriyle bana bakarken benim yüreğim titriyor…neler oluyor bana böyle…Ece yanımdayken.. yakınımdayken  hiç böyle şeyler hissetmezdim ben….

ECE – Oğuz ne o şaşkın şaşkın beni ilk defa görüyormuşsun gibi bakıyorsun? Nasıl güzel olmuşmuyum bu akşam Bora 'lar geliyor beni istemeye çok heyecanlıyım ya…elim kolum titriyor resmen...

OĞUZ -  Bora mı?  haydaaa  o nerden çıktı ya….ne zaman bu kadar ciddi oldunuz siz ve bu kararı aldınız da  benim haberim yok? Hani siz görüşmüyordunuz parti  akşamı  biz karakola giderken o arkasına bile bakmadan çekip gitti diye …sen böyle biriyle nasıl bir gelecek düşünürsün anlamıyorum ya…sen ne yaptığını sanıyorsun Allah aşkına çıldıracağım yaaa….

VİLDAN HN  _ neee  bir dakika bir dakika ne karakolu ne partisi bu Oğuz…?

BAHAR HN _ siz karakola mı düştünüz Ece? biri bize cevap versin….

ECE _ iyi halt ettin yani şimdi Oğuz….ne bu sende ki afra tafra anlamadım ki ..hem senin 10 günlüğüne arkadaşlarınla gittiğin gezi döneminde  biz Bora ile  görüştük o özür diledi bende affettim barıştık…

OĞUZ  _ ve sen bunu bana şimdi mi söylüyorsun….biz neciyiz burada he….söylesene ben senin hayatında neredeyim ki seni istemeye geleceklerinden en son haberim oluyor…..cevap ver bana….

ECE _ bağırma bana……sana ne oluyor be …ne bu sinir anlamadım ki..işte şimdi haberin oldu tamam mı ..

OĞUZ _  tamam değil efendim…..ahh  ben o adamın burnunu değil boynunu kıracakmışım demek ki  zamanında…

ECE _ sen ne diyorsun ya….

OĞUZ – basbayağı duydun ne dediğimi ….hem…. hem benim Fırat amcaya sözüm var biliyorsun …bana emanetsin…vermiyorum..ben kimi istersem ona veririm o kadar…..

ECE _ anneeee  alın şunu yanımdan yine çizeceğim bir yerlerini fena olacak…

OĞUZ _ sen kimin neresini çiziyorsun kızım ya….asıl ben seni yine yatırırım dizlerime oturamayacak hale getiririm seni istemeye geldikleri zaman da kimsenin önüne çıkamaz durumda olursun….aaaa dur dur bu iyi fikirmiş valla…

ECE _ayyy aklımı kaçıracağım anneeeee……şimdi gelir Bora ve ailesi bu ne diyor ya….Oğuzzz    kendine gel ne senden istemesi ya….

OĞUZ _ evet sözüm var ..kim isteyecekse önce bana gelecek o kadar….. beğenirsen…diye burun kıvırıp yanlarından geçip gidiyorum salona doğru…..

tam o anda kapı çalıyor…
Ece bir anlık boşlukla kısa bir çığlık atıp …’’ geldiler geldiler’’ diyip kapıya doğru bir koşu tutturunca…

BAHAR HN_ dur kızım dur bir sakinleş evde kalmış kızlar gibi ne öyle çok hevesliymiş gibi koşturmak.bir ağır ol be kızım…yavaş…..

derken Ece Hanım  kapıyı açıveriyor  ve  önde Bora nın annesi  babası.. arkada kendisinden 2 yaş büyük abisi Volkan … elinde büyük bir gül buketi  ve çikolata ile Bora  eve teşrif ediyorlar…. Ayak üstü kısa bir tanışma ile herkes salona doğru yönelirken …
bende onları salonda  ayakta bekliyorum ….Bora nın annesine ve babasına hoş geldiniz derken Bora ya yan gözle sinir bir bakış atmaktanda geri kalmıyorum tabi.. …ama Bora Ece ye bakmaktan benim bakışımı  farketmiyor bile  .. herkes yerlerine oturduktan sonra….nasılsınızlar iyiyizler ..havada uçuşup  hal hatır sorma faslı devam ederken Ece ve benim kadar eski olmasa  da çocukluk arkadaşı  Melis mutfağa geçip kahve yapımına başladılar...ki bu ne acele onuda anlamışta değilim ya ..…

ECE

Biz Melis ile kahve yapmaya koyulurken Melis başlıyor benimle dalga geçmeye.

MELİS  _  eee  damat beyin kahvesine  biber..tuz ve karbonat  üçlüsünü ekleyeceksin değil mi…Ece ?

ECE _ herhalde kızım….yavan gidecek halimiz yok azıcık terletmeden olmaz dimi  ….diyip kahkahayı patlatmıştık.


OĞUZ

İçerden kızların kahkaha sesleri gelirken,salonda ise çok ciddi bir hava esiyordu…
 
OĞUZ- ''oğlumuzz ne iş yapmakta?'' diye sorduğumda herkesin başı Bana çevrilmişti…..sanki Bora 'dan çok büyükmüşüm gibi birde ‘’oğlumuzz’’ diye soruya başladığım için herkes şaşırmıştı tabiî ki…

Bahar ve Vildan hanım ne yapmaya çalıştığımı anlamışlar gibi kaşgöz işareti yapmaya başlarlar bana ..ama ben hiç oralı olmadan Selim beye bakmaya devam ediyordum…tabii  arada göz ucuylada Bora'ya küçümsermiş gibi bakmayıda ihmal etmeden…

SELİM BEY_ şaşkınlıkla Bahar hanıma bakıyor  kim bu arkadaş diye ..

BAHAR HN _ ee  Selim bey Oğuz bizim aile dostumuzun oğludur..Ece nin çocukluk hatta bebeklik arkadaşıdır ve Fırat yani rahmetli eşim Ece yi ona emanet ettiğini söylerde kendisi…

OĞUZ _ ne demek o Bahar teyze ben kendim mi uyduruyorum tabiî ki Fırat amca bana emanet etti…

BAHAR HN_ tamam  bişey demedim ki bende aynını söylüyorum ya çocuğum….

diye söylenirken kızlar ellerinde kahve tepsisiyle içeriye girip  .. herkese kahvelerini dağıttı….Bora kahvesini alırken Ece 'ye gülümsemez mi bu tabiî ki gözümden kaçmadı  ve iyice sinir oldum…..Ece'nin de sinsi sinsi gülümsediğini görünce.. ipler o kadar koptu ki bende Ece nin gülümsemesinde ki manayı bile yakalayamadım sanırım.… bunları düşünürken  kahveler tüketilmiş ve Selim bey öksürerek konuşmaya başladı tekrardan..

SELİM BEY_  Bahar hanıma dönerek …efendim sebebi ziyaretimiz belli…..allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Ece'yi oğlumuz Bora'ya istiyoruz….

BAHAR HN_  kızım benim hayatta ki tek varlığım Selim bey…..gönül ister ki hep benimle olsun ama gençler anlaşmış birbirini sev..

OĞUZ_ hayır……vermiyorum….!!!!!!  

ECE_ neeee??

BORA _ neeee??

Evett...işte o akşam ne olduysa oldu isteme merasiminin bitiminde herkes gittikten sonra  söylediğim sözlerimden ….çıkışlarımdan  itibaren Ece benimle konuşmuyor …....görüşmüyoruz…. offfff    …neden o koca çenemi tutamayıp o kadar fevri davrandım ki…..halbu ki..!!!!!


evetttt   ben sıramı savdım....kolay gelsin DEMETER cimm....
Logged

YANAĞINDAKİ GAMZEYİ OLUŞTURAN GÜLÜMSEMEDEYİM...fcn-5fcn-5
Demeter
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1235


« Yanıtla #5 : 10 Şubat 2012, 15:00:02 »

“ECE”

Bu akşam annem Vildan teyzenin bize gelmek istediğini söyledi. Oğuz’u da getirecekmiş, bizi barıştıracaklarmış. Onun adını duyunca cinlerim tepeme çıktı  birden. Biraz fazla bağırdım galiba, annem irkildi.

Ben – O deliyi görmek istemiyorum bir daha anne. Ne bu evde, ne başka yerde!

Annem – Ama kızım o da pişmanmış dediklerine. Morali bozukmuş çocuğun.

Ben – sürüm sürüm sürünsün pişmanlıktan. Gözüm görmesin onu bir daha…. Anne bana neler dedi ya, kulaklarınla duydun…

Annem -  yani … pek yenir yutulur şeyler değildi...

Ben – gelmesinler anne. gelirlerse olay çıkar. daha kötü olur. ben odama gidiyorum.

Bir hışımla odama girip kapımı kapatıyorum. Salondaki annemin sesini cılız da olsa duyuyorum.

Annem – alo Vildancığım, bizimkinin heyheyleri üstünde hala, hazır değil barışmaya. Birkaç gün daha geçsin, biraz bekleyelim öyle deneyelim…. Tamam canım…. Eşek ki ne eşek… evet evet…. Olan oldu bir kere…. Tamam… iyi akşamlar…

Bizi barıştırmak istiyorlar. Nasıl barışacağız biz? Bana ettiği sözlerden sonra nasıl bakacak yüzüme? Salak şey işte! Dengesiz!.. Dengesizin daniskası!… Öfkem bir türlü dinmiyor... nerde benim günlüğüm?

“Sevgili günlük, acı tatlı günlerimin sırdaşı… bir haftadır seni elime almıyorum… alasım gelmiyor… moralim o kadar bozuk ki bir haftadır… işyerinde bile çorap tasarımı yapamıyorum… bütün o çorapları tek tek Oğuz’un başına geçirmek, ona acı çektirmek istiyorum… çünkü o benim canımı çok acıttı… önümdeki kağıda çeşit çeşit oklar karalıyorum sürekli olarak…ucu sivri, sippsivri oklar… o akşam bana neler söyledi bir bilsen… hani parti verildiği gün, Sibel’i dövmüştü ya o şiddet düşkünü, dengesiz şey… Sibel’i dövmesine sebep olan o lafları kendisi söyledi bana… yazmaya elim varmıyor… ben erkek düşkünüymüşüm… çocuğun içine düşecek gibiymişim… tabii daha fazla dayanamamış çocuk…çoçuk çocuk dediği Bora…  neyse ki terbiyeli çocukmuşş… bana sahip olabilirmiş istese…. Ama o ailesini de almış gelmiş usturuplu bir şekilde… düşünebiliyor musun günlük?…. İstese bana sahip olabilirmiş Bora… yani ben o kadar hafif biriymişim… Çok kırıldı kalbim…çok… bir de demesin mi  ‘Sibel söylediklerinde haklıymış, keşke dövmeseymişim.’  diye.  bardağı taşıran son damla oldu işte. O an sanki cam kırıklarından bir tülün içinden geçiyormuş gibi hissettim kendimi.… içim dışım, her yanım öylesine acıdı ki… sızım sızım sızlıyor hala...  Benim Oğuzum beni çok kırdı Sevgili Günlük... çok hem de… eskiden de didişirdik, birbirimize hoyrat davranırdık ama en yakın sırdaştık, can ciğer kuzu sarmasıydık… birbirimizi kırmazdık böyle.. ne oldu benim Oğuzuma, neden bana böyle davranıyor artık?... sen biliyor musun günlük?... Ben bilemiyorum…”
………………………………………………………………

“OĞUZ”

Günlerdir şu üç cümleden başka bir şey kuramıyorum.. tabii içimden…  Allah belamı versin benim….Adam mıyım lan ben?... Adam değilim lan ben…

Şantiyede işçilere kan kusturmaya başladım, dün de taşeronun biriyle kavga ettim. İnşaat müdürümüz Salih Bey  beni bir kenara çekti.

Salih Bey - Oğlum sakin ol biraz. son günlerde çok agresif oldun. Bir çeki düzen ver kendine.

Ben - ama Salih Bey, haksız mıyım yani!. İşlerini düzgün yapmıyorlar!

Salih Bey -  bak yine aynı şeyi yapıyorsun. Haksızsın demiyorum Oğuz, sakin ol diyorum. Sadece sakin ol, yeter.

Salih Bey böyle söyleyip gitti, ben öylece kalakaldım… Evet sakin olmam lazım benim... hiç sakin değilim… sakin olmam lazım… allah belamı versin benim… nasıl ettim o lafları ben Eceme?... adam değilim lan ben… nasıl sakin olacağım lan ben?... lan deme lan!... ooofff!...

Ben biliyorum aslında… Benim sakinleşmemim yolu Ecey’le barışmaktan geçiyor… onu o salak Bora’yla düşündükçe snirim tavan yapıyor zaten… gerçi annemin dediğine göre o akşamdan sonra Bora ile de kavga edip ayrılmışlar… oh olsun.. iyi olmuş… ama ya başkası çıkarsa bu sefer?... Bora olmaz, başkası olursa… allahım ne yaparım o zaman?... Ece ile acilen barışmam lazım… kendimi affettirmem lazımm…. Ben onsuz olunca çekilmez oluyorum… hatta kendi kendimi bile çekemiyorum… onsuz olamam ben...

Ne yapmalı nasıl etmeli?.... Hah buldum galiba bir şey… şurda bir yapboz vardı… işte burdaaa….
………………………………………………………………

“ECE”

Cumartesi öğleye kadar çalışıyorum. İşten çıkınca Melisle buluşup, sinemaya gideceğiz. Ama Melis cayıyor son ande, ben de eve gidiyorum. Kapıyı çalıyorum, açan yok. annem evde değil demek ki. kapıyı kendi anahtarımla açıp içeri giriyorum. Odama gidip üstüme eşofmanlarımı geçiriyorum. Mutfağa girip bir neskafe yapıyorum ve salona giriyorum. Birden onu görünce ürküyorum. “Hiii!” diye sıçrayınca kahvemin birazı yere dökülüyor.

Ben – Allah kahretsin! diyorum sinirli sinirli.

O bir şey demiyor, yüzünde ciddi bir ifadeyle bana bakıyor… ben de ona ters ters bakıp çıkıyorum, bir bez getirip yerdeki göleti siliyorum. O hala aynı ciddi ifadeyle bana bakıyor.. nasıl bakıyor ki benim yüzüme?... nasıl girmiş bu eve? Annem almıştır tabiii…. Sevgili arkadaşının oğlu ya…. Babam beni ona emanet etmiş ya… bula bula bu dengesizi mi bulmuş emanet edecek!... neyse, rahmetlinin gücüne gitmesin şimdi…

yeri silip kanapeye oturuyorum. Hiç o tarafa bakmıyorum. O yokmuş gibi davranacağım. Kahve de pek güzel olmuş… Oturmuş ne yapıyor öyle o masada?… çaktırmadan bakıyorum…. Hııı, puzzle yapıyor…. Aklı sıra beni kandıracak…  Pazıla dayanamayacağımı sanıyor… nerdeee… eski çamlar bardak oldu… bu da nasıl bir atasözüyse… neyse, ekşi sözlükten bakarım …  yani eskisi gibi değil hiç bir şey Oğuz Bey…. Ben senin bildiğin Ece değilim artık….
………………………………………………………………

“OĞUZ”

Benim bildiğim Ece pazıla dayanamaz… yerleştirilmemiş bir pazıl ve Ece… ikisi asla bir arada duramaz… dayanamaz ki dağınık pazıl görmeye…. eminim yine dayanamayıp gelecek…  hah işte, çaktırmadan bakıyor… çaktırmadığını sanıyor… kıvran kıvran Ece hanım…. Adım gibi eminim , geleceksin el atacaksın bu pazıla…

Sonunda Ece kıvrana kıvrana masaya yaklaşıyor. Bakıp yapacak bir resim arıyor gözleri ama bulamıyor. Yine de sesini çıkarmıyor, karşıma oturuyor. İkimiz de hiç konuşmadan, sessiz sessiz  pazıl yapmaya başlıyoruz… İkimizi de çok ciddiyiz… Beşyüz parçalık pazılı yapmak, hele de resimsiz yapmak epey uzun zaman alıyor tabiii.  Ama yavaş yavaş oluşan pazılda iki eşek belirmeye başlıyor… ben onun tepki vereceğini düşünüp gardım hazır bekliyorum ama o ne… Ece hiç sesini çıkarmadan eşekleri tamamlamaya devam ediyor… son parçayı da koyunca iki eşekli pazıl tamamlanmış oluyor ve Ece kalkıyor masadan… hiçbir şey söylemeden hem de… ne olmuş benim Eceme?  Ne yapmışım ben ona?

Ben – ben eşeğin tekiyim Ece.

Ece – öbür eşek kim peki? Sibel mi?

Ben  – Ne Sibeli ya!. O sensin!…

Ece – sen böyle mi özür diliyorsun? Salak mısın sen ya? Özürün kabahatinden büyük.

Ben  – dur Ece. Tamam pazıl tek eşekli olmalıydı. Ama tek eşekli puzıl yoktu evde. Ne yapayım… ben gerçekten eşeğin tekiyim…

Ece- diğeri de Sibel o zaman…


Ben – hayır, diğeri de sensin… eşek dahi olsam yanımda başkasını istemiyorum… o sen ol…

Ece -  ???…..

Ben  – hem sen de eşeklik etmedin mi o salak Borayı evine çağırıp…. O evlenilecek adam mı be?

Ece – Yine mi başladık? sana ne lan. Sana ne! Kiminle evlenirim evlenirim, sana ne! Sen git o pis ağızlı Sibelinle öpüş orda burda. Onunla öpüşe öpüşe senin ağzın da bozulmuş zaten…

Oğuz – ben… gerçekten çok üzgünüm Ece… nasıl kaybettim kendimi birden anlayamadım… seni Borayla birlikte düşünemedim. Düşüncesi bile beni çıldıttı ya. Anlasana beni!

Ece – seni anlayamıyorum ben Oğuz.. sen iyice dengesiz davranmaya başladın sen. İyice dengesiz oldun. Hatta D.D. oldun.

Ben – D.D. mi? O ne demek öyle?

Ece – Dengesizin daniskası demek!

Ben – Nee??

İkimizde gülmeye başlıyoruz… hem de katıla katıla… duruyoruz… birbirimize bakıp tekrar gülüyoruz…

Ben – sen de S.B. sin.

Ece – S.B. ne ki?

Ben – Sinir bozan.

Yine köpürüyor Ece.

Ece – asıl sen benim sinirimi bozuyorsun! Git işine!

Ben – işim yok şimdi!

Ece – git o zaman Sibelinin yanına… git öpüş onunla cıvık cıvık.

Ben – bak biraz daha söylersen kıskandığını düşünmeye başlayacağım.

Ece – ne kıskanması ya? Bırak yaa!.. D.D. ne olacak!...

Ben – sen de S.B.

Ece yine dilini çıkarıyor ve ben onun beni affettiğini anlıyorum… Ecem beni affetti ya, sakinleştim artık…

................................

Ben HOPE desem???
Logged
hope
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 100


« Yanıtla #6 : 12 Şubat 2012, 14:43:04 »

Eseklerin askina

Oguz (gozlerini Ece’ye kitlemis olarak)

O nasil dil cikarmak oyle…  Yiyesim geldi… Hala guluyor bak, oyle sallana sallana kendini geriye geriye birakarak, uzansam tutsam, yaklastirsam gozlerime gozlerime kokusunu ceke ceke opsem opsem opsemm opsemmm. Sen sadece benimsin, ancak benim olabilirsin desem.

Ece: Hopppp, uyan dedim uyan… Ne ruyasi bu be gozler acik, agiz kayik, bana bak sen simdi baristik diye Sibel Sibel diye geleceksen yanima yanima, oyuveririm gozlerini oyu oyu veririm…

Su bakisa bak yaaa, bu esekli pazili bulmus birde, hadi baristim seninle bu ne kadar surer hicccc bilememmmm… Daha ilk dakikadan gicik kaptim, iyhhhy,  ama aklima super bir fikir geldiii. Esek kulakli coraplarrrr evet evet esek gozlude olabilir, mesela mesela Oguz’un ki gibi esek gozlu. Hani bana bakarken boyle devrik devrik…Hani boyle mahzunnn hani boyle esekkkk…

Oguz, dikkatle Ece’nin yuzune bakmaktadir

Ne dusunuyor acaba boyle kaslari kalkik kalkik, sanki bana birseyler planliyor gibi geldi, nasilda kalkiyor dudaginin kenari havaya, nasilda inip inip kalkiyor gogsu, tipki her heyecanlandiginda elllerinin icine ter dolup yapmaya calistigi coraplar sarpa sarinca hepsini yere atip ustunde zipladigi gibi. Atma diyorum sacini elinle geriye atma, yapma beni eseklerin eseki yapma diyorum.

Oguz: Baristik mi? (Sesinde bir yumusaklik, bir sirnasiklik)

Ece: Bilmiyorum.belki baristik belki barismadik (nazlanarak)

Ece hayir da diyemiyordu, evet te, hatta ne diyecegini bilemeden oylesine gulmek istiyordu.

Oguz: Ne demek belki, hadi gel bir kucaklayayim seni bitsin bu iskence (giderek yaklasiyor elleriyle Ece’yi tutmaya hazirlaniyordu)

Ece: Hayirrr ( kendini geriye cekerek, sanki kacacak gibi)

Oguz: Evet, ne var bunda sen cok seversin gidiklanarak dondurulmeyi (israrla Ece’ye dogru adim atarak)

Ece: Ben buyudum artik, istemem, helede senden hic istemem (burnunu havaya kaldirip, kollarini baglamisti)

Oguz giderek yaklasiyordu Ece’ye, gozlerinden akan ifade Ece’yi urpertmeye baslamisti bile. Kalbinin gogsune sigmadigini dusunuyorken

Oguz: Neden , benden istemiyorsun? Iste hadi, bak Taksim’de ben esegim ben esegim diye bagiracagim. (yumusak ve yalvaran bir ses tonuyla)

Ece bu sozlerle birden gevsemis,  gulmeye baslamisti ki

Ece: Sozmu? Yemin et (ellerini beline koyup, gozlerini iri iri acarak)

Oguz: Soz yemin, ne istersen (zafer kazanmis edasiyla)

Oguz’un israri gozlerindeki degisik pariltilarla daha bir arzulu hale geliyordu.

Ece: Tamam hadi gel saril bana. (hadi artik cabuk ol der gibi)

Ece kikirdamaya devam etmis, gozunde Oguz’un Taksim meydaninda ben esegim ben esegim diye bagirdiginin hayaliyle  zevkten dort kose olmustur.

Oguz hizla gelir Ece’nin yanina, zaten burun mesafisidir aralarindaki. Ellerini Ece’nin beline dolar gozlerine bakarak, parmaklarini tam belinin hizasina getirir. Ece heyecanlanir birden, kikirdamasi donup kalir yuzunde. Bu sarilis hic oncelerine benzememektedir.


Oguz o kadar acele etmesine ragmen yavasca kucagina alarak kaldirir Ece’yi. Basini  Ece’nin gogus hizasinda kalacak sekilde yavasca dondurur. Ece’nin nefesi kesilmisir sanki, butun sinir uclari yanmaktadir, Oguz donmeye basladikca onunda basi doner, basi dondukce vucudundan heyecan dalgalari yayilmaya baslarken, yavasca asagiya dogru kaydigini, yuzunun Oguz’un yuzune degdigini hisseder, Oguz’un nefesi yuzunden esip gecer.

Bu donmeyle icinde yanan koru daha bir hisseder Ece, Oguz sa daha fazla dayanamaz ve Ece’yi simdiye kadar hic bir kizi opmedigi bir ihtirasla oper. Opusmenin ivmesi o kadar hizlidir ki, Oguz ve Ece kendileri yerde bulur. Orada kac dakika oyle birbirlerine bakarak durduklarinin farkina varmadan, hareketsiz bakismaktadirlar. Ece’ nin dudaklarindan ates topu gecmis gibidir, Oguz’sa yanik izleri tasir gibidir dudaklarinda.
Sessizligin sesi kapinin acilmasiyla biraz olsun bozulur, bizimkilerde hala hareket yoktur. Anneleri birbirine bakarak, iste derler demedik mi bunlar evi altina ustune getirmeden barismazlar diye, bak kendileride yerde ustelik bir de su evin haline bak esekler tepinmis gibiii , vah basimiza  gelenler vahhhhhhhhhhh….

Sira kimde mi desem

Ooooo
Portakali soydum basucuma koydum ben bir masal uydurdum
Duma duma dummm, kirmiziiiii mummmm


…………………….Cicosummm…………………….

Bugununn talihlisi sen ciktinnnnn  vs-34

Hadi kolay gelsinnnnn…. hk-3

Logged
cicoşum
Moderatör
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2746



« Yanıtla #7 : 13 Şubat 2012, 23:09:49 »

Pekala, büyüklerimiz hiç mi bişiy anlamadılar acaba bu iki delinin bakışlarındaki tuhaflığından ya da yüzlerinin kızarıklığından. Ne vardı ki acaba bu ikisinin bakışında bu kadar tuhaf gelecek, dimi canım … Içimiz mi fesat yani…Oysa onlar her zaman ki gibi evin altını üstüne alarak barıştıklarını düşünmekteydiler.Nasıl düşünmesinlerdi canım, Oğuz ve Ece sonuçta çocukluktan da demiyorum bakın ha, taaa bebeklikten beri birlikte büyümüşler ve yaşamlarına dair ne varsa birlikte yaparak, paylaşagelerek büyümüşlermiydi…

Şu anda ikisinin hallerindeki tuhaflık, demeyelimde yine birbirlerine dalaşarak bir barışmanın ortaya çıktığı sonucu vardır büyüklerimizin gördüğü tabloda. Ya da başka türlü mü söylemeliydim acaba ?Hani bizim görmediklerimizi, hayatımızdaki olanları ya da bizim bile farkına varamadıklarımızı... Onlar belkide en başından farkındaydı ya da hic anlamamis gibi ,öyle davranıyorlardı. Ya da gerçekten öyle bir düşünce yoktur henüz kafalarında.

Neyse, efendim çocukları daha fazla o halde bırakmayalım yerde. Cocuk dediğim koskaca insanlar canım... Hepi topu ne olucaksa bunlara, hani olurda bir tarafları tutulur maazallah. Olsa olsa uyuşur kalırlar. Evet evet gerçekten bir tarafları uyuşmuştur Oğuz ve Ece nin. O esna da yerde o halde kalmaktan... Ahh ahh bir de içinde bulundukları tuhaf bir durumda olmasalar, yine birbirilerine çalım atarak odalarına dağılacaklar ama yok... Kıpırdayamıyorlar... Bu bizim kedi köpek gibi didişen çocuklar değil mi acaba diye de düşünmeye başlamışlardır büyüklerimiz…

Oğuz ve Ece baktılar ki, annelerinden kurtuluş yok .Hem hayrettir ki Anneleri bu sefer buranın hali ne böyle diye çemkirmemişlerdir bile. Neyse canım büyükleri, şu anda o düşünceler de uzakta, şu anda çocuklara hemen bir nutuk çekerler..

Anneler bir biri bir digeri sozu alarak...

---- Çocuklar buranın hali ne böyle? Anlaşıldı, barıştınız ama her seferinde de böyle yapıyorsunuz .Önce dağıtın sonra barışın. Yok efendim bu sefer öyle, hemen toparlayacaksınız buraları. Olmaz ki canım koskoca insanlarsınız sonuçta... Aaaaaaaaaa

Oğuz ve Ece de büyüklerinin ultimatomları sayesinde biraz da olsa o garip hallerinden yavaş yavaş gerçek dünyaya inebilmeye başlamışlardır. Neyse canım ,aslında iyi de olmuştur diye düşünürler. Bu koca kazıklar hem biraz olsun kendimizi dağıtırız bahanesiyle hemen ortalığı toparlamaya başlamışlardır...

Tabii bu durum Annelerine yaramıştır doğal olarak. Oğuz ve Ece ortalığı toparlaya dursunlar bizimkiler birer keyif kahvesi içmeye karar vermiştir bile. Bizimkilerse zaten pek bişiyin farkında değillerdir, hatta ortalığı toparlıyorlar mı onuda anlamiyorlardir .Yeter bu kadar topladığınız canım, siz her zaman ki gibi barıştıktan sonra odalarınıza çekilin, her zaman ki yaptığınız şey.

Bu sefer büyüklerde bunların halindeki tuhaflıkların farkında neler oldu acaba der gibi bir bakış atarlar birbirlerine .

ECE ( garibim odasına çekildi ama üstüne nasıl bir ruh hali çöktü varın siz düşüne durun artık)

----- Oğuz'la zaten istesem de küs kalamayacağımın farkındayim tabii. Barışmışlardır işte, ama buna sevinmeli miyim, yoksa üzülmeli mi karar veremiyorum. Dusundukce, hele de barışma şeklimiz, aklıma gelince (yuzu kizarmaya baslar) Oğuz her zamankinden farklıdır bu sefer, neden olmasın ki canım bacaklarına yatırıpda popomu şamarlamamıştır. Kavga da etmedik, hem nasıl edelim ki, neydi ki o sözler oyle, hem söyleyip gidicek üstüne de küsecek beyefendi ha diyecek yok öyle yağma ... Zaten, puzzle a dan başlayıp öpüşme şeklimiz (yuzu yeninden kizarmaya baslar).

Gülümsedigini farkedince , yüzündeki gülümsemeyi hemen siler. Barışma şeklide çok tuhaftır bu sefer. Oğuz'un gözlerindeki o bakışlar... Sahi farklı bakıyordu dimi Ececim? Hani anlamını çözmen çok ta zorlaşmadı senin açından olsa gerek.

ECE ic ses olarak devam etmektedir.

---- Ah Oğuz ah, neden öptün ki beni? Neydi o bakışlarındaki tuhaflık? Neden içim titretti?. Oysa, ben Bora ile birlikteyken kendimi böyle hissetmiyordum ki... Dahasi ona sevgili gözüyle bakmamışım demek ki. Ben ağaç tepelerinde Oğuz' u öpüşürken dikizlerken, neler hissediyordum ki? Evet, onunla çok kere bu yüzden kavga da ettim, ama her seferinde kavgalı gürültülü de olsak, yine de birbirimizle küs kalamazdık ki. Hem her seferinde her şeyden yırtardım diye mi düşünüyordum. Ama o zamanlar böyle bir durum yok tu ki(icinden kendine bir hak payi cikarmak istercesine) . Ve şu anda var, hale bak ama ne yapmalıyimyaa? Vayyy benim başıma gelen diye bir ağıt yaksam tam olur yanii.

Oğuz benim can ciğer arkadasimdi, kardesimdi... Bugüne kadar hep yanımda olan insandı. Aslında, beni istemeye geldiklerindeki tavırlarından anlamalımıydım... Yok canım, offff yaa... Neler de düşünüyorum boyle. Ortalıkta düşünecek bir sey var mı ki acaba? Beni öptü diye bunca yıllık dostluğumuz şekil mi değiştirecek

(Ece'cim sen düşüne dur bakalim, bu iç sesler bitmez konuşur durur)..

OĞUZ ( Garibim diğerlerini anlatmaktan sana sıra gelmedi ,umarım beklemekten sıkılmamışsındır)

-----Ne demeli ki sana? Hayır, yani ne var hemen öpecek canım, kız elden mi gidiyordu ki... Tamam istemeye gelmislerdi ama alamadan geri donmuslerdi... Bana da bu kadar iş çıkarttınız mi demelimiyim yoksa aklim basima geldi mi demeliyim? . Ne oldu Ece hanim, ellere gelin gidebildiniz mi? Gidebilecekmisiniz? hahaha

-----Aslında Ece'yi istemeye geldiklerinde ki tepkimin altında yatan nedenlerin basinda bana söylenmemiş olması vardi. Nasilda kafama balyozlarla vurmuslar gibi oldum oyle. Yani, tavırlarımdan ne kadar kabul etmek istemesem de onu hep diğer yarım gibi görmüşüm ben bu hayatta. Ve sonra ona sarfettiğim sözler... Küsmekte, konuşmamakta çok haklı elbette. Ama Ben Ece' siz yapamam ki, nefes alamam ki... Kavgada etsek didişsek biz hep beraberdik sonuçta. Şimdi de onu birilerinin

istemesi, içimdeki korkularımi duygularımı gün yüzüne çıkartmadi mi? Evet, ne yaptiysam hakliyim. Sinirle istemediğim şeyleri yapmis olabilirim ama bu sefer duygularimla nasıl bas edebilecegimi bilimiyorum ki... Kabul etmem gerekirse, çok farklıydı zaten... Ben ona artık içimdeki duyguları saklayarak bakamam ki... O esnada gelişen olaylardan benim halimden anlamış olmalıydı. Oda beni optu, evet optu iste. Benim bakışlarıma verdiği heyecanlı tepkiyi düşününce kendimi onun dudaklarında kaybediyorum... Hayal ediyorum, artık içimden taşan duygularla bas edemiyorum. O zaten benimdi, her zaman benim...

Nereye mi gidiyorum boyle telasli telasli?

Taksim'e ...

-------------------------------------------------------------------------

Arkadaşlar, sıranın hüsranla bana devredilmesini okuduktan sonra oturdum bu bölümü yazdım baştan belirtmeliyim ki Hope mun hikayede düzeltmeleriyle yardımını esirgemedi.

Umarım korkarak bakmazsınız bu yazılara her neyse keyifli okumalar bhy-t

Haaa bu arada kabul ederse Penelope nin harika diyaloglarıyla hikayeyi devam ettirir umarım(Biliyorum devam eden hikayen var Esen cim ama  p2m)
Logged

penelope
AŞUREEE
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1865


« Yanıtla #8 : 15 Şubat 2012, 11:12:53 »

Oğuz çok matah bir iş yaptığını zannederek metroda balık istifi olmuş bir şekilde Taksim'e doğru yol alırken, Ece son olanları düşündükçe daha çok sinir olmaya başlamıştı ona. Oğuz Sibel'den ayrıldıktan sonra kendince bir boşluğa düşmüş, bu boşluğu doldurmak için de yıllardır elinin altında olan Ece'den daha iyi bir aday olamayacağını düşünmüş olmalıydı. "Allah'ın abazan işte!" diye düşündü hırsla. Düşündükçe daha çok sinirleniyordu zaten. Ne yani, bebeklerinden beri devam eden arkadaşlıklarında Oğuz ona hep bu gözle mi bakmıştı? Beraber kaldıkları, aynı odada uyudukları, birbirlerine her şeyi anlattıkları o günlerde... Oğuz'un aklında hep bu mu vardı? Bir punduna getirip onu hazırlıksız yakalayarak haldır huldur dudaklarına yumulmayı mı bekliyordu yıllardır? Aklına gelen şeyle birden dehşet içinde dondu kaldı. Sinirle elini alnına vurdu. "Hiiiiihhh ben bir kere bunun önünde üstümü değiştirmiştim!" Tamam bir şey göremesin diye ona arkasını dönmüştü ve baktığı takdirde gözlerini oyup eline vereceği tehdidinde bulunduğundan Oğuz'un böyle bir şeye cesaret edemeyeceğini düşünmüştü. Oysa şimdi bundan hiç de emin değildi! Aklına yeni bir şeyler geldikçe küplere biniyordu. "Annemler kaplıcaya gittiğinde onlarda kalırken çok fena sarhoş olup kustuğum gece... kendi kusmuğumda boğulmayayım diye bana göz kulak olmak için yanımda yattığını iddia etmişti.... Sonra da eli kolu rahat durmamıştı! ama yüzüne vurunca yok elim yanlışlıkla değdi yok şaka yapıyordum, yok ben sana o gözle bakar mıyım kardeşimsin sen benim, yok nereden çıkarıyorsun bunları fesat mısın nesin demek senin aklından böyle geçiyor diye zeytinyağı gibi üste çıkmıştı!" Ece'nin suratı kayıp balık nemo'ya benziyordu artık, şaşkınlıktan ağzı balık gibi açılıp kapanıyor, bir türlü sabit duramıyordu çünkü. "İnanmıyorum ya..." dedi kendi kendine. "Bu çocuk tam bir fırsatçı sapık!"


Bu sırada Oğuz kafasında türlü hayaller kurarak Taksim metrosunun bitmek bilmeyen merdivenlerini tırmanıyordu. Sonunda yer altından yer yüzüne çıkmayı başardığında telaşından önündeki herkese omuz atarak aceleci adımlarla İstiklal'e doğru yürüdü. Acilen gidip şu eşekli tişörtten alması gerekiyordu. Ece'yi aralarında geçenlerin anlık bir şey olmadığına ikna edebilmesi için yapabileceği en doğru şeyin bu olduğuna inanıyordu. Çünkü o, eşekli bir tişörtle Ece'nin kafasındaki soru işaretlerini cevaplayabileceğini zanneden bir geri zekalıydı.


Ece ise evin içide dört dönüyordu. Aklına gelen senaryoların haddi hesabı yoktu.Şu an Oğuz gelse ağzıyla kuş tutsa "Sen bir canisin, hayvan düşmanısın, iğrençsin!" diye çığlıklar atarak zavallı kuşun naaşını onun kafasında parçalayabilirdi. "Belki de babamın beni ona emanet ettiği hikayesi de Oğuz Efendi'nin hayal gücünün bir parçasıydı! Sırf bu abazanlığını bastırabilmek için bulduğu bir yalandı! Herife bak ya, babamı bile bu planlarına alet etmekten çekinmemiş.. pislik!"

Neyse ki çok beklemesi gerekmedi. Bir saat kadar sonra kapı zili arka arkaya çalmaya başladığında gelenin o olduğunu biliyordu. Yıllardır anlam veremediği bir şekilde kapı açılana kadar durmaksızın zile basmayı adet edinmişti Oğuz.

Koşarak gidip kapıyı açtı hemen. Yanılmamıştı. Oğuz elinde küçük bir paketle pişmiş kelle gibi sırıtarak ona bakıyordu.

"Merhaba." demeye kalkıştığı anda Ece suratına bir Osmanlı tokadı yapıştırdı.

Oğuz neye uğradığını şaşırmıştı. Elini yanağına götürerek şaşkın şaşkın Ece'ye baktı. "Noluyor yaaa?" deme gafletinde bulunduğu anda bir tokat daha yedi.

"Bir de utanmadan noluyor diye soruyor musun pislik!" diye bağırmakla hızını alamayan Ece bir tokat daha yapıştırdı Oğuz'un giderek kızaran yanağına.

Oğuz'un da sabrı taşmıştı sonunda. "Ece napıyorsun sen ya kendine gel!" diye bağırdı. Ama Ece onun bu bağırışını sallamadı bile. Yeni bir tokat için elini kaldırmıştı ki Oğuz sertçe bileğinden tuttu. İyi de yaptı, aksi takdirde Mahidevran'ın Hürrem'i benzetmesinden çok daha fena bir hale getirecekti Ece onu.

"Yeter artık abarttın ama!" dedi Oğuz dişlerini sıkarak. Gözlerinden kıvılcımlar çıkıyordu. "Ne yaptığını sanıyorsun sen, ne bu şımarıklık!?"

Ece silkelenerek kolunu çekip kurtardı onun boğum boğum parmaklarından.

"Ben en azından şımarığım... ama sen rahmetli babamı bile kafandan geçen o düşüncelere alet etmekten çekinmeyen iğrenç bir sapıksın!"

Oğuz hayatının şokunu yaşıyor denebilirdi. Ece'nin neden bahsettiğini anlamak için her şeyini verebilirdi, şapşal şapşal Ece'ye baktı.

Sonunda "Ece sen ne diyorsun ya..?" diyebildi.

"Ne dediğimi sen çok iyi biliyorsun Oğuz... çok iyi biliyorsun!"

Oğuz "Hayır ben hiçbir şey bilmiyorum!" diye bağırdı. "Birkaç saat içinde ne oldu, ne değişti anlamıyorum!

"Birkaç saat içinde ne değişti biliyor musun Oğuz..." dedi Ece dişlerinin arasından. "Maymun gözünü açtı! Senin ne kadar fırsatçı ne kadar iğrenç biri olduğunu anladım sonunda!"

O sırada gözü Oğuz'un elindeki hediye paketine çarptı.

"Bu ne?"

Ece'nin bu tavrından sonra elindekinin ne olduğunu söyleyip söylememe konusunda kararsızdı Oğuz. Daha doğrusu cesareti kırılmıştı. Taksim'e giderken duyduğu o heyecandan eser kalmamıştı şimdi.

"Şey bu..." diye geveledi. "Ben.. yani sana almıştım ama..."

Bu cevapla beraber Ece'nin haşin bakışları daha da sertleşti.

"Ne almıştın, seks oyuncağı falan mı?"

Oğuz şoka uğramış bir halde bakakaldı Ece'ye.

"Ece ne diyorsun sen ya!!" demesine kalmadan Ece yine haşin bir tavırla uzanıp aldı paketi ondan. Hediye paketini haşırt diye yırttıktan sonra ellerinde kalan tişörte şöyle bir baktı. Önündeki eşek resmini gördüğünde ise durdu. Ne yapacağını bilemedi birden. O eşek resmine baktı... baktı... sonra tişörtü Oğuz'un kafasına fırlattı.

"Bu ne ya... bu ne! Artık senin ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum ben Oğuz..." derken biraz önceki bağırıp çağıran tavrının aksine gözleri dolmuştu. "Kafandan ne geçiyor, ne düşünüyorsun, ne istiyorsun bilmiyorum. Ama senden tek bir şey isteyeceğim, lütfen benimle oynama! Kafandaki o karışıklığa beni alet etme!"

Sonra da arkasını dönüp odasına gitti. Büyük bir gürültüyle çarptığı kapıyı arkadan kilitledi.

Oğuz şaşkın gözlerle onun arkasından bakıyordu. Ama odanın anahtarının kilit yuvasında döndüğü sesini duyunca bir hışımla tişörtünü alıp kapıyı vurarak çıktı gitti o da.



sırayı yeniden gülücük'e devrediyorum fcn-5
Logged
smile
Gülücük:)
Cool Artiz
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4871


Gülücük:)


« Yanıtla #9 : 16 Şubat 2012, 17:31:21 »

İçimdeki Duygular Gün Yüzüne Çıkıyor……

ECE
Ahhh  ben Oğuz a ‘’kafandaki karışıklığa beni alet etme’’ dedim değil mi  …..ama asıl kafası karışık olan benim galiba…..ona nasıl davranacağımı şaşırmış durumdayım..bir öyle bir böyleyim….Oğuz da şaşırdı nasıl yaklaşacağını bana garibim…daha ne kadar oldu ki şunun şurasında  puzzle sevdasına barışalı……eee  ne oldu şimdi…çocuk o günün anlam ve önemini belirten bir tişört alıp geldi diye … kafasında paraladım resmen…..niye….eski yakınlılarımızın altında hep bir art niyet aradığım için ..bunu neden yapıyorum ki…..korkuyorum aslında…beni öptüğünde  hissettiğim duygulardan …onun gözlerinde gördüğüm anlamdan korkuyorum……bunca yıllık bağımızın yön değiştirmesi  sonucunda neler  olabileceğinden korkuyorum…ama böylede yaparak onu kaybedeceğim işte beni asıl korkutanda bu……

OĞUZ
Nasıl davranacağımı şaşırttı  bu kız bana…bir öyle bir böyle…..neydi şimdiki bu öfkesi anlamadım….kafayı yedirtecek böyle giderse…ben artık içimdekileri zor saklar hale geldikçe nasıl davranacağımı şaşırıp işi şakaya eğlenceye vuruyorum ki yine ciddiye alıp aramız bozulmasın ama yok yaranamıyorum  ki Ece hanıma …..bıktım ya…şamar oğlanına döndüm resmen ….. hem ağzımı açtırmadı hemde tokatları pat pat sıraladı….ufff eli  amma da ağırmış ha.....ben bu sinirle eve gidip annemi de  çekemem şimdi….

O anda telefonu çalar…

OĞUZ _ ne var Mert!
MERT  _ ne o oğlum sövseydin bari…
OĞUZ _  Mert  hiç çekemem şu an seni…ne vardı….
MERT _ tek başıma takılıyordum da sende gel diyecektim…
OĞUZ  _ nerdesin ..
MERT _ her zaman ki yerimizdeyim bekliyorum..
OĞUZ  _ tamam 30 dk ya  oradayım… dediğim gibi arabaya atlayıp o sinirle gazı köklüyorum….15 dk sonra Mert in yanındayım…. böyle berbat bir havada karda kışta bu süratle ..bu kadar kısa sürede aradaki mesafeyi  tükettiğimi  fark ediyorum ……fazla ileri gittim  biliyorum ama sinirimi de bir şekilde içimden atmam lazım………Mert  konuşup bir şeyler anlatıyor ama benim aklım hep Ece  de..ne olacak bu halimiz böyle diye diye kadehleri deviriyorum ….kısa süre sonra artık kafayı iyice buluyorum….geceyi burada noktalayıp kalkıyoruz ama benim kafa iyi….arabada kullanamam…arabayı orada bırakıp taksiyle eve dönüp üzerimi bile değiştirmeden başımı yastığa koyduğum gibi sızıyorum….

ECE
Bugün kızlar buluşup biraz alışveriş yapıp laflayalım diyorlar ama benim hiç keyfim yok… Melis bende kalıyor kaç gündür bu haldeyim diye… hava zaten kar kıyamet bu kadar soğukta da dışarıya çıkmakta istemiyorum…..evde şöminenin karşısında mayışıp kalmışız… boydan boya camla kaplı kısımdan dışarıda yağan karı izlerken…o bembeyaz örtüye dalıp gidiyorum yine Oğuz un beni öptüğü  güne….yine içimi bir ürperti sarıyor……aklımdan da çıkaramıyorum bir türlü …. yatıyorum ‘’o’’…kalkıyorum ‘’o’’…..hep bu Oğuz eşeği yüzünden böyle oldum ..niye öptü ki beni….neden  karıştırdı ki kafamı………

MELİS _  Ece..senin bu halin hiç iyi değil…
ECE _ Ne varmış halimde…
MELİS _ kaç gündür dalıp dalıp gidiyorsun…..hayır bana da bişey anlatmıyorsun….kapanıp gittin içine…bir şey yapamıyorum böyle olunca sen…
ECE  _ yok bişeyim iyim ben…
MELİS _ ben kaç yıllık arkadaşımı kardeşimi bilmezmiyim var bişeyler..
ECE _ uzatma Melis yok diyorsam yok…
diyorum ama kızıda kırıyorum….suratınıda düşürdü şimdi…..
ECE _ özür dilerim Melis …öyle çıkışmak istemedim….ne olur asma suratını ….
MELİS _ tamam asmam ama bir şartla …..gündüz çıkmadık ama sıkıldım kaç gündür evde oturmaktan arayalım bizimkileri akşama  bir yerlere gidelim eğlenmeye…biraz kurtlarımızı döksek he  ne dersin…lütfen hemen hayır deme.
ECE _ ama hiç canım istemiyor
MELİS _  …şimdi öyle diyorsun ama çıkalım bak çok eğleneceğiz hıı??

Öyle bakıyor ki yüzüme  kıyamıyorum kaç gündür benim için  de eve takılı kaldı…..’’tamam gidelim’’ diyorum…ve hemen bizimkileri arayıp program yapıyorlar…
Akşam için ne giyeceğimizi planlayana kadar zaman geçiyor ve hazırlanıp evden çıkıp çocuklarla buluşacağımız yere varıyoruz……içeri girdiğimizde kalabalık bir ortamla karşı karşıya kalıyoruz  …..etrafa bakınıp bizimkileri bulmaya çalışırken gözlerim Oğuz un gözleriyle çakışıyor…ahh tabii  oda burada olacak ..bunu unutmuş olamam …..öyle mahsun bakıyor ki dayanamayıp çekiyorum gözlerimi ve masaya ilerliyoruz……bizden önce gelip herkes oturma planı yaptığı için bizde bulduğumuz boş yere oturuyoruz…ben tamda Oğuz’un karşısına denk geliyorum….bakışlarımız tekrar karşılaşınca  gülümsüyoruz….

OĞUZ
kapıdan içeri girer girmez gözüm ona takılı kaldı …inatçı keçi öylede güzel olmuş ki yine……  bu kadar kök söktürmese ne olurdu sanki…..ama sanki bilmiyordum  ne kadar inatçı olduğunu ve  siniri geçene kadar bunun böyle süreceğini…..işte karşıma oturmuş gözleri gözlerime değdiği anda farkına varmadan gülümsüyorum,oda gülüyor….
''merhaba'' diyorum sesini duyabilmek için…narin bir ‘’merhaba’’çıkıyor o güzelim dudaklarının arasından…..
günler sonra huzurla nefes aldığımı hissediyorum ve gecem şimdi anlam kazanıyor onun varlığıyla…..ama  yanımda ki Şule nin varlığını hatırlamamla birlikte huzurla aldığım nefes yerini rahatsızlığa bırakıyor……Ece yine sinirli bir şekilde  bakmaya başlıyor ve bakışlarını bizden çekiyor…..buna Şule nin koluma sarılıp başını omzuma yaslaması neden oluyor  diye düşünüyorum …..başka ne neden olabilir ki ortada bişey yokken…..ama hiç rahatsız olup sinirlenmezdi ki yanımda kız görünce…tamam dikizlerdi….hep bir kulp bulup beğenmezdi ama  böyle öldürecek gibi bakmazdı…yoksa  ben mi yanlış yorumluyorum bilmiyorum.aklımı karıştırma dedi bana ama o benim aklımı karıştırıyor farkında değil…..
geceyi köşe bucak  bakışarak geçiriyoruz nerdeyse…kalkma vakti gelince….yanına yaklaşıp

OĞUZ _ Ece seni eve ben bırakayım olur mu?  diye soruyorum ama korkmuyor da değilim ters bir yanıt almaktan……
  ECE _ ‘’ kız arkadaşın bir şey demesin’’ diyerek te kendimce laf sokuyorum ….ama bunu söylerken bile içime bir şeyler batıyor sanki…..
 OĞUZ _ o benim kız arkadaşım değil….burada tanıştık ama önemli biri değil inan ki… ne diyorsun gidiyormuyuz…?
ECE _ hı hı…gidelim?

Ben  , Ece ve Melis i alarak ayrılıyorum gruptan ve önce Melis i evine bırakıp Ece’ lere yöneliyorum….yollar kaygan olduğu için çok yavaş ilerliyoruz ….arabanın içinde hiç ses yok …..öyle bir noktaya gelmişiz ki yan yanayız ama konuşamıyoruz….bu sessizlik beni çok yorsa da yanlış bir şey söyleyip te Ece yi sinirlendirmekten çekiniyorum….son zamanlarda ne dersem ters tepiyor çünkü…..sessizce tükettiğimiz yol bitip evlerinin önünde arabayı durdurup iniyoruz……bahçe kapısını açıp evin önüne kadar götürmek için onunla birlikte bahçeye  giriyorum ama etraf öylesine güzel görünüyor ki…..bembeyaz bir örtü….sanki gökyüzünde ki  bulutlar ayağımızın altına serili  ….dayanamıyorum ve eğilip elime bir avuç kar alıp yuvarladıktan sonra  önden giden Ece nin sırtına yapıştırıyorum….anında arkasını dönüyor ..kızgın yada sinirli değil….şaşkın ama gülümsüyor……evet evet gülümsüyor…..kartopu oynamayı ne çok sever bilirim….işte onu çözeceğim noktayı buluyorum sonunda……bende gülüyorum….ama yüzümün ortasına da bir kartopu yiyorum o esnada …..güldüğüm içinde bir kısmı ağzıma giriyor tabi…tükürdüğüm gibi ona doğru atılıyorum ve işte kovalamaca başlıyor böylece……o bana ben ona kartopu fırlatıp  gülüşerek bir süre koşturuyoruz ama yoruluyor fark ediyorum ve bir hamle yapıp son darbeyle elimde ki kar yumağını  yüzüne sürmek için ona atılıyorum…..düşmek üzereyken yakalamak istiyorum ama o tutunayım , ben düşmesin derken yaptığımız hamleler bizi dudak dudağa getiriyor…….nefeslerimiz iyice sıklaşıyor ..oda heyecanlı anlıyorum göğsü körük gibi inip kalkıyor…bense ….titriyorum resmen …..gözlerim bir dudağına  bir gözlerine gidip geliyor…….Ece de benim gibi…artık dayanamıyorum ve yavaşça eğilip hafifçe dokunuyorum…….tepkisinden korkuyorum ama kendimi de alamıyorum…..ama oda çekmiyor kendini hatta karşılık verdiğini hissediyorum ..bundan güç alarak iyice derinleştiriyorum öpüşmeyi ve muhteşem bir karşılıkla ödüllendiriliyorum……!!!!!!!

           ------------------------------------------------------------------

evet  ...arkadaşlar ben anladım ki eğlenceli birşeyler çıkmıyor benden..fcn-5)  daha çok duygusal yaklaşıyorum nedense.....ama yapacak bişey yok....malzeme belli ...fcn-5)  sıramıda çok sevgili PEMBEY e devrediyorum...

Logged

YANAĞINDAKİ GAMZEYİ OLUŞTURAN GÜLÜMSEMEDEYİM...fcn-5fcn-5
pembey
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1788


« Yanıtla #10 : 20 Şubat 2012, 16:19:57 »

  Buna sadece öpüşmek denemezdi.Dilin anlatamadığını,  dudaklar anlatmaya çalışıyordu ki, bu konuda  daha iyi oldukları tartışılmazdı.Oğuz her öpüşünün içine binlerce özrü  ve sevgi kelimesini yüklemişken, Ece ise korkularını, Ona muhtaçlığını ve içinde gün geçtikçe büyüyen tutkuyu katıyordu.Elleri Oğuz’un montunun yakasına çaresizce tutunmuş, kendini usulca geri çekmeye çalışsa da , olmuyordu.Sanki biraz ayrılsa, artık hiç nefes alamayacaktı. Bu yakışıklı adamın azıcık insafı varsa,  çekilen taraf kendisi olmalıydı.Aksi halde, ya nefessizlikten , yada heyecandan yere yığılması an meselesiydi.
 
 Alışık değildi ki Ece böyle durumlara, kalbi göğüs kafesine artık sığmıyorsa, beyni verdiği hiçbir ikazı algılamıyorsa , onun suçu neydi? Bu durumda tek suçlu Oğuz denen haytaydı.Ne güzel dostane bir ilişkileri varken,  bütün düzenini alt üst eden, bu  hummalı duygu da nereden çıkmıştı.Tanrım, bu kadar şevkle karşılık veren kendisi olamazdı.Neyse ki Oğuz hafifçe geri çekilmiş, toparlanabilmeleri için kendilerine süre vermişti.Alnını alnına dayamış, burnunu burnuna sürterken, tekrar ufak bir öpücük almıştı.Ece gözlerini bir açabilse, şu utanç denen his , ne çabuk da sarmalamıştı tüm vücudunu…Oğuz “Ece” diye fısıldadığı zaman, tek istediği ona sımsıkı sarılmaktı.Ama O tam tersini yapıp, tüm kuvvetiyle Oğuz’u iterek eve kaçmayı tercih etmişti.

  Oğuz peşinden gitmedi ,çünkü en az Ece kadar kendisinin de zamana ihtiyacı vardı.Kabul edilmesi gereken gerçeği bir an önce benimseyip, gelecekleri için planlar yapmalıydı.Düpedüz aşıktı bu cadıya ve Onu kimselere bırakamazdı.Düzgün bir şekilde, hissettiklerini anlatacak, sonrada evlenme teklif edecekti.Sonuçta birbirlerini onlardan daha iyi tanıyan kimse olamazdı.Zaman  denen o hayırsız, pek güvenilmez bir meretti.

  O gece Ece kadar, Oğuz da  çok düşündü.Nasıl olacaktı bu iş, artık Onun yanında ki dişi sineğe bile tahammül edemiyorken,”unutalım bunları dost kalalım “ diyemeyeceğine göre, “Sana aşık oldum Oğuz, bir şeyler yap ve beni kandır”  mı demeliydi? Kafasının içinde dönen soru işaretleri tüketiyordu Ece’yi.Son günlerde bu sıkıntılar yüzünden, oldukça zayıflamıştı ve bugünkü kar fırtınasının oluşturduğu soğuk havada , uçmaması için birileri ayağına patates çuvalı bağlasa iyi olurdu.İşe gitmeliydi ama nasıl? Bu havada araba bulmak da başlı başına bir sorundu.Dolabındaki en kalın montu giyinip, şapka ve beresini de  takarak kendini bahçeye attı.Bu beyaz masumiyeti çok seviyordu.Keşke her şey bu kadar beyaz olabilse diye iç geçirerek, sokağa doğru birkaç adım daha attı.


  “ Günaydın Ece..”              diyen ses ile bütün vücudunu bir titreme almıştı.O kendisini soğuktandır diye kandırsa da , bu tamamen Oğuz’un bakışlarına karıştırdığı ürkek ama aşık gözlerdendi.Takılıp kalmıştı , küçüklüğünden beri tanıdığı bu yakışıklı adam, bir yabancı gibiydi şimdi.O gözler daha önce hiç böyle bakmamıştı.Ece’yi kaybetmekten deli gibi korkuyordu çünkü.

“Seni ben bırakırım işe, kar lastiklerini yeni değiştirdim.Çok soğuk, araba bulmanda zor.”     Ece bir şey demedi, sadece tatlı bir gülümseme yerleştirdi o güzel yüzüne.Tam arabaya binecekken, Oğuz’un nefesini ensesinde hissedince, eli kapı kolunda asılı kaldı.

“Ece…Konuşur muyuz biraz?  “     Yavaşça döndü Ece, korkan gözlerle bakan bu adama baktı baktı, ve eli  bir erkeğe göre oldukça muntazam olan o güzel yüze giderek sevgiyle okşadı.
“Olur..”       dedi sadece.Şimdi mi konuşacaklardı, sonra mı? Ne biçim bir durumdu bu? Regl  olduğu zamanları bile konuştuğu bu adamdan utanıyordu artık.Sıkıntılı bir nefes alıp verdi, dayanamayacaktı bu duruma !
“Oğuz! Neler oluyor bize?”           Sesi telaşlıydı, Oğuz arabayı sakince sağa çekerek,park haline getirdi. Kar öyle çok yağıyordu ki, arabanın sıcağa ayarlanmış kliması olmasa donabilirlerdi.

“Bilmiyorum Ece…Bu bende ki başlayalı bir süre oldu.Nedenleri, niyeleri sorgulamıyorum.Hissettiklerim güzel şeyler.Önceleri seni paylaşamamak sansam da , bundan daha öte bir duyguya kapıldığımı biliyorum artık.Bildiğin aşığım sana işte…”

Ece ağzı açık vaziyette dinliyordu Oğuz’u, “Aşk”  bu mu gelmişti başlarına.  “Ama Oğuz, biz beraber büyüdük.Aşk yeni tanıdığın birinde başlamaz mı? Ya geçici bir heyecansa bizimkisi, ya bir süre sonra biter de, biz de dostluğumuzu kaybetmiş olursak, ya da…”

  Oğuz Ece’nin sözünü kesmişti aniden.O güzel yüzü avuçlarının içine alıp,  o bakılası gözlere derin derin daldı.  “ Hey, dur dur…Bitmeyecek Ece…Yüreğim bildiğin gibi değil…Oturuyorum sen, kalkıyorum sen…”    Ece’nin dudaklarına doğru uzandı.Derin bir öpücük bırakıp,  alnına yaslandı.Gözleri birbirine değmişken, “Evlen benimle Ece…Bakma kimselere, korkmayayım durmadan, acaba hangi adi adam benim sevdiğime asılıyor diye….”

    Nutku tutulmak bu olmalıydı.Oğuz’un yalvaran gözlerinden bir kopabilse, kendilerini mantığa davet edecekti, fakat ne gezer… Tek yapabildiği Oğuz’un dudaklarına ateşli bir buse bırakmadan önce verdiği “tamam “cevabıydı.


Arkadaşlar kısa oldu biraz ve aceleye geldi ama fcn-5 Ben sıramı Hare'me devrediyorum.Sevgiyle kalın.
Logged

Sevgili Putikarem çok teşekkürler...
hareli
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 168


« Yanıtla #11 : 21 Şubat 2012, 17:13:39 »

-Ne bakıyorsun beee!!!!
-??????
-Bak hala bakıyor ya,yürü git işine,manyak mısın nesin?
-?????
-Çok mu hoşuna gitti gözlerini, alamadığına göre hahahahahahaha
-????????
-Haaa...anladıımmm.....e çok canın çektiyse seni de öpeyim
yavruuumm!!!Hahahahaha
-Neeeeeeee??????


   Neeeeeyyyyy!!!!! Eminim ki...zaten pörtlek pörtlek olan gözlerim,yuvalarından
dışarıya fırlamıştır....Şehir magandası yaaa...bana söylediği lafa bak!!!Başımdan aşağı
kaynar sular döküldü deyimi işte şimdi  yerini buldu.....Sinirden elim ayağım titriyor
resmen...

    Bir defa ben o park  sevişgenlerinin farkında bile değilim ki....güya biraz olsun
 kafamı toparlayabilmek,son zamanlarda yaşadıklarımı sorgulayabilmek için buraya
geldim...Nereye oturdum,karşımdaki bankta kimler var,ne yapıyorlar farkında bile
 değilim ki....Offfff...bilmiyorum...bilemiyorum......belki de bilinçaltımın bir ihanetiyle
karşı karşıyayım yine; karşımda öpüşen daha doğrusu amiyane bir tabirle yiyişen bu
 gerizekalıları da  görünce...aklım dün yaşananlara kaymış ve ben de o kıronun
deyimiyle
 gözlerimi onlardan alamamış olabilirim....Off yaaa.....yer yarılsaydı da içine
 girseydim...Rezil olduğum bir yana...ağzının payını verememek daha bir zoruma
gitti....Yok bir de beni öpecekmiş,nesin sen ya,acil öpücük  görevlisi mi? Seni
öpeceğime bir domuzla sevişirim daha iyi bee....beter ol emi öküüüzzz!!!!!

Ahh şimdi yanımda Oğuz olacaktı kiii,...bu hödüğü bir güzel benzetecekti.....
Yine ne saçmalıyorum ben...ne Oğuz’u  yaa...  ne Oğuz’u? Zaten şu an morarmış bir
 halde,bana bunca lafı yedirttikten sonra birbirlerine sırnaşarak giden bu
gerizekalıların arkasından bakıp,yüzlerine karşı içimden sövmelerin sebebi Oğuz  değil
mi?Peki gerçekten de Oğuz mu??
 
Off..kızım Ece yaa,iyice dengesiz oldun sen....Büyü artık büyü!!!İşin kolayına kaçmak,
bütün yaşananları Oğuz’un üzerine atmak doğru mu sence? Hem de taaa bebeklikten
bu yana kardeş gibi hatta ve hatta  siyam ikizleri gibi birlikte büyüdüğün,her zaman
 en yakınındaki kişi olan;içini dışını,gizlini saklını bu kadar iyi bilen birine,her şeyin
 faturasını kesmek doğru mu? Ama kardeşler de durup durup bizim gibi öpüşmüyorlar
ki......eminim ki kardeş gibiyiz diyen dostlar da öyle....peki biz niye böyle olduk,neden 
her şey tepetaklak oluverdi?Bir de bu yetmezmiş gibi  neden beni öptüğü zaman tüm
dünyaya kuşbakışı bakıyormuşcasına havalanıyorum...heyecanlanıyorum???

İnanılır gibi değil,tüm hayatım şu birkaç gün  içerisinde allak bullak oldu....Her şey
 benim aleyhimde sanki....baktığım her yer,gördüğüm her kare aklımın Oğuz’a
kaymasına sebep oluyor.....Eskiden her şey ne kadar da güzeldi...Birlikte güler,birlikte
eğlenirdik....Türlü türlü hayaller kurardık...sırt çantalarımızı alıp otostop çeke çeke 
Türkiye turu bile yapacaktık....ama...şimdi her şey çok geride kalmış gibi....Bugün
 kaçıncısı olduğunu bilmediğim derin nefeslerden birini daha alıyorum...ben nefesimi
derinleştirdikçe içime giren hava sanki orada gördüklerinden korkmuşcasına dışarıya
çıkmak için çabalamakta....ben mi nefesi çekiyorum nefes mi beni
 bilemiyorum...Ofiste duvarlar üzerime üzerime geldi...boğuluyorum zannettim....bir
 şeyler de çizemeyince kendimi dışarıya attım ve bu park gelip bu bankın üzerine
tünedim resmen....Güya kendimle kalacaktım...sanki benden birkaç tane varmış
gibi...yine de ofisten daha iyi geldiği kesin bu parkın ta ki bu iki yiyişgeniyuslara
rastlayana kadar.....Iyyhhkkk.....bak yine sinirlendim yaaa.....nereye gidersem
 gideyim bir huzur yok mu bana? Gözlerimi kapatmaya korkuyorum...korkuyorum
çünkü o rüyanın beni yine yeniden esir alacağını hissediyorum...Evet evet...aynen de
böyle hissediyorum...çünkü...o kadar gerçekti ki....hala etkisindeyim....Nasıl olmam
ki, uyandığımda kan ter içinde kalmıştım...dilim damağım kurumuştu adeta ama
susuzluktan değil...başka..bambaşka bir şeylerin ateşinden...off yaaa.. ne utanç
 verici.... Ama bunda da Oğuz’un suçu var...Dün beni eve bırakırken kartopu oyununu
 başlatmasaydı,sonra da vantuz gibi dudaklarıma yapışmasaydı-tamam kabul
ediyorum yine kuşbakışı moduna geçtim bu öpüşle ama-ben de, koşarak eve     
girdikten sonra odama gidip yatağımın içine  köstebek gibi hapsetmeseydim
 kendimi,sonra da
dudaklarımda başlayan alev tüm vücudumu sarmasaydı...bu rüyayı
görmezdim....rüyamda sabah Oğuz’un beni işe bırakmak için gelişini,arabayla
 giderken birdenbire sağa çekip, duygularından bahsedişini,akabinde yine kuşbakışı
 moduna geçişimizi....ve....’’evlen benimle Ece’’ deyişini görmezdim...Biliyorum işte
 görmezdim...hep ama hep Oğuz’un suçu...O kadar heyecanlıydım ki,nasıl tamam
dediğimi anlamadım bile, sanki içimde bir başka ben vardı ve benim yerime o başka
ben konuşuyordu...asıl ben de dışarıdan izliyordum her bir anı sanki....Hoş...aklıma
geldikçe hala rüyadaki gibi heyecanlanıyorum ya...  Hani babamın Ona  emanetiydim
ben...Neden böyle yapıyor,neden
aklımı,rüyalarımı,hayatımı alt üst ediyor..neden neden...ve neden ben bana her
dokunduğunda heyecanlanmaya başlıyorum artık....yoksa ikimiz de bir boşluğun içine
 mi düştük?Ya bu geçici bir şeyse....ya ikimiz de bunun altından kalkamazsak?Ne
 olacak o zaman?Bir iki öpüştük,her şey güzeldi,şimdi hayatımıza kaldığımız yerden
devam edelim,çiçekten çiçeğe gezelim mi diyeceğiz?Diyebilir miyiz ki?Eskisi gibi olur
 mu her şey? Ne olursa olsun ben Oğuz’u kaybetmek istemiyorum...Bunun
düşüncesine bile
katlanamıyorum...Bir şeyler düşünmeli,bir şeyler yapmalıyım ama ne?Çünkü böyle
giderse üzüleceğiz,üzeceğiz.....ailelerimiz de etkilenecek....onca yıldır aramızda ilmek
ilmek örülen,günden güne güzelleşen yaşanmışlıkları tüketeceğiz.....Bir şeyler
yapmalıyım...ve...bu her neyse...elimi çabuk tutmalıyım.....
Eve gitsem iyi olacak...bugün yüzünü gösteren güneş,çoktan gitti bile...Ne çok
 izlemişizdir Oğuz’la burada,bu parktaki gün batımını....Güneş kızıl elbisesini giyerek
 eteklerini savura savura çekip giderken Oğuz’a sorardım’’Güneş neden
kızıllaşıyor’’diye.....Oğuz ise her zaman ki yarı alaylı ama en tatlı gülümseyişle
 yanıtlardı’’E bizi karanlığa mahkum edeceği,yıldızlarla vuslata ereceği için utanıyor da
ondan,utanınca da senin gibi kızarıyor işte’’der ve burnumu sıkardı......
Gerçekten de....acilen bir şeyler yapmalıyım....tüm bunların anılara kilitlenip
kalmaması adına.....onu kırıp kaybetmemek adına....bir şeyler
yapmalıyım......Ve...elimi de çabuk tutmalıyım.....

 

Birkaç gün sonra........



Sabahtan beri bir aşağı bir yukarı volta atıp duruyorum
Ne oldu da bu hale geldi her şey??Bir türlü anlamlandıramıyorum...Ece de benim
kadar  etkilenmişti o  yakınlaşmalarımızdan...Tamam...kabul...her şey çok hızlı oldu
ama zaten böyle de oluvermez mi, dostluk sanılan duyguların aslında bastırılmış tutku
olduğu anlaşıldığında, birdenbire kıvılcımlar harlanıvermez mi?

Kompozisyon ödevi mi ki bu giriş,gelişme,sonuç olsun....Hoş biz işin giriş kısmından
öte de gidemedik ya ..
neyse....Ama bu kaçış,bu gidiş de neyin nesi şimdi?Ne bir haber,ne bir açıklama.......
Hiç mi hak etmiyorum ben ya, hiç mi? Bu mudur yani, annemle gönderilen kısa bir
selam’’ben Oğuz’u sonra arayacağım ‘’demeler...Ece hanıma bak yaa!!!! Bir de tüm
bunlar
 yetmezmiş gibi annelerimiz de işin içine girmek için çabalayıp duruyorlar.....Neymiş
 efendim,Ece bana böylece veda etmeden çekip hayatta gitmezmiş,yoksa ben kıza bir
şey mi söylemişim,bir şey mi yapmışım...Annem de ikide bir ‘’Ne dedin kıza
deve, saçını mı yoldun yine?’’demiyor mu ,aklımı oynatıcam yaaaa...Hala anasınıfı
çağında mıyız biz,niye saçını yolayım ki?Gerçi şimdi şu kapıdan giriverse,dizime yatırıp 
o nazlı nazlı  nazlı yürüdükçe raks eden poposunu bir güzel şaplaklayacağım
ya...neyse....Ece’nin çorap desinatörlüğüyle ilgili kendini geliştirmek(!), adına hem de 
birdenbire  taa  okyanus ötesine gidişini ilk duyduğumda, önce kendimi
suçlamıştım...Yeni yetme
abazalar gibi Ece’yi her gördüğümde dudaklarına yapışmasaydım şimdi hala burada   
olurdu diye....Ama...düşünüyorum da...bu yaşananların Ece’nin gidişi ile bir ilgisi
yoktur herhalde...onun da benim kadar etkilendiğini düşünmek benim yanılgım olsa
gerek...çünkü...başka türlü olsaydı,en azından benimle iki kelime de olsa konuşmaya
 tenezzül eder...gidişini....sebeplerini açıklardı...İşte ben de o zaman,bunların basit bir
öpücük olmadığını...içimdeki bu denli sahiplenişin,her zaman yanımda olmasını
isteyişimin nedenlerinin ne olduğunu keşfettiğimi açıklardım ona....
Buraya kadarmış....onca paylaşılan dostluk(!)...buraya kadarmış...öyleyse benden de
bu kadar...Hayat sadece okyanus ötesinde değil,burada da devam ediyor nasılsa....
Aynanın karşısına geçip, saçlarımı horoz ibiği gibi yükselttikten sonra Tülay’ı
 arıyorum...
Hadi bakalım Oğuz...gecelere gecelere.....


Öncelikle....çevreye verdiğim rahatsızlık için özür diler,satırlarıma gösterdiğiniz/göstereceğiniz tahammül için teşekkür ederim...Bu benim için bir ilkti...son olmasını ümit ediyorum da Göz Kırp Pembey gibi usta bir kalemden sonra yazacak olmak başlı başına bir stresti zaten....yine de burada,bu paylaşımda yer almak güzeldi.....ve...elim funda_era da olsun diyorum...sevgiler...
Logged
funda_era
Moderatör
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 9268



« Yanıtla #12 : 23 Şubat 2012, 16:14:52 »

   Elimde bir fincan kahve güneşin doğuşunu izliyorum… yeşili maviye çalan bir renge sahip deniz… durgun ve bir o kadar da dalgasız… sanki yeni evlenecek olan genç kız gibi nazlana, nazlana sahile vuruyor dalgalar… huzur verici gibi gözükse de neden ben bu kadar huzursuzum dahası neden gözüm gözüme değmedi sabaha kadar… ve uyumak için çabalayıp her gözümü kapattığım da neden o ilk öpüştüğümüz gün gözümün önüne geliyor hatta hiç gitmiyor desem! Neden aklım bir anda karıştı hatta neden sürekli onu düşünür hale geldim ve neden onu her düşündüğüm de kalbim delicesine atmaya başlıyor… ne ara ben böyle oldum bilmiyorum! Sanki ilk kez onu görüyordum ama oysa biz küçüklüğümüzden beri birbirimizi tanımıyor muyuz? tanıyoruz ama ben ilk kez onu fark edebiliyorum…ilk kez gözüme çok başka gözüküyor örneğin bu kadar yakışıklığı olduğunu hiç dikkat etmemiştim …esmer benzinin altında deli poyrazlar gibi esen simsiyah gözleri vardı..baktığı her yeri de tufana döndüren delicesine bakışları…


     Ahh Ece ahh ondan kaçtığın için buraya gelmedin mi? duygularınla savaşmamak için, onun yanındayken binlerce duyguyu bir arada hissedip de bunları hissetmemek için buraya gelmedin mi? O zaman neden mutsuz ve bir o kadar da huzursuzsun? Oysa onu görmeyince hatta bakışlarını üzerinde hissetmeyince ona olan bu duygu karmaşasından da kurtulacağını sanmadın mı? ama neden şimdi o poyraz gibi esen bakışlarını üzerinde hisseder hale geldin? Ne yapıyordur şimdi veya kiminledir? Ona veda etmediğim için bana kızmış mıdır? Elbette kızmıştır, bu zamana kadar onunla vedalaşmadan hiçbir yere gitmedim ama şimdi ona veda etmeden taa okyanusları aşıp bir otel odasında yapayalnızım… ve bir o kadar da mutsuzum… gitsem yanına ne söyleyeceğim ki veya bana “neden veda etmedin?” dese ben ne söyleyecektim ki? Türkiye’de şimdi gecenin bir yarısı, evde midir ki? Veya dışarıda mıdır? Yaa benim onu düşündüğüm gibi o da beni düşünüyor mudur? Yaa beni şimdiden özlemiş midir?...duramadım daha fazla , sesini duymak bana iyi gelecekti ve telefonumu elime alıp onu aradım…



****


  Tülay ‘la beraber bardaydım, bedenim buradaydı ruhum çok başka yerdeydi… çalan müziğin eşliğinde tekilalı bir bir devirerek onu düşünüyordum… neden bana veda etmemişti? Neden hemen pes edip, kaçmayı tercih etmişti? Neredeydi bilmiyordum? Bilsem ahh bilebilsem burada Tülay’la beraber olabilir miydim? Evet, yanımda Tülay vardı ama benim gözüm Ece’den başka hiçbir kadını görmüyordu…Tülay’la buraya gelmek hatta onu aramak bile başlı başına hataydı..Evet, bir an Ece yoksa da hayat devam ediyor diye düşündüm ama birandı sadece…şimdiden zümrüt gözlerini çok özlemiştim…kestane rengi omuzlarına kadar inen saçları vardı , pamuk gibiydi…ellerim o saçlarda dolaşsa , tek tek saçlarına dokunsam hatta kopacak diye dokunmaya kıyamasam…dudaklarını dudaklarımda bir kez daha hissetsem bir kez daha öpsem ve bırakmasam…Bunları düşünürken başımın döndüğünü hissediyorum oysa buraya geleli fazla olmamıştı hatta fazla içki de içmemiştim ama şimdi sarhoştum hatta öyle ki her şeyi çift çift görmeye başladım, barmen bir tekila daha veriyor ve bir dikişte hemen bitiriyorum , daha sonra ağzıma bir limon dilimi alıyorum…ağzımın içinde ekşileşmişti ve hiç tadı yoktu oysa ben her seferinde tekiladan sonra limon dilimin ağzıma alırdım hiç böyle olmamıştım ama şimdi ağzımın da tadı kalmamıştı…tıpkı Ece gittiğinden beri tadım olmadığı gibi ağzımın tadı da kalmamıştı artık…


   Ne yapıyordu şimdi, bilmiyordum… ahh bilebilseydim, hemen hiç vakit kaybetmeden yanına giderdim… onu görmek bile ağzımın tadının yerine getirmeye yeterdi! Sarhoş olmak istiyordum öyle ki onu düşünmek bile canımı acıtır hale geliyordu ama olmuyordu işte, onu düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum… Gözümün ucuyla Tülay’a baktım belli ki sarhoş olmuştu olduğu yerde sallanır hale gelmişti… duramadım daha fazla cebimden para çıkartıp masaya bırakıp çıktım… dışarı çıkınca belki hava alırım diye düşündüm ama olmadı, sanki git gide boğuluyordum… soğuk havaya inat içimde volkanlar oluşuyordu neredeyse! Kabanımı elime alıp arabaya doğru yürüdüm , öyle sarhoş olmuştum ki bir an arabaları karıştırıp başka bir arabanın kapısını açmaya başladım…daha sonra fark ettim ki benim arabam diğer sokak da kalmıştı…yalpalaya yalpalaya yürüyordum öyle ki sanki ayaklarım birbirine dolanıyordu , düştüm…elimin üzerine düşünce bir an canımı acıttım , kanamaya başladı…hiç umursamadım..oysa benim canım acısa veya bir yerim ağrısa hemen doktora giderdim ama şimdi umurumda bile değildi elimin kanaması…yüreğim kanarken ve ona çare bulamazken neylerdim ki elimin kanamasını! Elimin kanamasına aldırmaksızın ayağa kalktım… yürüyordum ama öylesine başı boş, işsiz güçsüz insanlar gibi… hatta ayyaşlar gibi! Arabaya gelmiştim artık, park ettiğim yerle bar arası yürüyerek belki beş belki on dakika sürerdi ama şimdi bana neredeyse saatler sürmüş gibi geldi! Özlemiştim onu, hemde çok özlemiştim. ..ne olmuştum ben birden? Allak bullak olmuştum onu gidişiyle , öyle ki soluduğum hava bile bana acı veriyordu! Canımı acıtıyordu! duramadım daha fazla cebimden telefonumu çıkarıp onu aradım, meşgul çalıyordu daha sonra kapatınca birden ekranda onun ismi ve resmi çıktı… birden onun resmini ve ekranda ki ismini görünce güneş doğmuştu sanki arabama, sanki aldığım nefes bile şimdi değer kazanmıştı ve tadım yerine gelmişti… titriyordu ellerim hem de zangır, zangır… ama telefon kesilecek diye de aklım çıkıyordu, duramadım hemen telefonu açtım ;


OĞUZ: Kesik kesik  hatta nefes alamayıp ta boğulurcasına “Ece”

ECE: Onun adından ismimi duymak bile çok ama çok güzeldin…”Ece” “diyordu bana kimse içinden de bir şeyler giderek bana “Ece” demişti…


Bu güzel fikirle ortaya güzel şeyler çıkıp , yetenekli arkadaşlarımızda ortaya çıktı  Heyoo bende bir yeteneğin daha ortaya çıkmasını isteyip sıramı Züleyha63'e veriyorum fcn-5 Züleyha'cım bakalım neler yazacaksın , inan merakla bekliyorum fcn-5 beğenmeniz dileğiyle  p2m
Logged

züleyha63
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 105


« Yanıtla #13 : 24 Şubat 2012, 20:18:13 »

   Elimdeki telefona öylece bakıp kaldım gözlerime inanamıyorum ece arıyor. Bir an içtiklerimin etkisiyle yanıldığımı sandım ama hayır arıyordu işte ekranda yanıp sönen ışıkla birlikte gördüğüm resim ve isim yanılmadığımı gösteriyor...
İçimde o kadar tarifi imkansız duygular var ki ne yapacağımı bilemiyorum sanki az önce onu arayan ben değilmişim gibi açıp açmamakta kararsızım... oysa sesini duymaya o kadar çok ihtiyacım var ki şu onu görmediğim sesini duymadığım süre boyunca yaşamıyor gibiyim... aklımda sadece  ece var meğer onsuz ben bir hiçmişim ...nasılda içime içime işlemiş ne kadar çok alışmışım her dakika yanımda olmasına... şimdi yanımda yok ya sudan çıkmış balığa döndüm
    Kapatmadan açmalıyım daha fazla dayanamıyorum çünkü ellerim zangır zangır titriyor kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyor ...sakin olmalıyım ama ...sesimin bile nasıl çıktığını bilmeden .
Oğuz . Ece " diyorum sadece gerisi gelmiyor aslında ona söylemek istediğim o kadar çok şey var ki ama ne diyeceğimi bilmiyorum .
Ne demeliyim özledim mi... yoksa neden gittin diye hesap mı sormalıyım..evet çok özledim onu gideli sadece bir gün olmasına rağmen sanki bana aylarmış gibi geliyor nasıl içime işlemişse ..
Şimdi yanımda olmasını sarıp sarmalamayı nede çok isterdim ama ne kadar özlesemde kırgınımda ona , gittiği , kaçtığı , bir hoşça kal bile demediği için...demek ki onun için hiçbir önemim yokmuş bırakıp gidebildiğine göre
Bu kadar basitmiydi çekip gitmek ...oysa hiç bu güne kadar hoşça kal demeden ayrılmamıştık ... ne oldu bize birbirimize kalbimizin kapılarını aralamak ağır mı geldi... öyle olmasa kaçmak için bir nedeni olmazdı ...biz ne olursa olsun mutlaka vedalaşırdık aMa ilk defa birbirimizi görmeden ayrıldık...
O kadar yoğun duygular içerisindeyim  dolmuşum ki ecenin bana seslendiğini bile çok sonra fark ediyorum
Ece. Oğuz ordamısın
Oğuz . evet buradayım  "sesim bile titrek çıkıyor gerek heyecandan gerekse sarhoşluktan olsa gerek kesin sesimden anlayacak sarhoş olduğumu tabii beni ondan onu benden daha iyi kim tanıyabilir ki "
Ece . oğuz sen sarhoşmusun " işte anladı bile sen yoksun kendimi gecelere atıp dağıttım mı demeliyim ve gerçekten sabrımın sonundayım zaten içimde zor tutuyorum artık dayanacak gücüm kalmadı "
Oğuz . çok mu umurunda
Ece . buda nedemek tabii ki umurumdasın... sen benim " susuyor ece , gerisini getiremiyor arkasından gelecek şeyi merakla bekliyorum ama biliyorum ki onunda aklı en az benim ki kadar karışık ...karışık olmasa bile onu çok iyi tanıyorum içinden kalbinden ne geçiyorsa kolay kolay paylaşmaz ki... söylemeyecek işte yine sessiz kalacak ...onun sessizliğine karşılık
Oğuz . evet ben senin ...ne o verecek cevabın yok mu oysa benim söylemek istediğim o kadar çok şey var ki dayanamıyorum artık ece gittiğini duyduğumdan beri ne haldeyim bilemezsin ...sanki bir boşlukta gibiyim gözlerim her yerde seni arıyor... nefes alamıyorum boğulacakmışım gibi hissediyorum " ece dayanamayıp lafımı kesiyor ."
Ece . oğuz . " diyor sadece ama yok bu gün konuşmamı engelleyemeyecek içimde ne var ne yok anlatıcam "
Oğuz . lütfen ece bırakta konuşayım buna çok ihtiyacım var " eceden ses çıkmayınca devam ediyorum "  öyle içime işlemişsin ki sana kızgın olmama rağmen küs kalamıyorum ...sen bana ne yaptın ece ben sensiz nefes bile alamıyorum "fark etmeden sesim biraz daha yüksek çıkıyor sanırım  "şimdi bana sarhoş musun diye soruyorsun ya evet sarhoşum içtim hemde dibine vura vura içtim... yanımda olmadığın için... bırakıp gittiğin için ...neden ece neden gittin... neden bize bunu yapıyorsun .
...........
 ECE
    Sanırım oğuzu aramak hiçte iyi bir fikir değilmiş .şimdi telefonun diğer ucunda aramızda okyanuslar  olsa da ismimi içli içli söyleşi kalbimi parçalıyor …oysa ilk defa ismimi söylemiyor ki ama bu bambaşka sanki …  of oğuz sen bana neler yapıyorsun neden karışık olan kafamı dahada karıştırıyorsun ..
Sesini duymak hiç iyi gelmedi sırf onu görmemek , duygularımdan kaçmak , içimdekilerle savaşmamak için kaçıp gelmedim mi …ama bu çözüm değilmiş ondan ayrı olmak onu görememek daha beter etti beni…
Tam bir sessizlik oluyor sadece birbirimizin nefes alışverişlerini duyuyoruz ben onu konuşmasını beklerken sanırım oda benim …konuşmuyor çok kızmış olmalı ve ilk konuşan çekip giden ben olduğuma göre ben olmalıyım…
Ece . oğuz orda mısın diyorum hiç beklemeden
Oğuz . evet buradayım diyor ama sesi o kadar soğuk ve değişik ki bu benim oğuzumun sesi olamaz diyorum… sonra aklıma sarhoş olduğu zaman ki halleri geliyor ve sadece
Ece . oğuz sen sarhoş musun diyorum bildiğim soruların cevabını niye soruyorsam ve hiç tahmin etmediğim belkide ilk defa oğuzun kızgın , üzgün ve kırılmış sesi ile çok mu umurunda demesi kulaklarımda yankılanıyor
Nasıl böyle bir şey düşünür ki o benim canım bebekliğim …çocukluğum… gençliğim her şeyim… en önemlisi de arkadaşım evet ne olursa olsun o benim en yakın en can arkadaşım gerisinin hiçbir önemi yok… şimdi aklım karışsa aramıza başka duygular girmiş olsa da ...ona karşı duygularım farklılaşsa da en yakın arkadaşım o benim  onun iyi olmasını kılına zarar gelmesini hiç ister miyim …
Bu şekilde sorması canımı acıtıyor ve sert çıkışıyorum ne demek bu diye sen benim “diyorum ama gerisine dilim varmıyor ne demeliyim arkadaşımsın ama kafam mı karışık… kafamı karıştırıyorsun mu …hayır diyemem onun duygularından emin olmadan ne hissettiğini bilmeden  içimdeki karmaşalığı ona anlatamam …söyleyemem… of oğuz of  niye yapıyorsun bunu bize
O da anlıyor gerisini gelmeyeceğini ve belki beni darma dağınık edecek konuşmasına başlıyor içinde ne var ne yok döküyor sesindeki çaresizlik kırgınlık beni benden alıyor ve o an çekip gelmekle ne kadar büyük bir hata yaptığımı bir kez daha anlıyorum… Konuştukça konuşuyor bilmiyor ki o nasıl bensiz nefes alamıyorsa bende onsuz nefes alamıyorum… sesindeki çaresizlik kırılmışlık içime oturuyor onu susturmaya çalışıyorum ama yok izin vermiyor haklıda ben gözden ırak olan gönülden de ırak olur sanmıştım ama yanılmışım
Nereye gidersem gideyim hep içimde aklımda olacak  ve ağzımdan tek bir şey çıkıyor
Ece . oğuz seni çok özledim
Oğuz . ben de ...bende seni çok özledim


Bende bu fikri orataya atan bir çok sevdiğimiz senaristleri  k-5 bir arıya getirip biz hikaye severlerle buluşturan ve çorbada bizimde tuzumuzun bulunmasını sağlayan herkese çok teşekkürler  tyh-1 umarım az da olsa beğenilir ...elimden ancak bu kadarı geldi şimididen bir kusurum varsa affola idare edeceksiniz artık ne kadar olsa benim içinde bir ilkti
fundacım özellikle sana teşekkür ederim  umarım yüzünü karatmamışımdır çok saol canım  f-321
bende bayrağı kime bıraksam diye düşündüm ve sanırım şiirleriyle her zaman kendinden söz ettiren bizlere eşsiz güzellikler sunan sevda 1 devrediyorum eminim benim açığımı kapatacaktır şimdiden başarılar  k-5 k-5 k-5



Logged
Ghost
Cool Artiz
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2680


« Yanıtla #14 : 04 Mart 2012, 15:19:39 »

Ece . oğuz seni çok özledim

Oğuz . ben de ...bende seni çok özledim

Ama bu bazı gerçekleri değitirmiyordu hayatımızda. Ece kaçmıştı. Beni ve filizlenecek aşkımızı bırakıp gitmişti. Ona o kadar kızgındım ki. Hani bırakın aşkı falan arkadaşlığımızı hiçe sayıp gitmişti. Işte tam bu yüzden kendimden hiç beklemediğim birşey yaptım.

Oğuz. Ama bırakıp gittin beni. Ben senin için alışkanlıktan öte birşey değilim. Arkadaşın olarak bile görmüyorsun beni.

Ece. Oğuz saçmalama. Olur mu...

Oğuz. Oldu işte Ece. Nerdesin şimdi? Peki ben nerdeyim? Yanımda yoksun.

Derin bir nefes alıp.

Oğuz. Sen kazandın. Beni bırakıp gittiğine göre bu aşkta umut yok. Ben pes ediyorum. Ben yokum artık Ece. Arkadaşın olarakta, sevdiğin olarakta . Hoşçakal.

Deyip kapatmıştım. Sürekli onun peşinden koşmaktan, kendimi ifade etmekten,anlatmaya çalımaktan o kadar yoruldum ki artık. Olmuyor,denedik ama olmuyor işte.

ECE

Bitti mi şimdi? Oğuz vazmıgeçiyor bizden? Aferin Ece. Korktun, kaçtın sevdiğin adamdan. Kapris yaptın durdun ve işte olacağı bu. Ne yapacağım ben şimdi. Hemen dönmem gerek. Ama işleri ayarlamak,iki haftamı alıyor. Bu arada sürekli Oğuz’u arıyorum ama telefonu kapalı. Vildan Teyzeyi arıyorum o da bilmiyor yerini. En yakın arkadaşlarını arıyorum ama onlarda bana kızgın. Doğru dürüst konuşmuyorlar bile. Oğuz’a deyip durdun ama Ece hanım sen eşek kafalının tekisin....


OĞUZ

Aldım başımı gittim bende. Ne uğraşacağım artık? Anneme bile söylemedim nereye gittiğimi. Arkadaşlarım biliyor ama Ece’ye o kadar kızgınlar ki eminim laf etmezler. Iş ile ilgili yoğun toplantılar yapacağım Antalya’ya attım kendimi.  Gündüzleri toplantılarda koştururken, akşamları Ece’nin hayali ile takılıp duruyordum. Kendimi bara atıp Ece’ye şarkılar armağan ediyordum. O kadar çok eğleniyordum ki sanki intikam alıyordum ondan.

Aşkla senin arana ne girdi ne dersin
Kalbini çöpe atıp giderken söyle kimsin
Tanıyamadım bu yeni seni ben
Sevmişim bir yabancı
Alışamadım bu yeni sana ben
Anlayamadım yalancı

Kalamam arkadaş git
Madem yarımsın bari bit
Lütfen ne bir selam ne bir satır
Dayanamam haydi git


Oğuz. Görüyor musun sevgilim. Murat Boz kardeşim bile ne diyor. Kalamam arkadaş diyor. Doğru söylemiş aslan kardeşim benim...

Ertesi gün yine başka barda başka bir şarkı armağan ediyordum Ece’ye

Senden sonra beni bir tek geceler anladı
Bir de sigaramın boynu bükük dumanı
Senden sonra beni bir tek duvarlar anladı
Bir de masadaki yazdığın o son yazı
Kâğıttan bir kayık gibi
Okyanuslara attın beni
Sırılsıklam ve bir başıma
Unutmadım terk ettiğini
Bir gün bakacaksın arkaya
Orda öyle bıraktıklarına
Aklına gelecek eskiler
Kalbin atacak HIÇKIRA HIÇKIRA
Bir gün anlayacaksın ya
Utanacaksın yaptıklarına
Aklına gelecek eskiler
Kalbin atacak OFLAYA OFLAYA

Oğuz.  Gerçekten aklına geliyor muyum Ece he? Söylesene. Unuttun mu beni? Allah kahretsin beni hala sen. Her yanımda sen.  Çık git aklımdan. Her hücreme işlemiş seni de al çık git artık.

ECE
Istanbul’a döneli tam 3 hafta oldu. Yok Oğuz hergelesi yok. Resmen bana kapris yapıyor. Kendim ettim ben ama. Tüm hata bende. Onsuz nefes bile alamıyorken nasıl gittim ben ya. Hangi akla hizmet?  Hergün onlardayım. Vildan teyze artık anlıyor birşeyler olduğunu. Ama kadının sesi çımıyorki. Oğlu yok ortada.

Ece. Hiç aramadı mı vildan teyze?

Vildan. Aramadı dedim ya kızım. Kaç gündür aynı şeyi sorup duruyorsun. Yok işte. 1,5 aydır çocuk beni de aramıyor. Aranızda ne geçti bilmiyorum ama bu durum hiç hoşuma gitmiyor Ece

Ece. Birşey olduğu yok Vildan teyze. Bana kızgın ondan habersiz gittiğim için. Kapris yapıyor işte eşek herif

Vildan. Başka birşeyler var gibi  bence ama çıksın ortaya alacağım ifadenizi

Ece. Bende vildan teyze bende.

Bende artık pes ediyorum Oğuz’u aramaktan. Kendi yaşantıma dönmeye çalışıyorum. Ne kadar başarabilirsem işte. Işime direk yansıyor bu durum. Artık cıvıl cıvıl çoraplar değilde iç karartıcı çoraplar tasarlıyorum ve hemen fırçalanıyorum . Arkadaşlarımda farkında tabi durumun. Alıp gezmeye çıkartıyorlar beni. Işte ne olduysa orada oluyor zaten. Televizyonda gördüğüm bir haberle hayatım değişiyor.

...Mimarlar odasının düzenlediği sempozyum Antalya’da devam ediyor.  Son 2 güne girilirken sempozyumun oldukça verimli geçtiği mimarlar tarafından sıklıkla dile getiriliyor....


sıramı Demeter'e bırakıyorum fcn-5
Logged
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
 ARTIZAN CLUB Serbest Paylaşım PlatformuEdebiyat & KitapArtizan Yazarlar KlübüArtizan Yazarlarıİmece Usulü Hikayeler Konu: Nefes « önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: