-Ne bakıyorsun beee!!!!
-??????
-Bak hala bakıyor ya,yürü git işine,manyak mısın nesin?
-?????
-Çok mu hoşuna gitti gözlerini, alamadığına göre hahahahahahaha
-????????
-Haaa...anladıımmm.....e çok canın çektiyse seni de öpeyim
yavruuumm!!!Hahahahaha
-Neeeeeeee??????
Neeeeeyyyyy!!!!! Eminim ki...zaten pörtlek pörtlek olan gözlerim,yuvalarından
dışarıya fırlamıştır....Şehir magandası yaaa...bana söylediği lafa bak!!!Başımdan aşağı
kaynar sular döküldü deyimi işte şimdi yerini buldu.....Sinirden elim ayağım titriyor
resmen...
Bir defa ben o park sevişgenlerinin farkında bile değilim ki....güya biraz olsun
kafamı toparlayabilmek,son zamanlarda yaşadıklarımı sorgulayabilmek için buraya
geldim...Nereye oturdum,karşımdaki bankta kimler var,ne yapıyorlar farkında bile
değilim ki....Offfff...bilmiyorum...bilemiyorum......belki de bilinçaltımın bir ihanetiyle
karşı karşıyayım yine; karşımda öpüşen daha doğrusu amiyane bir tabirle yiyişen bu
gerizekalıları da görünce...aklım dün yaşananlara kaymış ve ben de o kıronun
deyimiyle
gözlerimi onlardan alamamış olabilirim....Off yaaa.....yer yarılsaydı da içine
girseydim...Rezil olduğum bir yana...ağzının payını verememek daha bir zoruma
gitti....Yok bir de beni öpecekmiş,nesin sen ya,acil öpücük görevlisi mi? Seni
öpeceğime bir domuzla sevişirim daha iyi bee....beter ol emi öküüüzzz!!!!!
Ahh şimdi yanımda Oğuz olacaktı kiii,...bu hödüğü bir güzel benzetecekti.....
Yine ne saçmalıyorum ben...ne Oğuz’u yaa... ne Oğuz’u? Zaten şu an morarmış bir
halde,bana bunca lafı yedirttikten sonra birbirlerine sırnaşarak giden bu
gerizekalıların arkasından bakıp,yüzlerine karşı içimden sövmelerin sebebi Oğuz değil
mi?Peki gerçekten de Oğuz mu??
Off..kızım Ece yaa,iyice dengesiz oldun sen....Büyü artık büyü!!!İşin kolayına kaçmak,
bütün yaşananları Oğuz’un üzerine atmak doğru mu sence? Hem de taaa bebeklikten
bu yana kardeş gibi hatta ve hatta siyam ikizleri gibi birlikte büyüdüğün,her zaman
en yakınındaki kişi olan;içini dışını,gizlini saklını bu kadar iyi bilen birine,her şeyin
faturasını kesmek doğru mu? Ama kardeşler de durup durup bizim gibi öpüşmüyorlar
ki......eminim ki kardeş gibiyiz diyen dostlar da öyle....peki biz niye böyle olduk,neden
her şey tepetaklak oluverdi?Bir de bu yetmezmiş gibi neden beni öptüğü zaman tüm
dünyaya kuşbakışı bakıyormuşcasına havalanıyorum...heyecanlanıyorum???
İnanılır gibi değil,tüm hayatım şu birkaç gün içerisinde allak bullak oldu....Her şey
benim aleyhimde sanki....baktığım her yer,gördüğüm her kare aklımın Oğuz’a
kaymasına sebep oluyor.....Eskiden her şey ne kadar da güzeldi...Birlikte güler,birlikte
eğlenirdik....Türlü türlü hayaller kurardık...sırt çantalarımızı alıp otostop çeke çeke
Türkiye turu bile yapacaktık....ama...şimdi her şey çok geride kalmış gibi....Bugün
kaçıncısı olduğunu bilmediğim derin nefeslerden birini daha alıyorum...ben nefesimi
derinleştirdikçe içime giren hava sanki orada gördüklerinden korkmuşcasına dışarıya
çıkmak için çabalamakta....ben mi nefesi çekiyorum nefes mi beni
bilemiyorum...Ofiste duvarlar üzerime üzerime geldi...boğuluyorum zannettim....bir
şeyler de çizemeyince kendimi dışarıya attım ve bu park gelip bu bankın üzerine
tünedim resmen....Güya kendimle kalacaktım...sanki benden birkaç tane varmış
gibi...yine de ofisten daha iyi geldiği kesin bu parkın ta ki bu iki yiyişgeniyuslara
rastlayana kadar.....Iyyhhkkk.....bak yine sinirlendim yaaa.....nereye gidersem
gideyim bir huzur yok mu bana? Gözlerimi kapatmaya korkuyorum...korkuyorum
çünkü o rüyanın beni yine yeniden esir alacağını hissediyorum...Evet evet...aynen de
böyle hissediyorum...çünkü...o kadar gerçekti ki....hala etkisindeyim....Nasıl olmam
ki, uyandığımda kan ter içinde kalmıştım...dilim damağım kurumuştu adeta ama
susuzluktan değil...başka..bambaşka bir şeylerin ateşinden...off yaaa.. ne utanç
verici.... Ama bunda da Oğuz’un suçu var...Dün beni eve bırakırken kartopu oyununu
başlatmasaydı,sonra da vantuz gibi dudaklarıma yapışmasaydı-tamam kabul
ediyorum yine kuşbakışı moduna geçtim bu öpüşle ama-ben de, koşarak eve
girdikten sonra odama gidip yatağımın içine köstebek gibi hapsetmeseydim
kendimi,sonra da
dudaklarımda başlayan alev tüm vücudumu sarmasaydı...bu rüyayı
görmezdim....rüyamda sabah Oğuz’un beni işe bırakmak için gelişini,arabayla
giderken birdenbire sağa çekip, duygularından bahsedişini,akabinde yine kuşbakışı
moduna geçişimizi....ve....’’evlen benimle Ece’’ deyişini görmezdim...Biliyorum işte
görmezdim...hep ama hep Oğuz’un suçu...O kadar heyecanlıydım ki,nasıl tamam
dediğimi anlamadım bile, sanki içimde bir başka ben vardı ve benim yerime o başka
ben konuşuyordu...asıl ben de dışarıdan izliyordum her bir anı sanki....Hoş...aklıma
geldikçe hala rüyadaki gibi heyecanlanıyorum ya... Hani babamın Ona emanetiydim
ben...Neden böyle yapıyor,neden
aklımı,rüyalarımı,hayatımı alt üst ediyor..neden neden...ve neden ben bana her
dokunduğunda heyecanlanmaya başlıyorum artık....yoksa ikimiz de bir boşluğun içine
mi düştük?Ya bu geçici bir şeyse....ya ikimiz de bunun altından kalkamazsak?Ne
olacak o zaman?Bir iki öpüştük,her şey güzeldi,şimdi hayatımıza kaldığımız yerden
devam edelim,çiçekten çiçeğe gezelim mi diyeceğiz?Diyebilir miyiz ki?Eskisi gibi olur
mu her şey? Ne olursa olsun ben Oğuz’u kaybetmek istemiyorum...Bunun
düşüncesine bile
katlanamıyorum...Bir şeyler düşünmeli,bir şeyler yapmalıyım ama ne?Çünkü böyle
giderse üzüleceğiz,üzeceğiz.....ailelerimiz de etkilenecek....onca yıldır aramızda ilmek
ilmek örülen,günden güne güzelleşen yaşanmışlıkları tüketeceğiz.....Bir şeyler
yapmalıyım...ve...bu her neyse...elimi çabuk tutmalıyım.....
Eve gitsem iyi olacak...bugün yüzünü gösteren güneş,çoktan gitti bile...Ne çok
izlemişizdir Oğuz’la burada,bu parktaki gün batımını....Güneş kızıl elbisesini giyerek
eteklerini savura savura çekip giderken Oğuz’a sorardım’’Güneş neden
kızıllaşıyor’’diye.....Oğuz ise her zaman ki yarı alaylı ama en tatlı gülümseyişle
yanıtlardı’’E bizi karanlığa mahkum edeceği,yıldızlarla vuslata ereceği için utanıyor da
ondan,utanınca da senin gibi kızarıyor işte’’der ve burnumu sıkardı......
Gerçekten de....acilen bir şeyler yapmalıyım....tüm bunların anılara kilitlenip
kalmaması adına.....onu kırıp kaybetmemek adına....bir şeyler
yapmalıyım......Ve...elimi de çabuk tutmalıyım.....
Birkaç gün sonra........
Sabahtan beri bir aşağı bir yukarı volta atıp duruyorum
Ne oldu da bu hale geldi her şey??Bir türlü anlamlandıramıyorum...Ece de benim
kadar etkilenmişti o yakınlaşmalarımızdan...Tamam...kabul...her şey çok hızlı oldu
ama zaten böyle de oluvermez mi, dostluk sanılan duyguların aslında bastırılmış tutku
olduğu anlaşıldığında, birdenbire kıvılcımlar harlanıvermez mi?
Kompozisyon ödevi mi ki bu giriş,gelişme,sonuç olsun....Hoş biz işin giriş kısmından
öte de gidemedik ya ..
neyse....Ama bu kaçış,bu gidiş de neyin nesi şimdi?Ne bir haber,ne bir açıklama.......
Hiç mi hak etmiyorum ben ya, hiç mi? Bu mudur yani, annemle gönderilen kısa bir
selam’’ben Oğuz’u sonra arayacağım ‘’demeler...Ece hanıma bak yaa!!!! Bir de tüm
bunlar
yetmezmiş gibi annelerimiz de işin içine girmek için çabalayıp duruyorlar.....Neymiş
efendim,Ece bana böylece veda etmeden çekip hayatta gitmezmiş,yoksa ben kıza bir
şey mi söylemişim,bir şey mi yapmışım...Annem de ikide bir ‘’Ne dedin kıza
deve, saçını mı yoldun yine?’’demiyor mu ,aklımı oynatıcam yaaaa...Hala anasınıfı
çağında mıyız biz,niye saçını yolayım ki?Gerçi şimdi şu kapıdan giriverse,dizime yatırıp
o nazlı nazlı nazlı yürüdükçe raks eden poposunu bir güzel şaplaklayacağım
ya...neyse....Ece’nin çorap desinatörlüğüyle ilgili kendini geliştirmek(!), adına hem de
birdenbire taa okyanus ötesine gidişini ilk duyduğumda, önce kendimi
suçlamıştım...Yeni yetme
abazalar gibi Ece’yi her gördüğümde dudaklarına yapışmasaydım şimdi hala burada
olurdu diye....Ama...düşünüyorum da...bu yaşananların Ece’nin gidişi ile bir ilgisi
yoktur herhalde...onun da benim kadar etkilendiğini düşünmek benim yanılgım olsa
gerek...çünkü...başka türlü olsaydı,en azından benimle iki kelime de olsa konuşmaya
tenezzül eder...gidişini....sebeplerini açıklardı...İşte ben de o zaman,bunların basit bir
öpücük olmadığını...içimdeki bu denli sahiplenişin,her zaman yanımda olmasını
isteyişimin nedenlerinin ne olduğunu keşfettiğimi açıklardım ona....
Buraya kadarmış....onca paylaşılan dostluk(!)...buraya kadarmış...öyleyse benden de
bu kadar...Hayat sadece okyanus ötesinde değil,burada da devam ediyor nasılsa....
Aynanın karşısına geçip, saçlarımı horoz ibiği gibi yükselttikten sonra Tülay’ı
arıyorum...
Hadi bakalım Oğuz...gecelere gecelere.....
Öncelikle....çevreye verdiğim rahatsızlık için özür diler,satırlarıma gösterdiğiniz/göstereceğiniz tahammül için teşekkür ederim...Bu benim için bir ilkti...son olmasını ümit ediyorum da

Pembey gibi usta bir kalemden sonra yazacak olmak başlı başına bir stresti zaten....yine de burada,bu paylaşımda yer almak güzeldi.....ve...elim funda_era da olsun diyorum...sevgiler...