ARTIZAN CLUB Serbest Paylasim PlatformuEdebiyat & KitapArtizan Yazarlar KlübüGenç YazarlarEla'dan Aşka Dair.. Konu: Bedel (Bir gün anlarsın ) 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 4 5 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Bedel (Bir gün anlarsın )  (Okunma Sayısı 17640 defa)
ays-gul
Super Moderatör
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2544



WWW
« : 14 Mart 2012, 10:35:30 »

Sevgili Ela arkadaşımız bizden ricada bulundu..  

Birbirinden güzel hikayelerini burada bizlerle paylaşacak....Hikayenin başlığı açılmıştır

 hayırlı ve uğurlu olsun diyorum.. p2m


Logged

Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #1 : 14 Mart 2012, 20:02:20 »

BİRGÜN ANLARSIN
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,Ama yorgun,Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın hayal kurmayı;Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

........................
seni çok üzdüm biliyorum oysa sen demiştin beni çok üzersin diye korkmakta haklıydın seni başından beri hayatına girdiğimden beri üzüyorum ben




Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #2 : 14 Mart 2012, 20:17:55 »

İnsanlar neden istedikleri gibi yaşayamazlar …..hep başkalarına ,  başkalarının isteklerine göre yaşarlar
hayat insanın  kendi elinde değil midir ? hayır bazen değildir… onu nereye çekersen seni oraya süreklemez mi.
ne yaparsak yapalım kaderimizi değiştirebilirmiyiz  belki yönlendirmek için çalışırız ama ulaşacağımız nokta hep aynıdır …minel içinde böyleydi işte onunda ne yaşadıkları nede yaşayacakları elinde değildi ….elinde olmadığı gibi kendisine çok uzak olan biririnin ellerindeydi 
…………………………….
Melih. ben o parayı veremem “kuzey karşısında yüzü gözü dağılmış halde olan  adamın söylediğini yanlış anladığını düşünerek “               
Kuzey. ne anlamadım “melih artık yolun sonuna geldiğini düşünse de vazgeçmeye niyeti yok gibiydi Melih  . bakın kuzey bey ….ben istediğiniz parayı ödeyemem çünkü elimde o kadar para yok .
işte bu kuzeyin hiç hoşuna gitmemişti ellerini beline koyup karşısındaki adamın gözlerine bakarak
Kuzey. demek ödeyemezsin ha….. o zaman ne diye boyundan büyük işlere kalkışıyorsun lan ….sen bizimle oyun oynanmayacağını bilmiyor musun …… yemin ediyorum seni öldürürüm kimsede seni bulamaz…… sen kuzey karayeli  hiç mi tanımıyorsun ….zaten tanısaydın yanlış adam olduğunu bilirdin ama ben dolandırıcılık neymiş sana göstericem …..demek paran yok güzel …o zaman bizde gerekeni yaparız kimseye  kuzey karayeli   dolandıran adam ortalıkta fink atıyor dedirtmem “ demenin ardından arkasını dönüp adamlarına halledin şunu dedikten sonra arabasına doğru giderken melihten duyduğu şeyle donup kalmıştı “
Melih. para karşılığı kız kardeşimi versem canımı bağışlar mısın “kuzey eli kapı kolunda öylece kalmıştı ne bir adım ileri ….nede bir adım geri atabilmişti . bu adamın aşağılık biri olduğunu zaten ilk gördüğü an anlamıştı ama bu kadar ileri gidebileceğini hiç düşünmemişti …..yavaşça arkasını dönüp melihe bakarken aklından “sık kafasına kurtul “ geçiyor olsa da devamını  merak ederek elleri kemerinde melihe doğru yürümeye başladı .melihte kuzey karayelin geri dönmesi ile teklifini  kabul ettiğini düşünerek rahatlayıp derin bir nefes alırken gecelerin adamı kuzey karayelin bu teklifi, reddetmeyeceğinden emindi
kuzey melihin karşısında durup
Kuzey. ne pislik bir adamsın sen ya …..utanmadan borcuna karşılık kardeşini mi veriyorsun bana onu bana satıyor musun “melih beklemediği bu tepki ile az olsa utanma duygusuyla kafasını eğerek belki de hayatında ilk defa yaptığından memnun olmadığı haliyle .”
Melih. elimde başka hiçbir şeyim yok ondan başka “hiç hoşuna gitmemişti bu kuzeyin  kafasını iki yana sallayarak tiksintiyle melihe bakarken…. kendi kardeşini düşündü …..onu değil borç karşılığı canı pahasına da olsa da kimseye bu şekilde vermezdi ……canlarını alırdı yine de vermezdi. melihe cevap dahi bile vermeden tekrardan arkasını dönüp arabasına doğru giderken “bu adam ve ailesi hakkında hemen bir rapor istiyorum”
Ne kadar basitti bir anda yaptığı hatanın bedelini başkalarına ödetmek
Ama daha kuzey karayeli tanımıyordu hiçbir şey hafife alınacak kadar basit değildi 
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #3 : 14 Mart 2012, 20:38:28 »

1. BÖLÜM
 
     Minel için aslında hayat yaşamak istediği şekilde geçiyordu…kendi halinde istediklerini yapmakta , yaşamakta özgür , asla kendinden ve hayallerinden ödün vermemiş  …dahası  kimseye de verdirtmemişti … Ama hayat işte bir yerden sonra her şey kontrolünden çıkabiliyordu kendi çabalarıyla bir yerlere gelebilmek için tek başına da olsa hayat mücadelesine kaldığı yerden devam etmeye çalışıyordu .
     
     Minel için her şey Anne ve babasını bir trafik kazası sonucu çok acı bir şekilde kaybettikten sonra başlamıştı ..bu güne kadar başına gelmeyen şey sanki o günü bekliyormuş gibi ardı arkasına sıralanmıştı ...abisi Melih'le hayatlarına kaldıkları yerden devam ederlerken şimdiye kadar bilmedikleri , anne ve babaları tarafından hiç bir yük taşımadıklar hayat şimdi omuzlarına çok ağır yükler yüklemişti.  yani hayatlarının bundan sonrasında hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı  … ne üzüldüklerinde başlarını koyup ağlayacakları bir anne kucağı nede sıkıntıya dara düştüklerinde arkasına saklanacakları babaları vardı.
     
     Minel için anne ve babasını kaybetmiş olmak hem çok acı hemde büyük bir yıkımdı. onlarsız ayakta durabileceğini dahası yaşayabileceğini bile düşünemiyordu... ama insan oğlu işte içimizdeki acı hafifledikçe zamanla her şeye alışabiliyoruz .
minel içinde öyle olmuştu anne ve babasının ardından uzun bir süre hayattan elini ayağını çekmiş tüm bağlarını koparmış , onlarsız nasıl ayakta kalacağını  nasıl yaşayacağını bilmez olmuştu …her zaman yanında olan anne ve babası artık yoklardı …bu çok büyük bir acıydı minel için . uzun bir süre onların acısıyla baş başa kalırken kendine gelmesi ancak üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıyla mümkün olmuştu. hep hayalini kurduğu bölüme yerleşmişti  en çokta babasının dileğinin gerçekleşmiş olmasına sevinmişti ...babası onun ilerde çok iyi bir mimar olmasını istiyordu ve minel şimdi babasının hayallerini gerçekleştirmek için ilk  adım atmıştı …babasının da yanında olmasını bu mutluluğu birlikte yaşamayı çok istemesine rağmen olmamıştı ama ona verdiği sözü yerine getirecek çok iyi bir mimar olacaktı .

    Minel ne kadar kendi halinde mülayim elindekilerle yetinen biriyse ... abisi  Melih tam tersi biriydi… her zaman hayattan daha fazlasını isteyen , elindekilerle yetinmeyi bilmeyen , hırslı , hayata karşı öfkeli biri olmuştu . zaten bu yüzdende elindekilerinden de olmaya başlamamışmıydı …yükselmeye çabaladıkça ve bunuda hakıkıyla yapmayınca elinde avucunda varolanlarıda kaybetmeye , bu uğurda daha büyümek adı altında babasından kalma kendi çapında küçük olan şirketi bile yok yere batırma seviyesine getirmiş ...her ipte oynamaya başlamıştı .  bunlara kumarda dahildi belki işini iyi yapsa elindekilerle yetinmeyi bilse bu hallere gelemeyecekti ama o hedefini saptırınca sonuç şu an bulunduğu durumdan farklı değildi …sadece kendi elindekileri değil minelin bile hisselerini bir şekilde kendi adına alıp onları bile elden çıkarmıştı. minelse abisinin bu gidişatına dur demek için her defasında uyarılarda bulunsada hiç oralı olmadığı gibi ona bağırıp çağırmasıyla onu da kendisinden uzaklaştırmıştı . abisinin hırsları yüzünden giderek insanlıktan çıkmaya başlamasıyla , minel bu duruma , onun vurdum duymazlığına , giderek değişen hal ve hareketlerine dayanamayark bunlara bir son vermek için evden ayrılmaya karar vermişti ...bunun için canı yansada yapabileceği bir şey kalmayınca mecburiyetten yapmak zorunda kalmıştı .
     
      Ne kadar evden ayrılmış abisine kırılmış olsada asla onu hayatından çıkarmak istememiş anne ve babasından sonra birlikte el ele olmaları gerektiğini düşünerek hep ona yakın olmak için çabalayıp durmuştu …ayrı evlerde yaşasalar bile aralarındaki kan bağından dolayı yolarını ayırmayı asla istememişti... ama Melih kendini o kadar işlerine kaptırmıştı ki  kardeşine ayıracak zamanı bile olmamış... buda Minel'in giderek abisinden uzaklaşmasına soğumasına neden olmuştu… ilk iki yıl bıkmadan usanmadan aradaki bağı koparmamak için çabalayıp dursa da sonunda dayanamayıp tamamen abisini hayatından çıkarmıştı.

   Minel  için ondan sonrası daha zor bir yaşam olmak yerine daha rahat ve daha huzurlu olmuştu ...babasından kendisine kalan  parayla kendine küçük bir ev almış arkadaşı Pelin'le birlikte yaşamaya başlamıştı bu şekilde en azından Melih'in akşamları eve sarhoş geldiğini görmüyor bu sayede de tartışmıyorlardı ...
Ama yinede  bir sürü hata yapmış olsada  onu özlemekten asla vazgeçmemişti.

Minelin kendi hayatını devam ettirip yaşaması ve aklındaki kötü düşüncelerden uzaklaşması için okul iyi bir kaçış olmuştu …okula başlamak bir nebzede olsa acılarından hayatındaki belirsizlikten uzaklaşmasını sağlamıştı …en çokta anne ve babasını kaybetmesinden duyduğu acıdan …okuluna gidip gelerek kendini derslerine vererek acısını azda olsa dindirmeye çalışıyordu asla unutulmazdı ama sürekli  onları düşünerekte ayakta durması  hayata kaldığı yerden devam edebilmesi pekte mümkün değildi .
 
       Okulunda da oldukça başarılı bir öğrenci olan Minel gerek çevresi , gerek hocaları ve arkadaşları tarafından  çok seviliyordu …sadece ders alanında değil ….kişilik bakımından da saygısı ve ağır başlılığı ile de her zaman beğenilen biri olmuştu  … tabii güzelliğini de unutmamak gerek…bir çok kişinin aklını başından alabilecek bir güzelliğe sahipti …dillere destan desek yeridir her halde ...etrafında bir çok hayranı olmasına rağmen  hayatında bu yaşına kadar kimseye yer vermediği gibi her zaman bu tarz ilişkilerden kaçınmış kendini sadece derslerine odaklamıştı  …özel yaşamı hiç yok denecek kadar azdı evden okula okuldan eve geçiyordu.   bazen  en yakın arkadaşı Pelin ve Kaan'la zaman geçirmek için bile olsa dışarı çıktıklarında hemen sıkılıp ayrılırdı...
           
      Hayatı bu kadar yalın bir şekilde geçerken nerden bile bilirdiki tam bir cenderenin arasına düşeceğini abisinin yaptığı hatanın bedelini ödeyeceğini .
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #4 : 16 Mart 2012, 00:04:59 »

 2.BÖLÜM

      Aslında Melih'in aklına bile gelmemişti Minel  o güne kadar, onu çok uzun zamandır görmemişti özlemiş olduğu bile söylenemezdi… Ama kurtarıcı olarak  ilk  aklına gelen minel  olmuştu...
       
        Yaptığı dolandırıcılık düzenbazlık gibi işlerden dolayı giderek çıkmaza girerken tüm çabalarına rağmen bir türlü önüne geçememişti… Eline geçen her fırsatı denemesine rağmen işler istediği gibi gitmiyordu… Olmamıştı işte gözünü bürüyen o hırs ona yardımcı olmadığı gibi onu daha da batağa sürüklemeye başlamıştı… Elinde ne var ne yok tükenmişti artık... Elindeki son şansıda kullanmayı bilmeyince hayatındaki en büyük hatayı yapıp hayatta bulaşmaması gereken birine bulaşmıştı.
 Oda iş camiasının güçlü ve önde gelen isimlerinden Kuzey Karayelden başkası değildi.

       Kuzey Karayel Bursa’nın önde gelen ailelerinden birine mensup oldukça saygın ve çevresi tarafından oldukça sevilen bir kişilikti… Yaptığı işlerde ve gösterdiği çizgide her zaman adından söz ettirmesini bilmiş kendi  çapında bir dünya kurmuş... Oldukça varlıklı olmanın avantajını kullanıp işleri daha da büyütüp Bursa’dan İstanbul’a taşımış çok iyi yerlere getirmişti. Hiç bir zaman kaybetmeyi sevmeyen… Kaybetmemek için durmaksızın çalışan, koruyup kollamak için elinden gelenden bile fazlasını yapan oldukça disiplinli  sert ve soğuk kendinden ödün vermeyen sevdiklerini için gözü kara her şeyi yapabilecek oldukça büyük bir güce sahip insanlardan biriydi… Babasının ölümünün ardından hem ailede hem de şirkette yerini almış ama aldığı gibi değil daha da büyüterek daha iyi yerlere getirmişti.

Bir erkek ve bir kız kardeşi olan Kuzey Karayel, Bursa da ki işleri kardeşinin yönetimine bırakıp kendisi İstanbul da kurmuş olduğu şirketin başına geçmiş ve uzun yıllardır da Bursa yerine İstanbul da yaşamaya başlamıştı.
Hayatı boyunca insanlara hak ettiği değeri vererek bir yerlere gelmiş… İnsanları kolay kolay
Harcamamıştı belki bu yaşına kadar… Ama bundan sonrada harcamayacağı anlamına gelmiyordu çünkü asla kalleşliğe, yalana, dolana hayatında yer vermemişti… Onu tanıyan bilen herkes onunla asla oyun oynanmayacağını istemediği şeyler yapılmayacağını çok iyi bilirdi.

Kuzey Karayel’i  düşman edinmek hayatta en olmadık yâda olmayacak şeylerden biriydi… Ama
Melih, onu tanımadığı için yaptığı hatadan  dolayı  onun düşmanlığını kazanmış ve şimdi ne yapacağını bilmeden başına gelecekleri bekliyordu.

*****

          "Yapmayın ne olur ben ettim siz etmeyin."

       " Konuşma lan biz değil… Seni hesabını Kuzey Bey verecek." Melih duyduğu isimle şoke olmuştu. İsmini çok duymuş,  gazetelerde de resimlerini görmüştü ama onunla hiç karşılaşmamıştı… Korkudan tirtir titrerken büyük hangarın kapısının açılmasıyla içeri son model bir jip girmişti. Melih merakla kimin ineceğini beklerken kapının açılmasıyla bir türlü karşılaşmaya nail olmadığı adam Kuzey karayel gayet kendinden emin, oldukça ciddi ve sert görüntüsüyle arabadan inmişti... Aslında bu gibi önemsiz işlerle kendisi ilgilenmezdi ama kendilerine bunu yapan adamı merak ederek gelmişti.

Ağır adımlarla Melih'in karşısına dikildiğinde karşısında köpek gibi titreyen adama aşağılar gibi bakarken tiksiniyordu… Bir erkeğin bu kadar aciz olabildiğine inanamıyordu. Belki karşısında bu şekilde ezik bir halde durmasa bir şansı olurdu ama o bir erkek gibi davranmayarak yaptığının bilincinde korkusundan ne hale gelmişti. Derin bir nefes alarak adamlarının getirdiği sandalyeye oturduktan sonra Melih'in gözlerinin içine bakarak.

"Demek bizi dolandıran adam sensin…" Dikkatle onu inceledikten sonra inanamıyormuş gibi  "Çı çı çı bizde kendimizi adam yerine koyuyoruz… Senin gibi bir adam bizi dolandırmış bizde erkeğiz diye ortalıkta geziyoruz… Yazıklar olsun bize... Köpek gibi titriyorsun korkudan… Madem bu kadar korkuyordun niye yaptın lan şerefsiz."

Melih, Kuzey'in kükreyen sesiyle yerinden sıçrarken, korkudan ne diyeceğini, bu işten nasıl sıyrılacağını düşünüyordu. Ama şu durumda pekte sağlıklı düşünüp bir çıkış yolu bulması pekte mümkün gibi  görünmüyordu... Kendi savunmaya çalışarak.               
 
" Çok zor durumdaydım inanın istemeden... "Demesiyle kuzey tarafından lafı kesilmişti.
                                                                                         
"Kes lan vızıldamayı yürekli ol… Yaptım de… Yaptığının arkasında dur… Sen ne biçim erkeksin hiç mi utanma yok? Ben de adam sanıp seninle konuşuyorum... Sana sadece on iki saat mühlet ya o parayı getirirsin yâda ben gelir canını alırım ." Diyerek Melih'in konuşmasına engel olduktan  sonra oturduğu yerden kalkmıştı... Melih karşısındaki adamın gözlerindeki, karaltıdan korkarken kararlılığını da açık şekilde görmüştü ama yapabileceği dahası o parayı vermesi mümkün değildi. Çünkü elinde beş kuruş kalmamıştı ne kadar korkuyor olsa da...

"Ben o parayı veremem ." Kuzey adamın söylediğini yanlış anladığını düşünerek gözlerini kısıp. 

"Anlamadım " Melih artık yolun sonuna geldiğini düşünse de kolay kolay vazgeçecek gibi değildi. Ve elinde ne var ne yok hepsini kullanmaya kararlıydı.

"Bakın Kuzey Bey ben istediğiniz parayı ödeyemem çünkü elimde o kadar para yok. " Ama bu
Kuzey'in hiç hoşuna gitmemişti. Ellerini beline koyup karşısındaki adamın gözlerine bakarak gayet sakin bir şekilde...

"Demek ödeyemezsin ha... Çok güzel ya… Lan şerefsiz o zaman ne diye boyundan büyük işlere kalkışıyorsun… Sen bizimle oyun oynanmayacağını bilmiyor musun?  Yemin ediyorum seni öldürürüm kimsede seni bulamaz… Sen Kuzey Karayel'i hiç mi tanımıyorsun? " Derken öfkesinden yerinde duramıyordu. "Ama dur sen. Dolandırıcılık neymiş sana göstereceğim... Demek paran yok... Güzel o zaman bizde gerekeni yaparız. Kimseye Kuzey Karayel'i dolandıran adam ortalıkta fink atıyor dedirtmem."Demenin ardından arkasını dönüp adamlarına "Halledin şunu. " Diyerek arabasına doğru giderken Melih'den duyduğu şeyle olduğu yerde donup kalmıştı.

Aslında Kuzey halledin derken kast ettiği şey kesinlikle ölüm değildi. Sadece gözünü korkutmak amacıyla söylenmiş bir şeydi ama Melih o şekilde anlamıştı. Kuzey'in de amacı buydu zaten. Melih, Kuzey’in nasıl biri olduğunu bilmiyordu sadece çevreden duyduklarıyla tanıyordu ve buda daha çok korkmasına neden oluyordu. Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken göz göre göre ölüme gitmeyi göze alamayarak.
                                               
"Borcuma karşılık kız kardeşimi versem canımı bağışlar mısın ?"

Kuzey'in eli duyduklarının etkisiyle arabanın  kapı kolunda öylece kalmıştı. Ne bir adım ileri nede bir adım geri atabilmişti. Bu adamın aşağılık biri olduğunu zaten anlamıştı ama bu kadar ileri gidebileceğini hiç düşünmemişti. Yavaşça arkasını dönüp Melih'e bakarken aklından. "Sık kafasına kurtul. " Geçiyor olsa da devamını merak ederek tekrardan ona doğru ilerlemişti.

 Melih Kuzey'in kendisine dönmesiyle rahatlamış olarak derin bir nefes alırken, gecelerin adamı Kuzey Karayel'in bu teklifi reddetmeyeceğinden emindi… Kuzey’in yeniden karşısına gelmesiyle ona dikkatle bakarken, Kuzey de kendisine aynı şekilde bakıyordu.
 
"Ne pislik bir adamsın sen ya… Utanmadan borcuna karşılık kardeşini mi veriyorsun… Onu bana satıyor musun?” Melih beklemediği bu tepki ile irkilirken az olsa utanma duygusuyla kafasını eğerek belki de hayatında ilk defa yaptığından memnun olmadığını gösterir gibi .

"Elimde başka hiçbir şeyim yok ondan başka."

Kuzey kafasını iki yana sallayarak tiksintiyle  Melih'e bakarken kendi kardeşini düşündü onu değil borç karşılığı canı pahasına da olsa da kimseye bu şekilde vermezdi... Canlarını alırdı yine de vermezdi. Melih'e cevap dahi bile vermeden tekrardan arkasını dönüp arabasına doğru giderken. "Bu adam ve ailesi hakkında hemen bir rapor istiyorum ."Diyerek arabasına binmiş ve hızla oradan ayrılmıştı.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #5 : 16 Mart 2012, 22:25:17 »

3.BÖLÜM

      Kuzey, ertesi gün şirkete geldiğinde sekreteri Nalân hanımdan  kahvesini isteyip odasına geçmişti. Her zaman ki gibi yoğun bir iş gününün kendisini beklediğinden emin bir şekilde masasına geçerken, ilk gözüne çarpan şey masada Melih Altan adına düzenlenmiş olarak duran dosya olmuştu. Bir an ne olabileceğini düşündü, geçip yerine oturunca  dosyayı eline alıp açmasıyla karşılaştığı resmi tanıması bir olmuştu ve dün istediği araştırma olduğunu hatırladı… Sekreteri Nalân hanımın kahvesini getirmesinin ardından bir taraftan kahvesini yudumlarken bir taraftan da dosyaya da şöyle bir göz gezdirmeye başladı.

      Melih'in Kısa özel hayatından bahsedilmesinin ardından iş yaşamını okumaya başladığında
gerçekten de beş kuruş etmez bir adam olduğundan bir kez daha emin olmuştu.  Yaptığı işler pek elle tutulur olmadığı gibi yaptığı hatalarda oldukça fazlaydı.

      Sayfayı çevirdiğinde bu defa babası Ali Altan’la ilgili bilgilere geçtiğinde ise çevresinde sevilen sayılan yaptığı işlerde başarılı bir  kişilik olduğunu okuyunca şaşırmıştı. Böyle bir adamın böyle bir oğlu olsun diye düşündü ...yazık dedi kendi kendine kafasını iki yana sallayarak… İki çocuk babası olduğu ve dört yıl önce eşi ile geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini okuyunca da baya üzülmüştü.

      Diğer Sayfayı çevirdiğinde ise ilk gördüğü bir fotoğraf olmuştu ve gördüğü fotoğrafla gözleri kamaşmış gibiydi…
Gözleri gözlerine kilitlemiş gibi hiç ayırmadan bakarken, Melih’in dün gece kendisine satmak istediği kızın bu kız olduğunu görünce çok şaşırmıştı... Bu kadar güzel olabileceğini hiç düşünmemişti... Fotoğraftan gözlerini alamasa da onun hakkında daha fazla bilgi edinmek için resmin altında yazılanları okumaya başladı. İsminin Minel olduğunu öğrendiği bu kızdan çok etkilenmişti. İlk defa duyduğu Minel ismi kendisine değişik gelirken ilk aklına gelen ise anlamının ne olabileceğiydi. Her ne kadar anlamını bilmese de özel olduğunu hemen anlamıştı... Birkaç kez Minel Minel diye tekrarlamanın ardından... Böyle şeyler düşündüğü için kafasını sallayıp bu düşüncelerden uzaklaşmıştı. Daha sonra  okulu ve özel hayatı hakkında bilgileri okumaya sıra geldiğinde,  okudukları ve Minel hakkında öğrendikleriyle, Melih gibi adi ve şerefsiz bir adamın kardeşi olduğu için ona acımıştı. Böylesi masum bir güzelliğin Melih tarafından sürekli birilerine sunuluyor olması aklına gelince de Melihe olan öfkesi artarken tiksintiyle hatırlamıştı kendisini...

     Elindeki dosyayı masasına fırlatıp yerinden kalkıp cam kenarına geçtiğinde ne yapacağını düşündü. Ne karar vermesi gerektiğini bilmiyordu. Böyle bir şey ilk defa başına geliyordu. Bunca yıllık iş hayatı boyunca hiç böyle bir durumla karşılaşmamıştı.  Kendi kendine böyle bir şey olmaz çok saçma diye düşünse de Minel'in gözleri aklına gelince bu defada kafası karışmıştı. İlk defa gördüğü bir resimden bu kadar etkilenmiş olduğuna inanamıyordu… Belki birçok kişiyle birlikte olmuştu ama gördüğü resimdeki masumiyeti kimsede görmemişti… Onu alıp tek gecelik eğlencesi haline getirmek hiç hoşuna gitmiyordu hele de bu kişi kardeşiyle yaşıt biriyse… Kardeşinin aklına gelmesiyle bu düşüncelerden uzaklaşıp yerine geçip dosyayı şimdilik çekmeceye koydu kesin bir karar vermek için düşünmeliydi.

     Ondan sonrasını kendini işlerine vererek geçirirken akşam olmasıyla eve gittiğinde her dakika aklına Minel, gözlerinin önüne ise resmi geliyordu... Onu sürekli düşünüyor olmayı kabullenemiyordu... Buna son vermek için en iyi şeyin uyumak olduğunu düşünerek odasına çıktığında kafasını yastığa koyar koymaz yine aklına Minel gelmişti. Bir fotoğrafın bu kadar Aklına  yerleşmiş olabildiğine inanamıyordu. Onu düşünmek istemeyerek bir o tarafa bir bu taraf dönüp dursa da bir türlü uyuyamamıştı.
Ne yapacağını bu işin içinden nasıl çıkacağını bilmiyordu bir şekilde bunu çözecekti ama nasıl. Sabaha karşı  nihayet uykuya daldığında  bu defada rüyasında kendisini rahat bırakmamıştı Minel'in hayali.

Sabah uyandığında gördüğü rüyanın da etkisiyle kararını vermişti.
Şirkete geldiği gibi verdiği kararı uygulamak için Melih gibi iğrenç birinden birini kurtarmak adına hemen eline telefonunu alıp asistanı Semih'i aradı...

" Efendim Kuzey Bey,"

"Semih hemen Minel Altan’ı benim eve götür ve beni bekle… Melih Altan’a da teklifini kabul ettiğimi söyle. Ama bırakmayın önce kardeşiyle konuşmalıyım sonra bırakırsınız... Konuştuktan sonra  onu bir daha  İstanbul’da görmek istemiyorum. Gözünüz üzerinde olsun korkutun biraz." Semih'in cevap vermesine fırsat vermeden telefonunu kapatıp yeniden masasına geçtiğinde, dün çekmecesine attığı dosyayı tekrardan eline alıp dünden beri aklından çıkmayan fotoğrafa dikkatle
bakmaya başladı…

Baktığı güzellikten gözlerini alamazken  bir gün o  gözlerin esiri olacağını, bu şekilde hayatına  Çıkmamak üzeri ilk adımını atmış bulunduğunu nerden bilebilirdi... İlerde elinde tutuğu fotoğrafın sahibini hayatına aldığı için ya mutlu olacak yâda pişman… Bunu görmek içinse zamanın gelmesi gerekiyordu onun içinde beklemesi.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #6 : 17 Mart 2012, 21:35:14 »

4.BÖLÜM

       Her şeyden bir haber olan Minel’se hafta sonu olması nedeniyle dışarıdaki işlerini halledip eve gitmek için bir taksiye atlayıp evinin yolunu tutmuştu…
Evinin bulunduğu binanın önünde taksiden inerek eve doğru yürürken birden önünde duran arabayla olduğu yerde kalmıştı… Dikkatle daha ne oluyor diye bakınırken birinin arabadan inip karşısına dikilmesiyle büyük bir şaşkınlık içerisinde daha kendi kendine ne oluyor derken...

" Affedersiniz… Minel hanım değil mi ?"  Minel tanımadığı bu adamın dikkatle yüzüne bakıp .

"Evet, buyurun benim." Semih zaten tanıyordu kim olduğunu biliyordu sadece sormak için sormuştu.

"Bende Semih, rica etsem bizimle gelir misiniz? ” Şaşkınca karşısındaki adama bakarken neden kendileriyle gelmesini istediğini anlamamıştı.

" Sizde kimsiniz neden sizle gelmem gerekiyor… Sizi tanımıyorum bile.” İçini büyük bir korku sarmıştı. Hiç tanımadığı adamın biri kendisiyle gitmesini istiyordu.

"Biz sizi tanıyoruz ama… Lütfen arabaya buyurun ." Minel şok olmuş halde...

"Hayır, binmiyorum ." Diyerek arkasını dönüp gideceği sırada...

" Abinizle ilgili desem bile mi? " Minel birden abisi ile ilgili olduğunu duyunca olduğu yerde durmuştu. Uzun zamandır onu görmediği gibi hakkında da hiçbir şey duymamıştı... Ama içinden yine bir şeyler yapmış olduğu konusunda bir his vardı. Ve “yine ne yaptın abi “diye düşünürken başına kötü bir şey gelmiş olasılığını ve karşısındaki adamların kararlılığını gördüğü içinde fazla itiraz edemiyordu.  Semih’in yeniden konuşmaya başlamasıyla “

" Lütfen bize zorluk çıkarmayın ." Minel eli mahkûm binmek zorunda kalmıştı .

      Yol boyunca nereye götürüldüğü hakkında sorular sorup dursa da pek fazla cevap alamamıştı... Zaten konuşmayı pek sevmeyen Semih sürekli “Gidince görürsünüz “ diyerek geçiştirmeye çalışmıştı… Şehrin en gözde semtlerinden birinde oldukça hoş bir evin önünde arabanın durmasıyla içini kaplayan korku giderek artarken, arabadan inip inmemenin karasızlığını yaşıyordu. Semihin arabadan inmiş olmasına rağmen kendisi sadece tüm ihtişamı ile karşısındaki evi incelerken başına gelebilecek kötü şeyler sanki içine doğmuş gibi gözlerinin önünden geçmeye başlamıştı... Ama hiçbir zaman aklına abisi tarafından birine satılmış olabileceği gelmemişti.

"Minel hanım iner misiniz lütfen." Minel daldığı düşüncelerden Semih'in uyarısıyla kendine gelirken, eline çantasını alarak arabadan indiğinde kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Semih'in arkasından, açık olan kapıdan içeri girdiğinde evi incelemeye başlamıştı. Ve hiç bu kadar güzel ve büyük bir ev görmediğini düşündü... Semih'in yönlendirmesiyle salona girdiğinde bakışları birilerini arıyordu ama kimseler yoktu...
"Niye geldik buraya… Kimse yok burada, abim nerde?"

"Sakin olun Minel Hanım... Buyurun oturun birazdan her şeyi öğreneceksiniz." Minel isteksiz bir şekilde gösterilen yere otururken, içinden de bol bol dua ediyordu… Bu günü kazasız belasız atlatmak için... Bu arada da abisinin yine ne yapmış olduğunu da deli gibi merak etmiyor değildi.

      Ondan sonrası Minel için bekleyiş içerisinde geçerken saatler de akıp gidiyordu... Artık iyiden iyiye sıkılmaya başlamıştı.
Saatine baktığında tam üç saatlerdir burada olduğunu fark ettiğinde, bu kadar saattir beklemesine rağmen kimselerin gelip gitmemesi, birilerinin çıkıp bir şeyler söylememesi iyice gerilmesine neden olmuştu... İçinden bir ses kalkıp gitmesini söylese de. Merakı buna engel oluyordu neler olduğunu öğrenmeden gitmek istemiyordu. Oflaya puflaya etrafına bakınırken kapıdan elinde tepsiyle birinin girdiğini görmesiyle ona odaklanmıştı...
Genç kızın kendisine çay ikram etmesinin ardından gerisin geri çıkarken dikkatle kendisini süzen gözlerden bu evde çalışanlardan biri olduğunu hemen anlamıştı. 

Ayşe ise minele çayı verirken onu iyice incelemiş olarak mutfağa döndüğünde merakla kendisini bekleyen diğerlerine..."Çok güzel bir kız kim acaba?" diye sorunca kendisi gibi orda çalışmakta olan Narin...

" Kim olacak kesin Kuzey beyin kırıklarından biridir... Yoksa ne işi var bekâr adamın evinde."

"Hiç öyle birine benzemiyor Kuzey beyin bu güne kadar getirdiklerinin hepsi resmen aşüfte gibiydiler ama bu çok farklı."

"Aman nesi farklı canım sende gör bak aha buraya yazıyorum ." Diyerek masaya eliyle yazarken "Kuzey beyin oynaşlarındandır."

Onların her zaman ki gibi boş konuştuklarını patronlarının hayatının kendisini ilgilendirmediğini düşünene  aynı zaman da da bu evin emektarlarından ve de Ayşe'nin annesi olan  Halime hanım bu tartışmaya müdahale ederek .

" Yeter bu kadar dedikodu yaptığınız kimse kim size ne... Hadi işinizin başına “Narin ve Ayşe yedikleri fırça ile işlerinin başlarına geçerlerken, akılları da içerideki kızdaydı.  E haksızda sayılmazlardı bu güne kadar patronları pek boş durmuş sayılmazdı. Her zaman olduğu gibi onu da diğerlerinden biri olarak görmeleri olası bir durumdu.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #7 : 18 Mart 2012, 20:49:20 »

5. BÖLÜM

       Kuzey toplantıdan çıkar çıkmaz Semih'ten Minel Altan’ı getirmiş oldukları haberini aldığında bu kadar çabuk olacağını beklemediğinden şaşırırken, aynı zamanda da içinde tarifi imkânsız bir şeyler hissetmişti. Onu canlı kanlı karşısında görecek olma düşüncesi tüm bedenini tutuştururken bir an önce işlerini bitirip eve gitmek için sabırsızlanıyordu.   
 
    Ama hiç bir şey sandığı kadar kolay olmamıştı. Sanki gitmek için acele ettikçe eli ayağı birbirine dolanmış işler sarpa sarmıştı. Ve bu şekilde zar zor akşamı akşam ettiğinde bir saniye bile durmak istemeyerek şirketten çıktığında heyecanı görülmeye değerdi. Bu haline içten içe gülerken hiç böyle olmadığını ve ilk kez birini göreceği için bu kadar heyecan yaptığını düşünüyordu. Haksızda sayılmazdı bir yerde hepten hayatı onunla değişecekti ve bu ilk adımdı. Arabasına bindiğinde üzerindeki bu etkiden kurtulmak ister gibi derin derin nefesler alıp verdikten sonra arabasını çalıştırdığında İyice sabırsızlanmaya başlamıştı.

     Minel ise evin içerisinde dört dönüyordu hava kararmaya başlamasına rağmen halen gelen giden olmamıştı. Tam o anda duyduğu araba sesi ile camdan dışarı baktığında tam olarak yüzünü göremese de takım elbiseli birinin indiğini görmüştü. Derin derin nefesler alıp rahatlamaya çalışırken kapanan kapı sesi ile o tarafa döndüğünde Kuzey'le göz göze gelmeleri bir olmuştu. Minel her şeyden bir haber karşısında tanımadığı adama bakarken başına geleceklerden de habersizdi...
Kuzey karşısında resimden bile daha güzel olduğunu gördüğü kızı baştan aşağı incelerken bu kadarını beklemediği bakışlarının şaşkınlığından açıkça görülüyordu. Resimdeki haline bile inanamazken şimdi karşısında tüm zarafeti, tüm güzelliğiyle duruyordu.
Ondan gözlerini alamadığı gibi sanki ona doğru çekiliyormuş gibi bir hisse kapılırken Minel de karşısında durmuş gözlerini bir an bile kırpmadan bakışlarını hiç esirgemeden kendisini süzen adama bakıp bir şeyler anlamaya çalışıyordu ama adamın bakışlarında beğeni ve hayranlıktan başka bir şey görmesi pekte mümkün değildi bunu anlamasıyla...
Kaşlarını çatıp karşısında pervasızca kendisini inceleyen adama gözlerini diktiğinde, takım elbisesi içerisinde oldukça yakışıklı, yakışıklı olduğu kadarda kendinden emin görünüşlü... Gözlerinin karalığı ile bakanın içini okuyorcasına insanına hükmeden bakışları görmesiyle gözlerini kaçırırken, bu adamın kim olabileceğini düşünüyordu… Ama şimdi düşünmesi gereken en son şey bile olamazdı adamın dış görünüşü ve yakışıklılığı asıl önemli olan burada olma sebebiydi.
Kendine gelerek adamın yakışıklılığını düşündüğü için kızıp, gözlerini bir an olsun kendisinden ayırmayan adama yeniden baktığında... Kuzeyde yaptığının verdiği utançla hemen gözlerini kaçırmıştı. Sakin olmaya çalışarak geçip en yakınındaki koltuğa otururken minel de ayakta merakla ne konuşacaklarını bekliyordu Kuzey oturması için yer göstererek...

" Oturur musunuz lütfen? " Minel elinde çantasıyla karşısındaki adama dikkatle bakarak kesin ve oldukça sert bir şekilde.

"Teşekkür ederim… Böyle iyi sizi dinliyorum… Neden buradayım dahası abim nerde? " Kuzey Minel'in bu şekilde çıkışmasını beklemediğinden şaşkınlıkla ona bakarken, gözlerindeki ifadeden fazlasıyla etkilenmişti… Bunu belli ettirmemek için kafasını yere eğerek.

"Bence oturman kendi adına daha iyi olur… Duyacakların pek hoşuna gitmeye bilir ." Minel birden abisine bir şey olduğu korku ve düşüncesiyle.

" Yoksa abime bir şey mi oldu ." Kuzey birden Minel'in gözlerinin dolması ve abisine bir şey olma düşüncesinin onun  üzerinde bıraktığı etkiyi görünce abisini bu kadar düşünmesine karşılık, abisinin ona yaptığı aklına gelince Melih'e içinden büyük bir küfür savurmuştu.

" Hayır, hayır abine bir şey olmadı abin turp gibi..."

"O zaman nerde… Niye getirdiniz beni buraya? " Diyerek kızgın bir şekilde hesap sorarken, kuzeyde gözlerini ondan hiç ayırmadan.

"Önce sakin ol… Burada olma nedenine gelirsek ." Minel kaşlarını çatmış karşısındaki adamı dinlerken, konuşmanın devamını merakla bekliyordu. "Abin istediği için buradasın. "  Minel anlamamış gibi bakınca, Kuzey daha açıklayıcı bir şekilde  “Abinle bir anlaşma yaptık ve..."

"Evet, " Diyerek konuşmanın devamını sabırsızca beklerken.

"Artık buradasın yani burada yaşayacaksın ." Kuzey bile nasıl söyleyeceğini bilememişti… Minel'se biran yanlış duyduğunu sandı. Hayatında ilk kez gördüğü bu adamın ne demek istediğini anlamak için gözlerinin içine bakıp alay eder gibi gülümseyerek…

" Anlamadım nerden bu fikre kapıldınız ?" Kuzey ancak Minel'in sorusuyla kendine gelebilmişti, çünkü o Minel'in az önceki gülüşünde takılı kalmıştı. Öylesine etkileyici bir gülümsemeydi ki bu, kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başlamıştı.

"Bu bir fikir değil anlaşma " Her duyduğu şeyle Minel sakin görünmeye çalışsa da, inanılması zor şeyleri duymaktan oldukça rahatsızdı.

"Ne demek anlaşma… Hiçbir şey anlamıyorum daha açık konuşur musunuz ?"  Kuzey sakince yerinden kalkıp ellerini cebine koyup, Minelin tam karşısında durarak.

"Abinle bir anlaşma yaptık ve abin …" dilinin ucuna seni bana sattı demek gelse de yapamamıştı. Ne olursa olsun bir insanın yüzüne karşı bana satıldın diyememişti… Ve derin bir nefes alıp verdikten sonra “Abin böyle istedi."  Diyebilmişti sadece.

Minel o kadar öfkelenmişti ki…"Ne diyorsun ya sen… Bu çok saçma ...ben abimin istediklerini yerine getirecek biri değilim." 
Kuzey,  Minel'in bu şekilde diklenmesine çok bozulmuştu… Kolay kolay anlaşamayacaklarından emin olunca yapmak istemediği şeyi yapmak zorunda kalmış ve…

"Ya mecbursan.” Minel’in bakışları üzerine… “ki mecbursunda.”

"Anlamadım bu da ne demek ?"

"Bu şu demek oluyor küçük hanım , abin seni bana sattı." Minel için o an tüm dünya başına yıkılmış gibiydi… Sattı kelimesi kulaklarında uğuldarken içinden de “Olamaz şaka olmalı “ Diye geçiriyordu. Dikkatle karşısında kendinden emin duruşlu adamın gözlerine bakarken inanmak istemese de kendini avutmak ister gibi yâda kaçış yolu olarak...

"Şaka yapıyorsun "

"Şaka yaparmış gibi mi görünüyorum orada bakınca... abin bana olan borçlarına karşı seni verdi."

Minel için o kadar zordu ki kabullenmesi... Olamaz diyordu. abim böyle bir şey yapmış olamaz... Ama düşündüğüne kendi bile inanamıyordu,  çünkü abisi tanıdığı bildiği abisi olmaktan çoktan çıkmıştı. Yinede kendine yedirmediğinden...

"Yalan söylüyorsun benim abİm bunu yapmaz ." Kuzey kendisine bu şekilde itham edilmesiyle sinirlenmişti. Çünkü o yalan söylemeyi de, söyleyeni de sevmezdi. Belki de hayatta en nefret ettiği şeylerden biriydi yalan.

“İnanıp inanmamak sana kalmış .”  Minel, Kuzey'in gözlerine öfkeyle bakıp.

“İnanmıyorum.” Demesiyle Kuzey eline telefonunu alıp Minel’ den biraz uzaklaşıp hemen önceden ayarlamış olduğu şeyi yapması için Semih'i aramıştı… Kısa bir şekilde Semih'e yapması gereken şeyi yapması için emir verdikten sonra hiçbir şey demeden beklemeye başlamış ve beş dakika sonra Semih yanında Melih’le içeri girmişti.

Minel daha ne olduğunu anlamadan abisinin içeri girdiğini görünce... Onu görmenin şaşkınlığı ile donup kalmıştı. Sonra aklına az önce duydukları gelince... Duyduklarının gerçek olmadığını öğrenmek için hızla ağabeysinin karşısına geçip…

"Abi bana bu adamın söylediklerinin yalan olduğunu söyle, gerçek olmadığını söyle ." Melih hırs ve ihtiraslarının kurbanı olarak utancından kafasını eğip cevap vermeyince.

     Minel alması gereken cevabı almış gerçekle karşı karşıya olduğunu anlamıştı, anlamadığı ise bunların ne demek olduğuydu… Dikkatle abisine bakarken kafası karma karışık olmuştu abisinin böyle bir şey yapmış olmasına inanamıyordu. Ve sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi ."yo bunu yapmış olamazsın ." derken aslında tamda bunu yaptığını farkındaydı ama belki belki olmaz diye de içinden geçiriyordu. Abisinin değişmeyen yüz ifadesiyle yüzündeki inanamamanın verdiği şaşkınlığın yerini öfke alırken sinir krizi geçiriyor gibi elini yumruk yapıp Melih'in göğsünü yumruklarken bir taraftan da ağlayarak bağırıyordu "Allah belanı versin… Sen ne biçim bir adamsın nasıl bunu yaparsın bana… Sen ne biçim abisin Allah seni kahretsin ." hıçkırıklarla ağlıyordu. Az önce olanların aksine satılmış olmak hele abisi tarafından bu şekilde aşağılanmak çok ağır gelmişti. Kendini değersiz bir eşya gidip satan abisinden hiç nefret etmediği kadar nefret ediyordu şimdi. Belki birçok hata yapmış… Minel hep görmezden gelmeye çalışmıştı ama bu… Bunun kadar acı vereni hiç olmamıştı.

     Kuzey'se abi kardeşi izlerken Minel'in abisine olan öfkesini bu şekilde dile getirmesinden dolayı memnun olsa da, böyle bir abinin kardeşi olduğu içinde onun adına çok üzülmüştü…
Minel'in bu şekilde sinir krizi geçirmesine dayanamayarak Semih'e yaptığı baş hareketiyle Melih dışarı çıkarmalarını istemişti… Minel de sinir krizi geçiriyormuş gibi hıçkırıklarla ağlıyordu inanamıyordu çünkü bir abi nasıl olurda kardeşini satabilir diye ama olmuştu en kötüsü de bunu yaşayan bire bir kendisiydi. Hissettikleriyle çökercesine koltuğa bırakırken bedenini ayakta duracak halde hiç değildi eli, ayağı zangır zangır titriyor bedeni üşüyordu.

Kuzey ne yapacağını bilmez halde öylece karşısında çaresizce ağlayan kızı izlerken, her ne kadar yanına yaklaşıp onu teselli etmek için yanıp tutuşsa da yapamıyordu.  Onun tepkilerinden çekiniyordu. Bu yüzden de en doğru şeyin yanına yaklaşmamak olduğuna düşünüyordu.
Kuzey Minel'in sakinleşmesini beklerken birkaç dakika sonra Minel de kendine gelmiş gibi… Bu saçmalığa son vermek için gözyaşlarını elinin tersi ile silip ayağa kalktı ve Kuzey'in karşısına geçip derin derin nefesler alarak...

"Ben gidiyorum… Siz o yaptığınız anlaşmayı neye göre yaptınız bilmiyorum ama ben bu anlaşmada yokum ." Diyerek arkasını dönüp kapıya doğru yürürken, Kuzey birden bire Minel'in değişen tavrıyla şaşırıp kalmıştı. Onun kapıdan çıkmak üzeri olduğunu fark eder etmez hemen hızla gidip kolundan tutup durdurarak “

"Yok, öyle gitmek… Senin için ne kadar paradan vazgeçtim haberin var mı senin ve ben isteyene kadarda buradasın . " Minel karşısındaki adamın gür sesinden korkmuş olsa da sinmeye hiç niyeti yoktu .

" Bırak kolumu abimin ne yaptığı umurumda değil… Gidin hesabınızı kendi aranızda görün beni bu işe karıştırmayın. " Kuzey Minel'in kollarını bırakıp, burnunu dikleştirmiş bir şekilde abisinden bile daha yürekli olan bu kızdan biraz uzaklaşarak.

"Ne yani abinin ölmesine göz mü yumacaksın."  Minel bu gece ölmezsem ölmem hiçbir vakit diye içinden geçirdi… Ne yani şimdi burada kalmayı kabul etmezse abisi ölecek miydi? Diye şok olmuş haldeydi kafasında bir yanı, git boş ver o seni düşünmemiş sende onu düşünme derken diğer yanı, o senin hayattaki tek yakının diyordu yarı yolda bırakma onu. Kafası karma karışık olmuştu ne yapacağını bilmemenin çaresizliği içinde. İçine düştüğü bu çıkmazdan nasıl çıkacağını hiç bilmiyordu… Ya gidecek abisini de kaybedecekti yâda kalıp yaşamasını sağlayacaktı… Şimdi gitmek mi kolay olandı yoksa kalmak mı?
Karşısındaki adamın dahası kapıdaki adamların neler yapacağını düşününce başka çıkar yolunun olmadığına biliyordu… Ne olursa olsun her ne yapmış olsa da kendisinden vazgeçse de abisiydi ve onun yaptığını kendisi yapamazdı…

 Kuzey’se karşısındaki Minel'in düşüncelerini yüzünden okumak ister gibi bakıyordu ve az çok neler düşündüğünü tahmin edebiliyordu. Aslında bu şekilde davranmak hiç kendisine göre değildi. Ama başka çaresi yoktu.
Minel Kabullenmişçesine her şeyi hiçbir şey söylemeden salona doğru geri yürürken… Kuzey de onun arkasını dönüp içeriye doğru yürümesiyle gitmekten vazgeçtiğini anlamıştı. Onun arkasından sakin adımlarla salona geçtiğinde minelin kendini boş bir çuval gibi koltuğa bırakışını izlerken Kuzey belli etmese de onun için üzülmüştü ama bunun onun iyiliği için olduğunu düşünüyordu… Bundan sonrasında neler olacağını düşünmek bile istemiyordu. 

     Minel bu yaşadıklarına inanamıyordu bu yaşadıklarının sorumlusunun kim olduğunu bile
bilmiyordu. Abisimi yoksa kendisini burada zorla alı koyan karşısındaki adam mı? Kafasını kaldırıp Kuzey'e baktığında onunda kendisine baktığı görünce akmayı bekleyen gözyaşlarını geri yollayıp sağlam durmaya çalışarak...

"Ne olacak bundan sonra ?" Kuzey geçip minelin karşısındaki, koltuklardan birine oturup ...

" Hiçbir şey burada banimle yaşayacaksın."Daha konuşmasının devamını getirecekti ki,
Çalan telefonu ile yarım kalmıştı konuşması… Telefonu elinde salondan çıkıp çalışma odasına girdiğinde ,Minelse bu evde ne sıfatla kalacağını, dahası tanımadığı bu adamın kim olduğunu düşünüyordu. Dalmış şekilde bunları savaşırken Kuzey salona geri dönüp…

"Neyse benim çıkmam lazım sen odana yerleş."Şaşırmıştı Minel . Kabul etmişti tamam ama hemen olacağını düşünememişti.

" Nasıl yani… Ben şimdi eve gitmeyecek miyim?"

"Anladığını sanıyordum… Artık senin evin burası ve şimdi Halime Hanım sana odanı gösterecek daha sonrasını da sonra konuşuruz ." Diyerek hızla  Minelin yanından ayrılmıştı. Minel aklındaki birçok soru işaretiyle arkasından bakarken düştüğü bu duruma inanamamanın yanında Tanımadığı bu evde ne yapacağını düşünüyordu.
  
 
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #8 : 19 Mart 2012, 21:44:57 »

6. BÖLÜM

     Minel, Kuzey'in ardından öylece oturduğu yerde kalmıştı. Tanımadığı bilmediği bu yerde ne yapacağını bilmiyor, bilmediği gibi de düşündükçe delirecekmiş gibi oluyordu. Bir anda duyduğu ayak sesleri ile kafasını kaldırdığında kendisinin tanımadığı ama evin emektarlarından olan Halime hanımın içeri girdiğini görmüştü. 

Halime hanım, Kuzey’in ardından Semih'den aldığı emirle Minel'in yanına gelip... "Hoş geldiniz… Ben yemeğin hazır olduğunu haber vermek için gelmiştim ne zaman yemek istersiniz ?" Minel karşısındaki güler yüzlü, tombik kadının kendisine olan sıcacık bakışlarıyla, insana rahatlık veren yaklaşımıyla içi az biraz da olsun rahatlarken şu an bir şey yiyecek halde olmadığından.

“Sağ olun ama yemeyeceğim. Kalacağım odayı göstermeniz yeterli .” Öylesine ürkek, öylesine kırılgan bir hali vardı ki Halime hanım bu kızın Kuzey'in şimdiye kadar getirdiği kızlardan çok farklı olduğunu daha adımını ilk içeri attığı anda, onunla göz göze geldiğinde anlamıştı. Bakışları çekingenliği tavrı bambaşkaydı.

Beraberce yukarı çıktıklarında Halime hanımın ardından kendisi için ayrılmış olan odaya girdiğinde oldukça rahat, sade ama bir o kadar göz doldurucu bir odayla karşılaşması bir olmuştu… O kadar kendini kaptırmış bir şekilde etrafı inceliyordu ki Halime hanımın da kendisini incelediğinden habersizdi. Halime hanım'sa ona bakarken ne kadar narin ve masum olduğunu içinden geçiriyordu. Bu bile hakkında kötü düşünmemesi için en büyük etkenlerdendi. Birden Minel'in kendine dönmesiyle onu incelerken yakalanmış olmanın verdiği utançla gülümseyerek başını eğerken, Minel’de akmayı bekleyen gözyaşlarıyla bakıyordu ona... Halime hanım onun dokunsan ağlayacak durumda olduğunu fark edince onu yalnız bırakması gerektiğini düşünüp.

" Bir şeye ihtiyacınız olursa seslenmeniz yeterli iyi akşamlar." Diyerek Minel'in yanından ayrılmıştı. Halime hanımın ardından yalnız kalan Minel artık tutmayı başaramadığı gözyaşlarını serbest bırakırken bu başına gelenlere, yaşadıklarına inanamıyordu.  Güne nasıl başlamış nasıl  Sonlandırmıştı. Yatağa gözyaşlarıyla çökerken ne yapacağını ve bundan sonrasını düşünmeye
başladı... Nerden nereye gelmişti, bu yaşadıklarının gerçek olmamasını diledi… Sanki gözünü açıp kapattığında her şey eski haline dönecekmiş gibi geliyordu. Ama kaç defa açıp kapatsa da hiçbir şey değişmemişti aynı yerdeydi tanımadığı bir adamın bilmediği evinde.  “Allah’ım ben ne yapacağım ?" diyerek kendi kendine konuşurken ağlaması artık hıçkırığa dönüşmüştü... Bir bilinmezliğin tam ortasındaydı ve nasıl çıkacağı, kurtulacağı konusunda hiç bir fikri yoktu.

Tam bu esnada içinde fırtınalar koparken telefonunun sesiyle kendin gelmişti… Çantasından çıkardığı telefona bakarken gördüğü isimle gözlerini sıkıca yumarak "ne diyeceğim ben şimdi " dedikten sonra telefonun diğer ucundaki kişiyi daha fazla meraklandırmamak için ses tonunu ayarlayıp telefonu cevaplarken kendisini konuşmasına fırsat kalmadan.

“Nerdesin Minel ya meraktan öldüm, kaç defa aradım biliyor musun? ?" Pelin, Minel’in en yakın arkadaşı can dostuydu. Arkadaşlıklarını paylaştıkları gibi aynı evi de paylaşıyorlardı ve birbirleri için vazgeçilmezlerdi. Her zaman Minel'in iyi gününde, kötü gününde hep yanında olmuş desteğini esirgememişti… Şimdide Minel'in geç kalmasıyla telaşlanıp daha fazla dayanamayarak aramıştı.
"Minel orda mısın duyuyor musun beni “Diye sorarken pelin , Minel de  arkadaşının telaşlandırıp onu bu şekilde üzdüğü meraklandırdığı için kendine kızıyordu. Ama şimdi bir cevap daha doğrusu bir yalan bulması gerekiyordu.

"Özür dilerim Pelin ben duymamışım."

"İyi tamam ne zaman geleceksin, sen bu saate kadar dışarıda kalmazdın ." Minel ne diyeceğini bilemiyordu. Bu yaşadıklarını başına gelenleri nasıl anlatabilirdi ki önce kendisi iyice bir anlamalıydı. Daha yaşadığı şeyleri tamamıyla kavrayamamıştı bile… Şimdi Pelin'in aklını bulundurmanın yersiz olacağını düşünerek aklına ilk gelen şeyle. 

“Şey ben bu akşam gelmeyeceğim canım"

“ Neden nerdesin ki ?”

“Ben abimle birlikteyim, bu gecede onda kalacağım çok ısrar etti de.” Pelin şaşırmıştı çünkü Minel'in uzun zamandır abisiyle görüşmediğini biliyordu

" Abinle mi kalacaksın?  Buda nerden çıktı hani onu görmek istemiyordun ." Minel Pelin'in sorularının ardı arkasının kesilmeyeceğini ve ağzından laf alıncaya kadar pes etmeyeceğini çok iyi biliyordu. Bir şekilde söylediği yalanın ortaya çıkacağını da.  Bu nedenle de konuşmasını kısa tutarak...

“Pelincim, yarın konuşsak şimdi çok yorgunum. Yarın sana her şeyi anlatırım .” Tanıyordu, biliyordu arkadaşını Pelin ve Minel'in gizlediği bazı şeyler olduğunu da anlamıştı. Sadece üzerine gitmemek için şimdilik bir şey sormuyordu. Ama neler olduğunu da öğrenmekte kararlıydı...

“Peki, Tamam, öyle olsun bakalım ama yarın elimden kurtulamazsın bilmiş ol.”

“Tamam, canım, hadi yarın görüşürüz iyi geceler.” Diyerek telefonu kapatırken, Pelin'e bu durumu nasıl anlatacağını kara kara düşünüyor bu işten bir şekilde kurtulmanın yollarını arıyordu ama nasıl…
 

            Kuzey ise evden ayrıldığı gibi yine kendini geceler atmıştı… Bu şekilde yaşamayı sevmiyordu belki ama bu şekilde rahatladığını düşünüyordu… Kadınların beğeni dolu bakışlarını üzerinde hissettikçe onlardan tiksinirken, bir bayanın nasıl olurda bir erkeğe yiyecekmiş gibi bakıyor olmasına inanamıyordu. Onları bu yönleriyle eleştirse de gözüne kestirdiği kendini cezp eden birini de buldu mu da geceyi onunla geçirmeyi ihmal etmezdi.

Şimdi her gece geldiği gece kulübünde arkadaşı Tuna ile oturmuş sohbet ederlerken bir taraftan da etrafı kendisine yiyecekmiş gibi bakan kadınların bakışlarını görmemezlikten geliyordu… Tuna ise az önce Kuzey'in anlattıklarında takılı kalmış gibi…

“Adama bak ya demek açıkça kız kardeşini verdi sana ."  Kuzey sıkıntılı bir şekilde. "Adi herif iyi bir şey yapmış gibi."  Diye dişlerinin arasında tıslarken Melih’in o hali gözlerinin önüne geldikçe daha bir sinirleniyordu.

“Peki, kız nasıl güzel mi ?” Kuzey bu soruyla Tuna’ya kısa bir bakış attıktan sonra önündeki bardağa dikkatini verirken gözlerinin önüne Minel gelmişti. O insanı yakan ama bir o kadar masum gözleri, sinirlendiği anda gözlerinde ki o kıvılcımların oluşturduğu bakışlar, yüzündeki göz alıcı güzelliği yüzünde içten bir tebessüm oluşturmaya yetmişti… Şimdilik bunun ne anlama geldiği bilinmese de zamanla kendini daha çok belli ettireceği kesindi... Öylesine dalmıştı ki Tuna’ya halen bir cevap vermediğini bile unutmuştu...
Ama Tuna alması gereken cevabı çoktan almıştı onun yüzünde gördüğü ifadeyle ve anladığı şeyi onaylatmak ister gibi.

“ E bu gülümseme ne demek oluyor ?”  Kuzey hemen kendini toparlayıp Tuna’yı geçiştirmeye çalışarak.

“Bilmem dikkat etmedim.”

“Hadi Kuzey… Bana yapma bari sen bir kadın göreceksin ama dikkat etmeyeceksin… Yeme beni.”

“Oğlum kız daha küçük.”  Kendi bile bunu nasıl söylediğine şaşırmıştı. Gördüğünden beri aklından çıkmak bilmemesine rağmen böyle bir yalanın arkasına saklanması inanılacak gibi değildi.

“Nasıl küçük kaç yaşında ki?”

“Sanırım Ezel kadar vardır.”

“ 22. 23 yani pekte küçük sayılmaz… Sanki hiç o yaşta biriyle birlikte olmadın.” Olmaz olur mu hem de çok ama şimdilik bir kaçış olarak görüyordu bunu.

“ Tamam, Tuna bu konuyu kapatalım ben buraya kafamı dağıtmaya geldim .”  Tuna onun bu çıkışıyla ne anlaması gerektiğini çoktan anlamış. Arkadaşının bahsettiği kızdan etkilenmiş olduğunun farkına varmıştı. Ama Kuzey'e kendi kabullenmediği sürece kimse bir şeyi zorla kabullendirmeyeceğini bildiğinden şimdilik yeniden açılmak üzeri kapatmıştı. 

Kuzey bu şekilde yanında arkadaşı elinde viskisiyle geceyi geçirirken, Minel de gece yarısını geçmiş olmasına rağmen öylece oturmuş düşünüyordu. Bir çözümü olmadığını bildiği bu çıkmazı… Düşünüyor ama doğru dürüst bir yol bulamıyor her şeyi bu haliyle kabullenip oturmayı hazmedemiyordu. Bir yolu olmalı mutlaka diyordu ama ne, işte onu bilmiyordu. Kafası o kadar karışmıştı ki hiç bir yere varamıyordu. Düşünmekten bir çözüm bulamamaktan yorulmuş bir halde biraz daha kayıp yatağa uzandığında gözleri ağlamaktan yanıyor aynı zamanda da kendiliğinden kapanıyordu. Bir süre uyumak ve uyumamak arasında gidip gelse de sonunda dayanamamış uykuya yenik düşmüştü.   
 
Ertesi gün sabaha karşı eve gelen Kuzey sarhoş olmasa da oldukça yorgundu. Bedeninden çok beyni yorulmuştu,  Minel'i bundan sonrasını düşünmekten. Zar zor bir halde merdivenleri çıkarken
Minel'in hangi odada kaldığını düşündü.
Gerçi tüm odaları kontrol edebilirdi, sonuçta ikisinden başka o katta kalan yoktu.  Ama bunu düşünmek bile hiç hoşuna gitmemişti. Bu düşüncesinden utanarak kendini odasına geçmişti. Sırtını kapıya dayayıp gözlerini kapatırken, kızıyordu kendine “ne yapıyorum ben, daha bu gün gördüğüm biri beni neden bu kadar etkiledi.  Neden sürekli onu düşünüyorum” diye. Bu düşüncelerinden uzaklaşmak için kafasını iki yana sallayarak üzerindeki ceketi çıkartıp koltuğa bıraktı sonrada kıyafetlerinden kurtulup duşa girmişti.  Belki bir duş aklını başına getirebilirdi ve öylede olmuştu uzun süren bir duşun ardından yatağına girdiğinde gerçekten duş işe yaramış gözleri kendiliğinden kapanmıştı.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #9 : 20 Mart 2012, 22:46:40 »

7. BÖLÜM

    Yeni bir günün başlamasıyla yeni bir haftada başlıyordu.
Sabahın ilk ışıklarıyla Minel gözlerini açarken bir an nerde olduğunu anlayamamıştı, hemen yerinden zıplayarak yatakta oturur vaziyete geldiğinde etrafına şöyle bir göz gezdirdiğinde ancak o zaman dün gece olanlar buraya getirilişi aklına tek tek gelmeye başlamıştı.  Aklına gelenlerle gözleri de aynı anda dolmaya. “keşke dün yaşadıklarım rüya olsaydı” diye, kendi kendine söylense de artık çok geçti her şey rüya olmayacak kadar gerçekti.
Bu düşüncelerle Yataktan çıkıp banyo olarak düşündüğü kapıyı açtığında yanılmadığını görüp içeri girerek elini yüzünü yıkayıp odaya geri dönmüştü…
Cam kenarından dışarıyı izlerken böylesi güzel bir günde hayatının bu kadar kötü gidiyor olmasına inanamıyordu… Sıkılmıştı bu odada kalmaktan kapıyı açıp kafasını dışarı uzattığında bir an kararsızlık yaşasa da sonra çıkmaya karar verdi. O odada kalmaya devam ettikçe boğulacakmış gibi hissediyordu kendini…
 
Aşağıya indiğinde bu kadar erken saatte uyananın sadece kendisi olmadığını görmüştü. Çalışanlarda erkenden işlerinin başına geçmişlerdi… Kimseleri görmeden ve görünmeden adımlarını bahçeye doğru atarken, aynı zamanda da fazlasıyla tedirgindi… Ama tüm tedirginliği, kafasındaki her şey, hayatında ki olumsuzluklara dair ne varsa hepsi bir anda aklından uçup gitmişti. Çünkü gördüğü tablo muhteşemdi. Yeşilliklerle çevrili bir bahçe ve rengârenk çiçekler. Adımını atıp dışarı çıktığı anda temiz havayı ciğerlerine doldururken kendini az da olsa rahatlamış hissediyordu. Durup bir süre her bir yanı tek tek inceledi ve böylesi güzel bir ortamın insana ne kadar huzur vereceğini düşündü. Sonra biraz yürümeye karar verdi. Yürüdü ve yürüdükçe yürüyesi geldi. Başka zaman olsa keyifle tadını çıkarta çıkarta gezeceğini düşünürken şimdi içinde bulunduğu durum içinden geldiği gibi hareket etmesine engel oluyordu.
Bir süre bu tadına doyum olmaz ortamın içinde kaybolmak, dün yaşadıklarını bir tarafa atmak istercesine yürüdükten sonra gözüne sallanan koltuğun takılmasıyla ona doğru yürüyerek geçip oturdu… Oturmasıyla aklına ilk Kuzey gelmişti.  Bu kadar huzurlu ve güzel bir ortamda nasıl olurda insan bu kadar sert, anlayışsız ve kibirli olabilir diye düşündü… Henüz adını bilmediği ev sahibinin, ne kadar kabullenmek istemese de dün geceden sonra kendi sahibi de olduğunu iddia eden adamın, bu güzellikler içerisinde gördüğü en çirkin şey olduğunu düşünüyordu… Daha sonra onu ve yaşadıklarını düşünmemek için kafasını arkaya dayayıp gözlerini kapatıp huzuru ve sessizliği dinlemeye başladı.

     Kuzey ise geç uyumasına rağmen, her zaman aynı saatte kalkmayı alışkanlık haline getirdiğinden gözlerini açtığı gibi saatini eline alıp dokuz olduğunu görünce hemen yerinden kalkmıştı… Yüzünü yıkadıktan sonra kendini iyi hissetmek ve ayılmak için pencereyi açtığında bahçede Minel'i görünce çok şaşırmıştı.  Onun gözlerini kapatmış kafasını sırta dayamış şekilde görünce ona bakmaktan kendini alamamış, uzaktan bile olsa onu izlemek çok hoşuna gitmişti… Bir süre öylece mineli izlerken onu üzdüğü ve dün gece söyledikleri için büyük bir pişmanlık içerisindeydi… Ama başka çaresi yoktu onu Melih’den ve onun kirli çevresinden uzak tutmak için başka çaresi yoktu… Kendini kaptırmış kendi iç dünyasıyla hesaplaşırken Minel’in gözlerini açmasıyla hemen oradan uzaklaşmıştı. Onu izlemek ne kadar güzel olsa da onun açısından hoş karşılanmayacağını biliyordu.

“Günaydın” Diyerek salona girdiğinde, Minel de duyduğu sesle arkasını dönmüştü ve dönmesiyle bir çift yeşil göz ve kapkara göz birbirini bulmuş gibiydi… Kuzey çekinmeden Minel’e bakarken Minel o bakışlardan rahatsız olmuş gibi gözlerini kaçırmış Kuzeye cevap bile verme gereği duymamıştı… Kuzey'se Minel’den gelmeyen cevabı umursamadan masaya geçip otururken Ayşe’nin servise başlamasıyla kahvaltıya başlamıştı… Bir yandan çayını yudumlarken bir yandan da gazetelerini okumaya çalışıyordu ama Minel’in bakışlarının da üzerinde olduğunu hissedebiliyordu… Çünkü minel öylece karşısında durmuş kendisini izliyordu. Tanımadığı bu adamı hareketleriyle tavırlarıyla anlamaya çalışıyordu. Öyle dikkatle bakıyordu ki Kuzey daha fazla dayanamayarak…

“Orda durup beni izlemeyi mi düşünüyorsun .” Minel yakalanmanın verdiği utangaçlıkla bu pervasız adamın ne yapmak istediğini bilmeyerek burnunu dikleştirip .

" Sizi izlediğimi de nerden çıkardınız."

“Öylemi O zaman gel otur kahvaltını yap.”

“Yemeyeceğim.”

“İyi sen bilirsin .” Minel birkaç dakika ölçüp biçtikten sonra kafasında… Yapmaktan başka çıkar yolu olmadığını düşündüğü şeyi yapmak için birkaç adım Kuzey'e yaklaşıp...

“Sizinle konuşmamız gerekiyor .” Kuzey hem yemeğini yiyip hem de gözaltından Minel’e bakıyordu.

“Ne konuşacağız  ki ? Her şeyi konuştuğumuzu sanıyorum .” Minel giderek sinirlenmeye başlamıştı. Karşısında sakince hiçbir şey olmamış gibi oturan adamı şu an bir kaşık suda boğabilirdi.

“Nasıl her şeyi konuştuk daha hiçbir şey konuşmadık… Sizi tanımıyorum bile kimsiniz burada olmamın saçmalığı bunların cevabını istiyorum .” Minel'in sessini yükselterek konuşma tarzı hoşuna gitmediğinden elindeki gazetesini katlayıp masaya bıraktıktan sonra.

“Birincisi sesini alçalt. İkincisi karşıma otur ve insan gibi ne öğrenmek istiyorsan sor, yoksa benden tek bir cevap bile alamazsın." Minel sinirden delirmek üzeriydi. Ama eli mahkûm Kuzey'in söylediklerini yapmak zorunda olduğunu biliyordu… Kabullenerek geçip karşısındaki sandalyeye oturunca Kuzey de istediğinin yerine getirilmiş olmasının verdiği zaferle, çayından bir yudum alıp arkasına yaslanarak.

“Şimdilik ismimi bilmen yeterli ismim Kuzey Karayel gerisini de zaten zamanla öğrenirsin.  Burada olma nedenine gelirsek, zaten dün gece açıkça konuşmuştuk her şeyi o konuda bir sorun yok değil mi ?”
 
“Bakın ben abimle iki yıldır görüşmüyorum. Ve şimdi onun yaptığı şeyi benim ödemem sizce de adil mi?  saçma değil mi?  Lütfen bırakın gideyim . Benim okulum var, kendime göre bir hayatım var, arkadaşlarım var beni merak ederler .”  Öyle bir ses tonuyla yalvararak konuşmuştu ki, Kuzey her ne kadar buna kayıtsız kalmamaya çalışsa da pek başarılı olduğu söylenemezdi. Gerek ses tonundan, gerekse bakışlarından fazlasıyla etkilenmişti. Ama âmâsı vardı işte.  Ve yine bildiğini okuyarak sert kedinden emin duruşuyla.

“Biz abinle anlaştık ve sen artık burada benimle kalacaksın.”  Minel yine kendine hâkim olamayarak bağırıp.

“Ne sıfatla kalıyormuşum… abimin borcuna karşılık senin için mi çalışacağım… Yoksa başka şekilde mi ödeyeceğim ?”  Kuzey için bunu duymak nasıl şaşırtıcıysa Minel içinde söylemek bir o kadar ağırdı. Ve Kuzey Minel'in söylediklerinin altında ezildiğini, onun içinde çok zor olduğunu açıkça görebiliyordu. Ama yumuşadığı takdirde gideceğinden de emindi.

" Bilmem düşünmedim… Şimdilik bu evde olman yeterli gerisini de zamanla düşünürüz. Şimdi benim gitmem lazım kalan sorularını da sonra cevaplarım ." Kuzey sandalyesinden iterek kalkınca Minel de daha konuşmasını bitirmediğinden onunla birlikte hemen kalkıp.

“Bir dakika böyle gidemezsin bak .” Kuzey’in durmayacağını görünce, önüne geçip elini göğsüne koyarak onu engellemeye çalışarak. “Benim okula gitmem lazım neden anlamıyorsun.”

Kuzey Minel’in küçücük ellerini bedeninde hissedince olduğu yerde kalmıştı.  Minele bu kadar yakın olmak kafasını karıştırıyordu. Bakışları ellerine gittiğinde , Minel de hemen ne yaptığını fark ederek kendini gelip geri çekilirken. Kuzey hissettiği o küçücük eller ve o kadar yakınında olmasının verdiği hislerle çoktan dağılmıştı.

Konuşabilecek halde olmasa da kelimeleri zar zor toparlayıp.
“Okulu unutsan iyi olur bundan sonra okul yok .” Minel okul yok cümlesini duyunca öfkeden delirmişti… Ne yani o kadar emek verip bu günlere gelmişken şimdi yarıda mı kalacaktı. Duyduğuna inanası gelmiyordu birden gözü dönmüş bir şekilde.

“Sen benimle dalgamı geçiyorsun ya da ne dediğini bilmiyorsun .” Alayla gülümseyip. “Hiç kimse ama hiç kimse beni okulumdan ayıramaz anladın mı? Ben gidiyorum ve bundan sonrası beni hiç ilgilendirmez. Ne halin varsa gör .” Diyerek hızla arkasını dönmüştü ki, Kuzey aralarındaki mesafeyi kapatıp kolundan tutarak kendine çevirip yüzüne tıslar gibi…

"Abinin hiç mi önemi yok senin için? Eğer öyleyse git."

Birbirlerine o kadar yakınlardı ki nefesleri yüzlerine çarpıyordu.  Kuzey bu yakınlıktan ne kadar etkilenmişse Minel’in aklı Kuzey’in son sözlerinde kalmıştı. Ve Kuzey Yine yapmıştı yapacağını tek bir sözle Minel’i dağıtmayı başarmıştı. Ama bir gerçek vardı ki oda zamanla da kendisinin en az Minel kadar Minel tarafından dağılacak olmasıydı.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #10 : 21 Mart 2012, 22:34:34 »

8. BÖLÜM

      Kuzey yine yapacağını yapmış, söyleyeceğini söyleyerek Minel’i durdurmayı başarmıştı. Ama minel’in bu defa susup kabullenmeye hiç niyeti yoktu. İçindekileri dökmek için Kuzey’in mengene gibi sardığı ellerden zorla kendini kurtarıp, gözlerinden ateş çıkacakmış gibi tüm öfkesiyle Kuzey’in gözlerinin içine bakarak ,

“Beni düşünmeyeni ben niye düşüneyim ki .” Kuzey, Minel’in bu şekilde diklenmesiyle ondan daha beter hale gelmişti.  Tüm öfkesiyle hemen telefonunu çıkartıp Semih’i aramaya koyuldu. Bir kaç saniye bekleyişin ardından karşı tarafın cevaplamasıyla ağzından sadece…  “

“Bitirin işini .” Sözü çıkmıştı. Sesi ne kadar kararlı ve de sert çıksa da bir gerçek vardı ki oda Melih’in çoktan İstanbul il sınırından çıkarılmış olmasıydı… Değil Kuzey Karayel’e yaklaşmak onunla aynı şehirde bile olmaya cesareti edememişti… Ama Minel bunu bilmiyordu. Kuzeyde bundan yararlanarak Minel’in gitmesine engel olmak için öyle söylemişti.

Minel’se duyduğu şeyle olduğu yerde kala kalmıştı. Kuzey’in bu kadar soğukkanlı bir şekilde bitirin demesi ile içini kaplayan korku ve koruma içgüdüsüyle…" Bunu yapamazsın. " Öyle bir bakışı vardı ki kuzeye yapamazsından çok… Ne olur yapma der gibiydi. Dili olmasa da gözleri açıkça yalvarıyordu.

Kuzey, Minel’in gözlerinde korku ve çaresizliği görse bile… “Bunu sen istedin” Diyerek son sözünü söyledi. Minel karşısındaki adamın fazlasıyla kararlı olduğunu görünce. Pes etmişti ne olursa olsun göz yumamazdı böyle bir şeye Kuzey’in de fark etti çaresizlikle. 

“Dur tamam… Ne olursun… Ne istiyorsan öyle olsun .” Demek zorunda kalmıştı. Yine yapamamıştı ne hali varsa görsün dese de, ona kızgın olsa da, burada bu halde olmasından sorumlu da tutsa, Anne ve babasının hatırına kıyamamıştı abisine… Kıyamamıştı. Kardeşti sonuçta ne kötülük yapmış olsa da ölmesine göz yumamazdı. İçi acıyor kendini kapana kısılmış gibi hissediyordu. Gerisin geri arkasını dönüp merdivenlerden çıkmaya başladığından sinirleri bozulmuş hıçkırarak ağlıyordu. Lanet ediyordu kaderine, kendisine bunları çektiren kişiye...

      Geriden kalan Kuzey’se, tek bir sözüyle Minel’i durdurmuş olmanın verdiği rahatlamayla… Minel’in merdivenlerden çıkışını izlerken bu şekilde onu tehdit ettiği, güzellikle olacağı yerde zorbalıkla kalmasını sağladığı için kendine çok kızsa da başka çaresi de yoktu…
Yoktu işte. Onun gözünden akan yaşlar damla damla kalbine akarken yapamıyordu. Git diyemiyordu.  Kalmasını neden istediğini söyleyemiyordu. Her defasında dilinin ucuna da gelse çıkmıyordu ağzından. Bir bilse bir emin olsa Melih’in ona yaklaşmayacağından çoktan izin vermişti gitmesine… Ama emin olamıyordu işte kendisine yaptığı gibi abisinin bir başkasına da bu şekilde vermesinden korkuyordu… Satmasından. Yoksa onun için para hiçbir zaman önemli olmamıştı ki… Değil insan hayatını parayla almak onlara para zoruyla bir şeyler yaptırmaktan bile korkardı. İnsanoğlundan değil ama onu yaratan Allahtan korkardı. Bu sadece Minel’in iyiliği için. Melih gibi birine ders vermek içindi. Ne kadar bilse de Melih gibi adamların ders almayacaklarını, kendilerinden başka kimseleri düşünmediklerini, para için her şeyi yapabileceklerini… Ama bir umut işte. Neden olmasın diyordu. Belki gün gelir akıllanır kardeşine bir daha bunu yapmazdı.

Kendi canını yakan adamın canını yakmaya çalışırken hiç günahı olmayan birinin de ne kadar çok canını yaktığının fazlasıyla farkındaydı aslında ama başka çaresi yoktu. Bu günde engel olmuştu gitmesine, ama ya bundan sonra. Yarın ya da onan sonra ki gün yine gitmek isterse yine mi aynı şey olacak, onu mecbur bırakmak zoruna kalacaktı. Dağılmıştı ne yapacağını bilmeden kapıyı çarpıp çıkarken evden yol boyunca da ona bunu yaptığı için her defasında canını acıttığı, üzüp, kırdığı için kendine kızıyordu… Onun gözlerinden akan her bir damla yaş kalbine ağır bir yük gibi binerken giderek o gözler tarafından esir alındığının da çok iyi farkındaydı… Ne kadar bundan kaçmaya çalışıyor olsa da boşa çabadan başka bir şey değildi bu…
 
      Şirkete geldiğinde oldukça dalgındı. Her zaman Aliye hanımla yaptığı kısa sabah sohbetini bile yapmadan sadece “Günaydın “diyerek odasına geçerken. Aliye hanım bile onun bu haline şaşırmıştı... Çünkü patronu her ne kadar sert ve katı bir mizaca sahip olsa da kolay kolay bunu belli ettirmezdi. Ama bu gün başka bir şeyler vardı… Daha acaba ne olmuş olabilir diye kendi kendine söylenirken. Kendisine doğru gelmekte olan Tuna’nın da bu durum gözünden kaçmamıştı.

“Günaydın Aliye Hanım, ne o bakıyorum çok dalgınsınız .”

“Günaydın Tuna Bey, aklım Kuzey beye takıldı.  Bu gün biraz gerginde…”  Tuna, Aliye hanımın söyledikleriyle neler olduğunu merak ederek hiç beklemeden soluğu Kuzey’in yanında almıştı.
Kapıyı çalıp içerden cevap gelmesini beklemeden  girdiğinde, Kuzey’in yüzünde gördüğü öfkeden Aliye hanımın yanılmadığını görmüştü.

“Günaydın”  Diyerek. Geçip karşısına oturunca. “Nasılsın?” Diye sorarken, Kuzey de onu görür görmez gevşemeye başlamıştı. Konuşmak her zaman iyi gelmiştir. Hele ki bu Tuna’ysa… Kendini ve içindekileri özgür bırakarak.

“Nasıl olabilirim? Evim de sürekli gitmek için her yolu deneyen biri var ve ben şu iki gündür güne kavgayla başlıyorum.” Diyerek sanki kendi kendine söylenirmiş gibi olsa da gözleri duygularını, hissettiklerini açıkça gösteriyordu.

“Niye ne oldu ki nedir seni bu kadar kızdıran şey ?”

“Ne olacak tabii Minel Hanım , sabah sabah tepemin tasını attırdı. Ben sakin olmaya çalıştıkça üstüme gelip beni delirtmeyi başarıyor sonrada…” Gerisi gelmemişti açıkça diyememişti onu üzüp, kırıyorum, pişman oluyorum diye.

“Ne oldu  ne dedi ki.”

“Küçük hanım okula gitmek istedi bende izin vermedim. Oda çok sinirlendi.”

“Niye izin vermedin ki gitmesine?”

“Saçmalama!  Giderse bir daha gelir mi sanıyorsun?” Oturduğu yerden kalkıp.  “Of Tuna başım çatlıyor ne yapacağım hiç bilmiyorum. Nasıl bir işin içine girdim.”

“Vay be Kuzey Karayel'i de da kızdıracak birileri çıkmış ha... Çok merak ettim doğrusu şu kızı... Akşam sizdeyim birde ben şu Minel hanımı göreyim.”

*****

     Minel’se odasına girip kapıyı sinirle çarptıktan sonra bir daha odasından çıkmamıştı öylece yatağında uzanmış… Hissizleşmiş bir şekilde kalakalmıştı… Saat kaç olmuş olmasına rağmen odasından çıkmadığı gibi sesi de çıkmayınca Halime Hanım baya merak etmişti. Artık öğleden sonra daha fazla dayanamayacağına gidip kontrol etmeye karar verdi. Az çok bağırış çağırışları duymuşlardı ama konunun ne olduğunu tamamen anlamışlardı. Bildikleri tek bir şey vardı oda Minel’in hıçkırıklarla ağlamış olmasıydı. Odasının önüne geldiğinde birkaç dakika kararsızlığın ardından kapıyı tıklatıp…

“Minel hanım, biz çay hazırladık sizde bizimle içmez miydiniz ?” Diyerek seslenirken. İçerden tek bir ses gelmemişti.  Kulaklarını dayayıp bir süre Minel den ses gelmesini bekledi. Ama yok tek bir ses duymamıştı. Ses vermediğine göre gelmek istemediğini düşünerek arkasını dönüp merdivenlerden inmek üzeriydi ki. Kapı kilidini duymasıyla arkasını döndüğünde… Minel kapıyı açmış kızarmış gözlerle kendisine bakıyordu. İçi acımıştı Halime hanımın, onu bu halde gördüğü için
yanına yaklaşıp…

“Hadi gel. Birer sıcak çay içelim iyi gelir.” Minel hiç içinden gelmese de gülümsemeye çalışarak halime hanımla birlikte merdivenlerden inemeye başladığında birileriyle konuşmaya az da olsa bu yaşanılanları düşünmekten uzaklaşmaya o kadar ihtiyacı vardı ki. O odada kapalı kalmaya devam ederse kafayı yiyeceğini düşünüyordu.

      Halime hanımla birlikte mutfağa geldiklerinde Ayşe ile Narin de çayı hazırlamış kendilerini  bekliyorlardı. Halime hanım onları tanıştırmak için.

“Bu Ayşe benim kızım, buda Narin kızım olmasa da kızım gibidir. Buda Minel Hanım .” Narin ve Ayşe kafalarıyla selamlarken Minel’i, oda onlara gülümseyerek karşılık vermişti. Hep birlikte hazırladıkları çayları içmek için masaya geçtiklerinde, her ne kadar Ayşe ve Narin’in kafalarındaki soru işaretleri, içlerindeki merak geçmemiş olsa da bunu belli ettirmemeye çalışıyorlardı. Çaylarını yudumlamaya başladıklarında mutfak öylesine büyük bir sessizliğe bürünmüştü ki belki Ayşe ve Narin den sonra ilkti bu. Mutfak hiç böylesine bir sessizlik içerisinde kalmamıştı. Minel, Ayşe ve Narin’in birbirlerine attıkları bakışları fark edince. 

“Sizi rahatsız etmiyorum değil mi ?” Diyerek konuşmaya başlayınca.

“Yok, o nasıl söz.”dedi Halime hanım .

“O zaman Lütfen rahat olun siz bu evin sahiplerisiniz bense misafirim benim yüzümden kasılmanızı istemem  .” Diyince sessindeki kırılganlık fark edilmeyecek gibi değildi. Halime hanım, hemen müdahale ederek kızlara konuşmaları için kaş göz işareti yapmaya başlayınca… Kızlar ikisi de bir anda konuşmuş hatta baya bir açılmışlardı… Ve ondan sonrası Minel için berbat geçen iki günün ardından nihayet keyifli anlar başlamıştı. Çünkü Ayşe ve Narin oldukça sempatik, sevecen, neşeli ve de çok komiklerdi. Birbirlerine takılmaları yaptıkları şakalar öylesine hoşuna gitmişti ki Minelin, baya iyi gelmiş az da olsa toparlanmıştı.

    Gün Minel için bu şekilde mutfakta geçip giderken halinden oldukça memnundu onlara alışmış, Kanı kaynamıştı.  Onların sıcakkanlılığı ve sevecenliği minel’i kendilerine hayran bırakmaya yetmişti… Kolay kolay arkadaş ve çevre edinememesine rağmen bu insanlar çok candan, çok başka gelmişti kendisine.
 
     Narin ve Ayşe’de Minel’in diğerlerinden farklı olduğunu hemen anlamışlardı…
Bu eve gelenler onlarla değil sohbet etmek kaile bile almazken, minel mutfakta oturmuş kendileriyle sohbet ediyordu ve bu onlar için çok büyük bir mutluluktu… Onula kendileri gibi görmüşlerdi gözlerinde ki hüznün, bozuk olan moralinin nedenini bilmeseler de onu neşelendirmek keyiflendirmek için… Başlarından geçen, yaşadıkları komik şeyleri anlatıp durmuşlardı. Onlar anlattıkça Minel bol bol gülmüş çokta eğlenmişti. Artık o kadar gülmüştü ki gözlerinden yaşlar gelmeye başlamıştı...
Kendilerini sohbete ve keyifli dakikalara o kadar kaptırmışlardı ki birileri tarafından izleniyor olduklarının bile farkına varamamışlardı. 

       Kuzey işlerini bitirdikten sonra Tuna’nın işleri olduğu için onu beklemeden... Gerek kafa yorgunluğundan gerekse stresten fazla şirkette duramamış erkenden  eve gelmişti…
Gerçi tüm sorunların barındığı yerdi ev, ama nedense evde olmak istiyordu. Kapıyı çalmadan anahtarıyla içeri girdiğinde içerden gelen kahkahalar dikkatini çekmişti... Daha neler oluyor diyerek merakla salona doğru gidiyordu ki sesin mutfaktan geldiğini anlayınca salon yerine mutfağa geldiğinde içeri girmeden  mineli görünce çok şaşırmıştı sadece gördüğü için değil onu ilk kez bu kadar gülerken gördüğü içindi aslında şaşkınlığının nedeni… Gülmekten gözlerinden akan yaşları gördüğünde ise sadece üzüldüğünde değil mutlu olduğunda da incilerini akıtıyor diye içinden söylendi. Aynı zamanda da gülmenin bir ne kadar yakıştığını düşünüyordu ki kendisiyle aynı fikirde olan biride Narindi. 

“Minel hanım gülmek size çok yakışıyor .” Demesiyle kendi fikrini belirtmiş olsa da Kuzey’in de hislerine tercüman olmuştu.

Minel gözlerini elleriyle silip Narin’e bakarak... “Teşekkür ederim. Gerçekten Uzun zamandır bu kadar çok gülmemiştim çok sağ olun buna ihtiyacım varmış.”

“Allah seni hep güldürsün gülmek sana çok yakışıyor .” Derken Kuzey de kendinden geçmiş gibi öylece durmuş Minel’i izleyip söylenenleri dinliyordu ve kesinlikle onlarla aynı fikirdeydi

“Minel hanım “ Demesiyle Minel araya girerek lafının devamını getirmesine izin vermedi.

“Lütfen şu hanım kelimesini kaldırsak sevmiyorum öyle resmiyeti hem bende sizden biriyim .” Minel’in bunu istemesi hepsinin çok hoşuna gitmişti. Bu evde ev halkından başka gelen herkes araya mutlaka bir perde, bir sınır koyduklarından Minel’in de öyle isteyeceğini düşünmüşlerdi. Ama yanıldıklarını  anlamaları uzun sürmemişti.

“Tamam, sen öyle diyorsan şey ben şunu merak ediyorum neden buradasın ?” Duyduğu bu soruyla yüzündeki gülümsemenin yerini birden hüzün almıştı. Kendisi bile tam olarak anlamadığı ya da anlayıpta kabullenemediği bir şeyi nasıl açıklayabilirdi ki, gerçeği söyleyip  " patronun olacak adam beni satın mı aldı " demeliydi. Diyemezdi diyemediği içinde boğazı düğümlenmişçesine gözleri buğulanmıştı... Daha ne desem demesine kalmadan onun ruh halini aklından geçenleri tahmin ederek Kuzey onun içinden çıkamayacağını düşünerek birkaç adımda içeri girmişti.

“Merhaba hanımlar bakıyorum keyfiniz yerinde .” Diyerek varlığını belli ettirirken , Minel dışında hepsi oturdukları yerden kalkmışlardı. Ama çok da şaşırmışlardı çünkü patronlarını bu saatte karşılarında görmeye pek alışkın değillerdi bu yüzden de şaşırmaları kaçınılmaz olmuştu. Kuzey öylece Minel’e bakarken Minel sanki o yokmuş gibi oturmaya devam ediyordu. Sadece sabahki olaydan olayı halen kızgındı ve bakışlarıyla bunu açıkça gösteriyordu. Sevindirici olansa Ayşe’nin sorusunun gümbürtüye gitmiş olmasıydı böylelikle yalan söylemekten kurtulmuştu. 

“Hoş geldin Kuzey Bey oğlum .”Diyen halim hanımın sesini duyan  Kuzey Minel’den bakışlarını Halime hanıma çevirirken Minel’in aklından neler geçirdiğini çok merak ediyordu.

“Hoş bulduk ablam. Akşam yemeğe Tuna’da gelecek . Ona göre hazırlıkları yaparsınız demi ?”

“Tabii oğlum yapmaz mıyız ?” Halime hanıma gülümseyerek karşılık verdikten sonra…”

“Neyse sohbetinizi böldüm… Ben çalışma odamdayım... Ayşe bana bir kahve yapar mısın?”

“Hemen Kuzey Bey ,” Kuzey son kez Minel’e bakıp mutfaktan çıkarken Narin de onun arkasından iç geçirerek bakıyordu ve bir an Minel’in varlığını unutup… “

“Of çok yakışıklı ya bitiyorum bu adama taş gibi taş .”
 Ayşe koluyla dürtüp dursa da, Narin halen arkasından içi giderek bakıyordu. Sonunda Ayşe tam darbeyi indirdiğinde kendine gelerek...

“Ne var be kolumu kırdın .” Ayşe kaş göz işareti ile Minel’i gösterince şok olmuş halde gözlerini büyütürken elleriyle de ağzını kapatmıştı… Minel de onun bu haline sinirleri boşalmış gibi gülmeye başlayınca Narin ile Ayşe önce birbirlerine bakmış sonrada onunla birlikte gülmeye başlamışlardı.
 

   

Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #11 : 22 Mart 2012, 21:14:38 »

9. BÖLÜM

       Minel, mutfakta onlarla vakit geçirmekten büyük keyif alsa da onların işine engel olmamak için bir süre sonra yanlarından ayrılmıştı… Salona geçecekken girişteki aynada kendini görünce, ne halde olduğunu anca o zaman fark etmişti… Üzerindeki kıyafetler üç gündür üzerindeydi ve onunla yatıp onunla katlığından berbat görünüyordu.
Ne yapacağını bilmeden kendini aynada izlerken ne yapması gerektiğini düşündü…
Şimdi Kuzey’e söylese yine tartışmaktan korkuyordu. Ama bir şekilde bu sorunu da halletmesi gerekiyordu… Gece gündüz bunlarla yatıp kalkmazdı. Hem nereye kadar bu şekilde dayanabilirdi… Olmaz! Böyle kalamam diyerek tüm cesaretini toplayarak Kuzey’in yanına gitmek için çalışma odasının önüne geldiğinde, ne kadar cesaretini toparlamış olsa da yinede gerilmeye başlamıştı. Rahatlamak için derin bir nefes alıp öyle kapıyı tıklattığında İçeriden girin denildiğini duymasıyla yavaşça kapıyı açıp içeri girmişti Kuzey’in kafasını eğmiş elindeki dosyaya yoğunlaştığını görünce içeri doğru yürümeye başladı.

      Kuzey kapının çalınmasıyla Ayşe’nin geldiğini sanıp kafasını dosyalardan kaldırmadığından gelenin Minel olduğunu da görmemişti… Minel’se masanın karşısında Kuzey’in kendisini fark etmesini bekliyordu. Ama Kuzey pek fark edecek gibi görünmüyordu, bu yüzden de Kendini göstermesi gerektiğini düşünerek…

“Kuzey bey” Kuzey birden duyduğu sesle kafasını kaldırdığında karşısında elleriyle oynayan küçük
bir kız çocuğunu andıran Minel’i gördüğünde şaşırmıştı. Ne diyeceğini merak ederek arkasına yaslanıp.

“Evet”  Derken dikkatle Minel’e bakıyordu.

“Şey… Tamam, burada kalmayı kabul ettim ama benim burada hiçbir şeyim yok… Kaç gündür bu kıyafetlerleyim .” O an Kuzey bunu düşünemediğini fark etti, nasıl aklıma gelmedi diye kendi kendine kızarken Minel konuşmasına devam ederek …“Eğer izin verirseniz en azından gidip eşyalarımı alsam… Ayrıca arkadaşımda merak etmiştir beni onları da görmüş olurum. “ Minel zar zor konuşmasını tamamladığında, Kuzey’den gelecek cevabı bekliyordu. Kuzey’se onu haklı görerek ne yapacağını düşünüyordu. Aslında gitmesine izin verebilirdi ama daha Minel’e güvenmiyordu. Onun polise gidip farklı şeyler anlatabileceği aklına gelmiyor değildi. Sonuçta Melih’in kız kardeşiydi ona ne kadar güvenebilirdi ki. Ama buna da bir çözüm bulması gerekiyordu ve aklına gelen şeyle .

“Tamam,”  Minel birden kabul ettiğini düşünerek sevinirken .“Yarın gidip alış veriş yapabilirsin " Minel’in birden duyduğu şeyle sevinci kursağında kalmıştı.

“Nasıl yani… Kendi kıyafetlerimi getiremez miyim?”  İnanamıyordu duyduğu şeye…

“Hayır, yarın gidip yenilerini alacaksın.” Bu adamın hep dediğim dedik halinden nefret ediyordu ama direnecekti.

“Bakın buna hiç gerek yok… Ne yani kaçacağımı falan mı düşünüyorsunuz?”

“Neden olmasın neden sana güveneyim ki ?” Minel hayatı boyunca yakınında olsun olmasın birçok kişiye inancı ve güveni tam olduğundan, bu konuda Kuzey’i anlamıyor olması çok normaldi. Çünkü kendisi hayatında güvenle ilgili hiçbir sorun yaşamazken, Kuzey bir şekilde karşılaşmış ve güvensizliği görerek yaşamıştı.

“Tamam, istemiyorum hiçbir şey .” Dedikten sonra başka hiçbir şey söylemeden  arkasını dönüp çıkmıştı kapıdan. O kadar sinirlenmişti ki sinirden Kuzey’e saydırırken söyleniyordu da… Ve onun kesinlikle güven problemi yaşadığını düşünüyordu. Yoksa bir insan bu kadar güvensiz nasıl olabilirdi. Öfkeyle ayaklarını yere vura vura merdivenlere yöneldi… Tam ilk basamağı çıkmıştı ki. Bu halde bu kıyafetlerle daha fazla dolaşamayacağı yeniden aklına geldi. En azından bir şeyler olsa da banyo yapsam diye düşündü ve çözümü bulmuştu. Geri Mutfağa dönüp. Diğerlerinin yanına geldiğinde. Aklından geçirdiklerini nasıl söyleyeceğini düşündü bir süre. Olur, mu olmaz mı diye bir süre yaşadığı kararsızlığın ardından.

“Ayşe” Ayşe Minel’in seslenmesiyle ona döndüğünde ...“Şey senden bir şey isteyebilir miyim?” Ayşe duyduğu şeyle şaşırırken Minel’in kendisinden ne isteyebileceğini düşündü ve hiç tereddüt etmeden kafasını sallayarak kabul etmesi üzerine minel konuşmasının devamını getirerek. “Bana ödünç olarak giymem için bir şeyler verir misin? Banyo yapacağım ama üzerimdekiler kirlendi de ." Hepsi Minel’in böyle bir şey istemesine çok şaşırmışlardı ilk kez böyle bir şey başlarına geliyordu ve bu durum giderek kafalarını karıştırmaya başlarken burada olma nedenini de giderek meraklandırmıştı kendilerini.

“ Veririm vermesine de benimkiler sana çok kısa ve geniş gelmez mi?”

“Önemli değil benim için… Üzerimdekileri yıkarım sabaha kadar kurur .”Halime hanım gerçekten ilk andan çok sevmişti Minel’i ve şimdi onu sevmesinin nedenini daha iyi anlıyordu. Minel çok alçak gönüllü biriydi. Öyle olmazsa bu evde hizmetçilik yapan birinden böyle bir şey talep etmezdi. Bazı şeyler kafasında bir bir yerlerini alırken anladığı ve emin olduğu bir şey vardı ki oda Minel’in isteyerek burada olmamasıydı.
“Ayşe’nin sana vermesi hiç sorun olmaz. Ama sana olmaz gel ben sana Ezel’in kıyafetlerinden vereyim.” Minel ilk defa duyduğu ismin kime ait olduğu merakı ile kaşlarını kaldırıp soru sorar gibi bakınca Halime hanıma ve diğerleri ne demek olduğunu hemen anlamış olarak.

“Ezel yani Ezomuz Kuzey beyin kardeşidir hemen hemen bedenleriniz aynı o senden biraz kısa ama olsun .” Minel bu habere azda olsa sevinmişti. En azından banyo yapabilecekti.

     Halime hanımla yukarı Ezel'in odasına çıktığında dolapta bir sürü elbise görünce çok sevinmişti ama acaba ayıp olur mu diye düşünmeden de geçememişti. Halime hanım onun tereddütle yaklaştığını görünce...

“Merak etme Ezel’in öyle bencilik gibi takıntıları yoktur. Ayşe’yle bile paylaşır çoğu şeyini.” Minel içi rahatlamış olarak içlerinden bir şey alıp Halime hanıma teşekkür ederek kendi odasına geçmişti. Elindeki elbiseyi ve çamaşırları yatağın üzerine bırakıp banyoya girdiğinde kendini öylesine rahatlamış bedenin gevşemiş olduğunu hissetmişti.
Sıcak suyu üzerinden akıtırken kaç gündür bu şekilde rahatlamaya ne kadar ihtiyacı olduğunu düşündü. Ve gerçekten çok iyi gelmişti. 

      Güzel bir duşun ardından banyodan çıktığında ellerinin suyun altında uzun süre kalmaktan buruş buruş olduğunu görünce hafifçe gülümsemişti hiç böyle görmemişti çünkü ellerini.
Çok yorulmuştu belki ama değmişti biraz dinlenmek için bornoza sıkı sıkı sarılıp yatağa girdi.  Birkaç dakika da olsa buna ihtiyacı vardı. Sadece dinlenmek için uzansa da üzerine düşen yorgunlukla ve de rehavetle bir süre sonra gözleri kendiliğinden kapanmıştı.

Aradan geçen yarım saatin ardından gözlerini açtığında saatin yedi buçuk olduğunu görünce kalkıp üzerini giyindi. Giydiği elbise çok yakışmıştı siyah kolsuz dizde bir elbiseydi gerçi pek dizde sayılmazdı biraz daha kısaydı ama minelin güzel olan bacaklarını tamamen gözler önüne serdiği de bir gerçekti. Saçlarını da güzelce tarayıp hafif toplayıp ezelden aldığı düz terliklerini de giydikten sonra aşağı inmek için hazırdı.

Aşağıya indiğinde giydiklerini mutfaktakilere göstermek için ilk onların yanına gitmişti mutfağa girdiğinde hepsinin harıl harıl çalıştığını görünce…

“Nasıl olmuş? " Hepsi dönüp minele baktıklarında gözlerinin içi gülüyordu o gözlerde fazlasıyla beğeni vardı ve bunu ilk dile getiren ise Ayşe olmuştu.”

“Ay Minel çok güzel olmuşsun dilim tutuldu valla.”

“Hakikatten ya güzeldin biliyorduk ama bu bambaşka muhteşem olmuşsun.”

“Çok yakışmış kızım .” Minel bu övgü ve beğeni ile onlara gülerek karşılık verirken iyi ki de onlar var diye geçiriyordu içinden… Bu evde yalnız kaldığını düşünmek bile istemiyordu.  Daha sonra da onlara yardım etmeye başlamıştı

Mutfakta akşam için hazırlıklar son sürat devam ederken kapının sesinin duyulmasıyla… Minel diğerlerinin oldukça meşgul olduklarını görünce kendisi açmak için koşarak kapıya geldiğinde kapıyı açmasıyla kendisine donmuş bir şekilde bakan biriyle karşılaşması bir olmuştu.

Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #12 : 23 Mart 2012, 21:19:39 »

10. BÖLÜM

   Minel, kapıyı açtığından beri gözlerini ayırmadan kendisine bakan adamın bakışlarından fazlasıyla rahatsız olurken kim olduğunu da merak ediyordu... Onun konuşmaya niyeti olmadığını görünce kendisi bu sinir bozucu sessizliğe bir son vermek isteyerek...

"Buyurun kime bakmıştınız?" dedi. Gelen Tuna‘dan başkası değildi ve Minel'i gördüğü gibi donup kalmıştı. Güzel olabileceğini tahmin etmişti ama bu kadarını beklemediği bakışlarından açıkça anlaşılıyordu. Kendi kendine Kuzey'in dikkat etmediği güzellik bumu diye içinden geçirirken, gördüğü güzelliğin etkisinden pek kurtulacak gibi olmasa da ancak Minel'in konuşmasıyla kendine gelebilmişti. 

"İyi akşamlar ben Tuna Yener, Kuzey’in arkadaşıyım ." diyerek tokalaşmak için elini uzatınca,  Minel çekinerekten de olsa elini uzatı.

" Hoş geldiniz bende Minel buyurun, Kuzey bey çalışma odasında ." Minel, Tuna’nın arkasından yürürken nedense Kuzey'den farklı biri diye düşünmüştü. Daha sıcakkanlı gelmişti kendisine… Tuna onun bu düşüncelerinden habersiz sanki hissetmiş gibi dönüp kendisine bakınca, Minel düşüncelerinin yüzüne yansımasından utanıp hızla mutfağa geçerken Tuna’da onun arkasından bakmakla yetinmişti.

Kuzey dalmış halde dosyaları incelerken kapıyı çalma gereği bile duymadan içeri giren Tuna
"Çok kötüsün be oğlum insan daha önce davet etmez mi? bak çok gücendim. " Kuzey anlamamış gibi Tuna’ya bakıp “

" Ne diyorsun oğlum ya… Hiçbir şey anlamadım." Tuna geçip Kuzey'in karşısına oturduktan sonra.

"Diyorum ki minel gerçekten çok güzelmiş. Sen fark etmediğinden emin misin? Böylesi bir güzellik nasıl fark edilmez bir doktora görün istersen." Kuzey'in hiç hoşuna gitmemişti, Tuna’nın minelden bu şekilde bahsetmesi. Oda fazlasıyla farkındaydı güzelliğinin ama âmâsı vardı işte.

" Of Tuna gene başlama."

" Ne başlamayacağım ya çok güzel biri.  Valla dilim tutuldu desem yeridir. "

"Tuna " derken Minel'i başkalarının da kendi gözüyle görmesinden rahatsız olmuştu. Gören arkadaşı olsa bile “

" Yalan mı? Sende biliyorsun bu yüzden bu kadar dağıldın değil mi ?"

"saçmalama Tuna ne ilgisi var ."

"Yapma Kuzey seni tanıyorum ve şu halin bile durumunu açıkça gösteriyor ."

"Daha fazla bu konuda konuşmak istemiyorum. " o kadar gerilmişti ki Tuna konuştukça daha kötü olacağından korkuyordu. Her şey bu kadar gözüne sokulmak zorunda mıydı ?

Tuna ne söylerse söylesin Kuzey'i ikna edemeyeceğini görünce daha fazla uzatmanın yersi olacağını düşünerek. "Öyle olsun kaç bakalım nereye kadar ." Haklıydı Tuna hem de yerden göğe kadar bunu Kuzey de çok iyi biliyordu ama kabullenemiyordu. Kabullenmek nedense imkânsız geliyordu. Daha iki gün önce hayatına girmiş birinin etkisi altına girmiş olmayı yediremiyordu kendine.
 
Yaşanan kısa tartışmanın ardından Kuzey konuyu işlere getirince. Konuşmanın yönü değişmiş iki arkadaş sohbette yönelmişlerdi. Bir süre daha bu şekilde çalışma odasında vakit geçirdikten sonra Ayşe’nin yemek hazır diye haber vermesi ile salona geçtiler… Masadaki yerlerini aldıklarında kuzeyin gözleri mineli aramıştı ama yoktu. Merakla…
" Ayşe Minel nerde?"

" Şey Kuzey Bey,  Minel mutfakta yiyecekmiş ." Kuzey Tuna ile yaptığı konuşmadan dolayı sinirleri zaten gerilmiş olduğundan, bunu duyunca da hepten delirmişti. Ve bunu ses tonuyla da belli ettirircesine oldukça sert bir yüz ifadesiyle...

" Minel'e buraya gelmesini söyle ." Öyle bir söylemişti ki Ayşe arkasına bakmadan soluğu mutfakta almıştı. Minel'e Kuzey beyin çağırdığını söyleyince,  Minel tedirgin bir şekilde oturduğu masadan kalkıp salona yürürken sakin olmaya çalışıyordu.

Kuzey'se Minel'in bu şekilde davranmasına çok kızmıştı. Kendisini çalışanlarla bir tutuyor olmasına inanamıyordu. O çalışanı değildi asla da olmayacaktı. Yerinin ne olduğu şu an belli olmasa da çok başka olacağı kesindi… Kendi kendini yemeye devam ederken Minel'in salona girmesiyle ona döndüğünde donup kalmıştı. Ne aklında siniri nede kızgınlığı kalmıştı sadece karşısındaki güzellikte takılmıştı…

Minel çok güzel görünüyordu. Gözlerini ondan alamadan tepeden tırnağa süzerken onu bu haliyle İlk kez gördüğü için çok hoşuna gitmişti… Onu ilk gördüğü anda etkilenmiş olsa da, bu halde görmüş olmakta içinde bir şeylerin kıpırdamasına, kalbinin yerinden çıkacakmışçasına atmasına neden olmuştu.
Minelse üzerinde hissettiği bakışlarla masanın hemen yanında durmuş Kuzey'in söyleyeceklerini beklerken onun bakışlarından da fazlasıyla rahatsız olmuştu. Onun sürekli donup kalmasını,  gözlerinin içindeki parıltıları çoğu kez görmüş olsa da bu şekilde bakmaya devam ederse gırtlağına yapışacağı da an meselesiydi. Derin bir nefes alıp verdikten sonra...

" Afiyet olsun “Dese bile Kuzey'i kendine getirtememişti… Kendinden geçmiş gibiydi Kuzey ona bakarken, kadınlara sadece dış güzellikleriyle değer verse de... Minel’in masumiyeti çekingenliği hal ve tavırları onu diğer kadınlarından ayıran özelliklerden sadece bir kaçıydı. Gözlerini Minel'den alamadan bakıp kalması hiçbir şey dememesi, Tuna’nın dikkatini çekince onun bu haline Alttan alttan gülüp ses tonunu ayarlar gibi yapınca ancak Kuzey kendine gelmişti.

"Oturur musun lütfen... Neden mutfakta yemek istiyorsun? ” Minel derin bir iç geçirip.

"Ben siz rahatsız olmayın diye …" Cümlesini bile tamamlamasına izin vermeden Kuzey araya girerek... 

" Neden rahatsız olalım ki? Buna alışman gerekiyor şimdi otur lütfen." Minel,  Kuzey'in kendisini bu şekilde emirler vermesinden,  başkalarının yanında azarlıyor olmasından nefret ediyordu… Ama ne diyebilirdi ki onun malı sayılırdı. Parasıyla almıştı. İstediği gibi davranmakta özgürdü belki ama yinede kendisine bu şekilde davranma hakkı vermiyordu. Aklına satılmış olduğunun gelmesiyle gözleri dolmuş ağlamamak için kendini çok zor tutmuştu sandalyeyi çekip otururken kaderine bir kez daha lanet ediyordu.

Sadece o mu Tuna da Kuzey'in bu şekilde mineli azarlamasına bozulmuştu. Nasıl bu kadar ileri gittiğini anlamıyordu onun tanıdığı bildiği Kuzey olmaktan çıkmıştı resmen. Onun tanıdığı Kuzey, kadınlara karşı oldukça sakin, anlayışlı ve güler yüzlüydü. Ama bu tanıdığı kişiden çok uzaktı. Gözlerini dikmiş Minel'e bakarken onun her kaşığı ağzına zorla götürdüğünü görse de şimdi olmasa da daha sonra kuzeyle bu konuda konuşmayı bir kenara yazmıştı

Tuna bir yana Kuzey bile kendine inanamıyordu Minel söz konusu olduğunda bu kadar ileriye gidiyor olmasına… Onu bu şekilde küçük düşürücü davranışlarda bulunuyor olmasına. .ama sanki elinde olmayan bir güç onu bu şekilde davranmaya itiyordu. Söylediklerinin Minelin üzerinde bıraktığı etkiyi görünce kendine saydırırken, yemek yiyecek iştah bile kalmamıştı. Gözaltından Minel’e bakarken onun bir çocuk gibi istemeye istemeye zorla yemeye çalıştığını görmesi yüreğine oturmuştu. Ve içinden “neden bu kadar masumsun küçüğüm öylemi gösteriyorsun yoksa gerçekten öyle misin? " Diye geçirmeden edememişti. Ama kendi nasıl olduğu gibi görünmüyorsa, Minel tam tersi olduğu gibiydi karşısında.

      Yemekten sonra üçü birlikte salonda kahvelerini içerlerken Kuzey ve Tuna da bir yandan işler hakkında konuşurlarken. Minelse kendi halinde oturmuş içinde bulunduğu durumun şaşkınlığını yaşıyordu. Hiç tanımadı iki adamla oturmuş kahve içiyor olması çok tuhafına gidiyordu. Şu an evinde Pelinle oturmuş kahve içtiğini onunla günün analizini yaptıklarını hayal etti ve hayal ettikleriyle arkadaşını ne kadar özlemiş olduğunu düşündü. O kadar dalmış, Pelin’e yoğunlaşmıştı ki Ayşe’nin içeri girdiğini bile fark etmemişti taki elinde ki telefonla yanına yaklaşıncaya kadar...

" Minel Telefonun çalıyor."  Minel şaşkınlıkla Ayşe’nin elinden telefonu alıp baktığında ekranda gördüğü isimle yüzünde kocaman bir gülümseme oluşmuştu. Daha şimdi aklından geçiriyordu. Hızla yerinden kalkıp salondan çıktığında Kuzey de merakla arkasından bakıyordu. Ve şu birkaç günde aklına gelmeyen telefon olayı aklına yeni yeni geliyordu.  Kızgın ve oldukça sinirli bir şekilde Minel'in arkasından bakarken, nasıl aklıma gelmedi diye de kendi kendini yiyordu.

"Kaan" Minel'in hayatında Pelin'den sonra değer verdiği en önemli insanlardan biri… Uzun yılların verdiği arkadaşlıkları çok güçlü ve kuvvetli bağlarla birbirine bağlıydı… Minel için sadece arkadaş olsa da, Kaan için maalesef öyle değildi. O Minel'e daha farklı derin duygular besliyordu. Ama şimdilik Minel'in haberi yoktu.

" Minel. Nerdesin sen?  Meraktan öldük be güzelim ." Bu şekilde çıkışmasıyla Minel gülümseyerek.

" Merak edecek bir şey yok… abimleyim bu günlerde biraz rahatsız da yanında olmamı istedi ." Hiç istemese de arkadaşlarının üzülmemesi için yalan söylemek zorundaydı… Öğrendiklerinde başına gelecekleri düşünmek bile istemiyordu. Biliyordu ki ikisi de hiç çekinmeden her şeyi yapabilirlerdi kendisi için… Ama onlara bunu yapmaya hakkı olmadığını düşünüyordu bu bir bedeldi ve bu bedeli kendisi ödemeliydi.

Kuzeyse Tuna’yı yolcu ettikten sonra Minel'in dönmemesi ile aşağıda deliye dönmüştü daha fazla sabredemeyerek… Basamakları ikişer ikişer atlayarak yukarı çıkıp Minel'in odasının önüne geldiğinde… Kapıdan gizlice dinlemeye başlamıştı ve  Minel'in Kaan diye biriyle konuştuğunu duyunca kapıyı çalmadan içeri dalmıştı. Daha Minel neler olduğunu anlamadan telefonunu elinden alıp kapatmasıyla Minel bu hareketle çılgına dönmüştü.

"Ne yapıyorsun ya sen?  Ver telefonumu ." Kuzey Minel'in bir erkekle konuştuğunu duyduğundan beri delirmiş gibiydi… Onun değil biriyle konuşuyor olmasına belki şu an ismini bile telaffuz etmesine izin vermeyecekti. Nedenini şimdilik kabullenmese de bunun adının ne olduğunu zamanla anlayacaktı. Ve Minel'in bu şekilde tepki vermesiyle elindeki telefonu pencereden fırlatarak.

" Al sana telefon ." Minel şok geçiriyordu giden telefona değil yapılan harekete çok sinirlenmişti.

" Sen... Sen bunu nasıl yaparsın? " Kuzey sinirlerine hâkim olamayarak...

"Bundan sonra kimseyle konuşmak yok küçük hanım bitti."

"Ne saçmalıyorsun ya arkadaşlarımla da mı görüşemeyecek miyim ?"

" Hiç kimseyle"

"Sen kafayı yemişsin bu kadarı da fazla."  artık patlama aşamasına gelip çoktan geçmişti.

"Eh yeter artık sen bir karar verdin sürekli beni tehdit edip durma gitmek istiyorsan kapı orda, ama yok kalacağım diyorsan da benim istediklerime katlanacaksın bu kadar ." dedikten sonra son sözünü söylemiş olarak arkasını dönüp odadan çıkarken, minel sadece arkasından baka kalmıştı. Artık ağlamıyordu bile yorulmuştu mücadele etmeye çalışmaktan, ağlamaktan.  Fazlasıyla ağır geliyordu yaşadıkları ama yapacak bir şey yoktu.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #13 : 25 Mart 2012, 13:06:07 »

11. BÖLÜM

       Telefon görüşmesinin üzerinden tam bir hafta geçmişti . Minel artık içinde bulunduğu durumu kabullenmiş bir halde alışmaya çalışıyordu… Zaten başka şansıda yoktu.
Günün çoğunu kızlarla mutfakta geçirirken onlarla olmaktan büyük keyif alıyordu.  İyi ki de onlar vardı yoksa kafayı yemesi kaçınılmazdı.  Onlarla vakit geçirerek en azından yalnızlığı ve düştüğü bu durum daha çekilir hale geliyordu… Bunun dışında bazen de odasına çekilip saatlerce kitap okuyarak geçiriyordu gününü… Bu zaman zarfında kimseyle görüşmediği gibi bahçe dışında hiç dışarı çıkmamıştı nasıl çıkabilirdi ki elinde miydi? Kuzey gibi engel varken önünde.

     Kuzey evet Kuzey Şu geçen bir hafta da yaşadıkları tartışmadan dolayı bir daha karşı karşıya gelmemişlerdi. Kedi köpek gibi birbirlerini kovalayıp durmuşlardı… Ve ne şanstır ki istedikleri de olmuş hiç karşılaşmamışlardı. Geçen birkaç gün boyunca kuzey erkenden kalkıp evden çıkıyor gecede geç saatlerde geliyordu bazen de erken geldiğinde minel odasına çekildiğinden birbirlerini görmeleri mümkün olmuyordu…

Ama aynı evin işte nereye kadar devam edebilirdi ki bu şekilde… Bir yerden sonra karşılaşmaları kaçınılmaz olacaktı.  İşte öyle günlerden bir gün minel erken uyuduğu için erkende uyanmıştı, ne kadar çabalarsa da bir daha uyuyamayacağını anlayınca kalkıp biraz yürüyüş yapmayı karar verdi.  temiz hava bol güneş belki kendisine gelmesine yardımcı olabilirdi . Kuzey’in yine her zaman ki gibi erkenden gitmiş olabileceğini düşünerek rahat bir şekilde kapıyı açıp dışarı çıktı… Ama ne şanstır ki kapıdan çıkar çıkmaz Kuzey’le burun buruna gelmeleri de bir olmuştu ikisi de bu karşılaşmanın şaşkınlığı içerisinde birbirlerinin gözlerinin içine bakıp kalırlarken sanki günlerdir birbirlerini görmek istemeyen kendileri değilmiş gibi hiçbir şey demeden bu anın doyasıya tadını çıkarıyorlardı… İkisi de birbirlerinden kaçarlarken duygularından da, hislerinden de kaçacaklarını sanmışlardı ama şimdi birbirlerine bakarlarken her ne kadar dilleri söylemese de gözleri bazı şeyleri açıkça gösteriyordu. Öyle bir bakış vardı ki o gözlerde sanki birbirini görmeye hasret kalmış iki sevgili birbirinin özlemiyle yanıp tutuşmuş iki aşığın bakışlarıydı.

O gözlerin birbirlerine anlatmak istediği bu kadarla da kalmazken, o kadar şey vardı ki ama ikisinin de şimdilik bunları dile getirecek cesaretleri yoktu… Ve ilk defa aralarında bu kadar uzun süreli bir sessizlik oluyordu.  Ne Kuzey nede minel bir şey diyemeden birbirlerinin gözlerinde kaybolmuşken ancak arkalarından duydukları ayak sesleri ile kendilerine gelebilmişlerdi.  Minel duyduğu sesle birlikte bakışlarını Kuzey’den çekip gelen sese yöneltirken. Sesin sahibi de konuşmaya başlamıştı.

“ Canım ne oldu ?” Minel dikkatle Kuzey’in arkasındaki kadına bakarken , Kuzey de Minel’den gözlerini çekebildiği kadar böyle bir şeye ihtimal verdiği için kendi kendini sövmekle meşguldü… Seray’la gece barda karşılaşmışlardı ve sohbetle birlikte içki sayısı artınca sarhoşluğun etkisiyle ne yaptığının farkında olmadan eve gelmişlerdi ve sonrası da malum…
 Aslında sarhoş değil de kendinde olsaydı böyle bir şeyi hayatta yapmazdı… Bu tarz ilişkilerini evinde gözler önünde yaşamayı sevmediği gibi insanların gözüne sokarak ta kendini basitleştirmekten nefret ediyordu. Ama gel gör ki o kadar sarhoştu ki gözünün önünü bile görecek halde değildi.

 “ A affedersin Kuzey’cim… “Diyerek Sera konuşmaya devam ederken bir yandan da Minel’i
süzüyordu ki aklına gelen şeyle. “Kız kardeşin mi? “Demesiyle Kuzey için zaten Minel’in Sera’yı görmüş olması büyük bir şansızlıkken, üstüne onun kardeşi gibi görünmesi daha çok canını sıkmıştı. Onu kız kardeşi gibi görmek hayatta isteyebileceği en son şeylerden biriydi. Ve duyduklarını hazmedemeyerek. Kızgınlığını ve öfkesini belli ettirircesine Sera’nın gözlerinin içine bakarak “

“ Sen giyin istersen “ Minel Kuzey’in söylediği şeyle karşısındaki kadını baştan aşağıya incelediğinde gerçekten de nerdeyse çıplak olduğunu fark etmişti… Bir an gördüğü şeyin şaşkınlığıyla Sera’yı incelerken nasıl olurda insanların yaşamadıkları kendilerine ait olmayan bir evde bu şekilde dolaşabileceğine inanası gelmiyordu ve gördükleri hiç hoşuna gitmediğinden ve bu tabloya daha fazla seyirci kalmak için hiçbir şey demeden hemen yanlarından ayrılmıştı… Kuzeyse minele bu şekilde görünmekten çok rahatsız olmuştu ve bunun da faturasını seraya kesmişti. .

“ Sen ne yapmaya çalışıyorsun… Bu halde nasıl çıkarsın ?“ O kadar öfkeyle bağırıyordu ki Sera neye uğradığını şaşırmıştı. Neden bu şekilde tepki gösterdiğine bir anlam veremezken öylece Kuzey’e bakıp bir şeyler anlamaya çalışıyordu ama Kuzey’in öfkesinden başka bir şey gördüğü söylenemezdi. Oysa Kuzey bile ne olduğunu neye kızdığını tam olarak anlamamıştı. Sera’nın o şekilde çıkmış olması mı? Yoksa Minel’le o şekilde yakalanmış olmaya mı?  Her ne kadar buna verebileceği bir cevabı olmasa da. Sinirlerinin bozulduğu ve sabah sabah gerildiği bir gerçekti. Onun öfkesinin farkında olan seraysa onu bu değişimiyle büyük bir şaşkınlık yaşarken.

“Şey ben sadece “ Konuşmasına devam etmesini istemeyerek hemen lafını kesip…

“Tamam, bir şey söyleme sen giyin ve aşağı inip arabada bekle beni “ Diyerek banyoya girdiğinde kapıyı öyle bir çarpmıştı ki menteşeler yerinden oynamıştı. Lavabonun karşısına geçip aynada kendine bakarken nasıl böyle bir şeye ihtimal verdim ? nasıl yapabildim ? Diyerek kendi kendine söyleniyordu. Banyodan çıktığında Sera’yı göremeyince rahatlamış olarak hemen üzerini giyinip aşağı inmişti. Artık Minel’i nerde bulacağını bildiğinden direk mutfağa gittiğinde Minel masada oturmuş diğerlerini izliyordu.

“Günaydın “Demesiyle hepsi kendisine aynı şekilde karşılık verirken , bir tek Minel cevap vermemişti. Halen az önce gördüklerinin etkisindeydi. Ve onların yerine ikisini o şekilde görmüş olmaktan utanıyordu… Böyle şeyler pek alışkın olmadığından hoşlanmıyordu böyle yılışık ilişkilerden.

      Kuzey’se gözlerini dikmiş Minel’i izlerken ondan alamadığı karşılıkla daha fazla mutfakta kalamayarak kahvaltı yapmayacağını söyleyerek evden çıktığında. Sera arabanın yanında kendisini bekliyordu.
Yol kendi kendine neler oluyor bana diye düşünerek geçerken… Neden Minel’in görmesinden rahatsız olmuştu ki? Normal değil miydi böyle bir şey yaşaması? Genç ve bekâr biri olarak bunu yapması… Neden bu defa rahatsız olmuştu… Tamam, belki yaşadıklarını hiçbir zaman göz önünde yaşamamıştı ama saklama gereyide duymamıştı… Çünkü yaşadığı ilişkilere asla ciddi gözle bakmamıştı… Ama şimdi aklı karışmıştı. Minel ne ifade ediyordu ki kendisi için bu kadar kafasına takmıştı? … Bu ve bunun gibi soruların cevabını kendine itiraf etmekten korktuğundan kafasını dağıtmak için arabanın gazını körükledi.

Kuzey gibi Minel de kendiyle hesaplaşma derdindeydi neden bu kadar öfkelendiğine bir anlam veremiyordu. Gördüklerine mi yoksa aklından geçenlere mi kızmıştı?  Neden kızıyordu ki olabilirdi. Sonuçta genç bir erkek hayatında mutlaka birileri vardır diye kendi kendini sakinleştirmeye çalışsa da işe yaradığı söylenemezdi. Sakinleşeceği yerde daha bir gerilmişti. Ne olursa olsun böyle bir şeyi evine taşımaması gerektiğini düşünüyordu ve düşündükleri hiç hoşuna gitmemişti. Canını sıkansa Kuzey’in birileriyle birlikte olması mı? Yoksa onu eve getirmiş olması mıydı? İşte onu bilmiyordu. Bu çelişkiyle odasına kapatmıştı kendini.

     Serayı evine bıraktıktan sonra şirkete geçen Kuzey’se hemen odasına geçip kendini çalışmalara vermişti. Bu şekilde belki sabahki karşılaşmayı unutmayı ummuştu ama unutamamıştı… Yapamamıştı. Sürekli aklına Minel’le bakışmaları ve serayı gördüğü an gözlerinin önüne geliyordu… Kim bilir ne düşündü hakkımda? Diye düşünmekten elinde bir saattir baktığı dosyadan hiçbir şey anlamamıştı evirip çevirse de… Bu şekilde olmayacağını düşünerek elindeki dosyayı masaya bırakıp yerinden kalktığında kafası karma karışıktı… Kafasını karıştıran şeyin ne olduğunu çok iyi bilse de kendi kendine sorduğu sorularla hissettiklerinden aklındakilerden kaçmaya çalışıyordu. Ama bu saatten sonra kaçması imkânsız gibiydi birden masasındaki telefonunun çaldığını fark edince eline aldığında arayanın kim olduğunu görünce hemen cevaplamıştı arayan belki de şu an en çok ihtiyacı olan kişiydi.

“ Annem” Süreyya Hanım için Kuzey’in yeri bam başkaydı ilk göz ağrısı evinin reisiydi. Ne kadar kendilerinden uzakta olsa da hiçbir zaman bunu kendilerine hissettirmemiş her daim yanlarında olmak için elinden geleni yapmış yapmaya çalışmıştı.

“ Oğlum Kuzey’im deli rüzgârım nasılsın?”

“ İyiyim annem sağ ol siz nasılsınız evdekiler nasıllar?”

“ İyiyiz oğlum sadece seni özlüyoruz işte halanla oturuyorduk. Arayalım bakalım ne zaman gelicen diye öğrenelim dedik “

“ Hafta sonu geleceğim anne”

“ Tamam, oğlum sabırsızlıkla bekliyoruz… Hadi seni işlerinden alı koymayayım ben çok öpüyorum kendine iyi bak.”

“Tamam, annecim sende halama selam söyle bende ellerinizden öpüyorum görüşmek üzeri .”

      Azda olsa annesinin sesini duymuş olmak Kuzey’e iyi gelmişti zaten ne zaman bunalım takılsa, kafası karışsa gideceği tek yer ailesinin yanı olurdu. Şimdide annesinin sesini duymuş olmak bile çok iyi gelmişti. Elinde telefonuyla aklına gelenlerle birlikte geçip yerine oturduğunda kafasındaki planlarla hafta sonu ve sonraki bayram tatili için işlere koyulmuştu… Aklındakilerin ve yapacaklarının şimdilik iki taraf içinde nasıl karşılaşılacağını bilmese de bir şekilde bunu da halletmeye kararlıydı.
Logged
Elaa
Çalışkan Artiz
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 312


« Yanıtla #14 : 26 Mart 2012, 21:09:34 »

12. BÖLÜM

        Minel artık iyice sıkılmıştı bu şekilde rutin şeyleri yapmaktan otur, kalk,  ye, iç, yat başka bir şey yoktu. Tabii birde okumaktan ezberlediği kitaplar… O kadar çok okuyordu ki okumaktan kitaplıkta okuyacak kitap kalmamıştı denilse yeridir… Diğerlerinin çalışmasına engel olamamak için fazla mutfağa da gidemiyordu, onlara engel oluyorum düşüncesiyle. Ama hiçte öyle değildi onlarda onunla vakit geçirmeyi seviyorlardı Minel ne kadar alışmışsa onlara onlarda en az Minel kadar alışmışlardı ona ve bu nedenle hiç rahatsızlık duymuyorlardı.  Ama Minel onları sıkboğaz etmemek adına böyle düşünüyordu.
Sürekli bir şeyler yapmalıyım diyerek dalıp dalıp giderken hiçbir şey düşünemediği gibi daha bir karamsarlık sarıyordu benliğini. Bu çaresizlik, belirsizlik iyice canını sıkmaya başlamıştı. 

     Oflaya puflaya oturduğu yerden kalkıp odasından çıktığında kafası yine karma karışıktı. Nerdeyse akşam olmak üzeriydi ve öğlenden beri odasından çıkmamıştı. Her zaman olduğu gibi belki yürürsem açılırım düşüncesiyle bahçeye çıktığında belki de bu evde en çok sevdiği yerlerden
biriydi bahçe… Öylesine huzur verici, dinlendirici, sakinleştirici bir etkisi vardı ki, Minel daha ilk adımıyla sanki tüm dertlerinden uzaklaşmış gibi hissediyordu. Her ne kadar İçinde bulunduğu durumdan ne zaman kurtulacağını yâda daha ne kadar böyle devam edeceğini bilmese de en azından içini sarıp sarmalayan karamsarlıktan kurtuluyordu. Derin derin nefesler alıp temiz havayı ciğerlerine çekerken aklına Pelin gelmişti… Acaba o ne yapıyordur diye, şimdi kendisini ne kadar çok merak ettiğini tahmin edebiliyordu.  ama ona nasıl ulaşacağını bilmiyordu işte . Bir yolu olmalı mutlaka diye düşünürken, en iyisinin bunu Kuzey’le konuşmak olduğuna karar vermişti. Ve bu şekilde farkında olmadan saatlerce bahçede kalmış ancak havanın serinlemeye başlamasıyla içeri geçmişti. Odasına çıkmak yerine yapacağı konuşmadan dolayı salona geçerken, Kuzey’in de gelmek üzeri olduğunu fark edince geçip oturdu.
Yarım saatin sonunda kapı çalındığında işte beklediği an gelmişti. Kapıyı açmak için diğerlerinden önce davranıp kapıya ulaştığında her ne kadar sakin görülmeye çalışsa da hiçte göründüğü gibi değildi. 

Kapının açılmasıyla karşısında Minel’i gören Kuzey'se onun yüzündeki gülümsemeyle kendisine baktığını görünce donup kalmıştı. Nasıl kalmasın ki kendisine kapıyı açması yetmezmiş gibi birde gülümsüyor olması şok etkisi yapmıştı. Günlerdir gelme saatine yakın Minel’in ortadan kaybolduğunu düşünürse bu gerçekten olağan üstü bir durumdu… Üstelik sabah yaşananlara rağmen… Onun daha çok karşılaştığı durumdan dolayı kendisinden kaçacağını sanırken, şimdi tam tersi Minel gülümseyerek karşısındaydı.

Kuzey birkaç dakika şaşkınlığın ardından Minel’in gülümseyen gözlerine bakarak .“ Merhaba” Derken Minel de aynı şekilde…

“Merhaba hoş geldin” Diyerek karşılık verince, Kuzey Minel’in hoş geldin demesiyle yok artık diyordu kendi kendine… Bu bir şaka yâda oyun olmalı. Çünkü daha onun kapıyı açmasının şaşkınlığını üzerinden atmamışken birde bu şekilde konuşarak kendisine yol vermesi inanılacak gibi gelmiyordu. Ama çokta hoşuna gitmişti ve içinden böyle karşılanmak ne kadar güzel demeden geçememişti.

“ Hoş bulduk” Demesinin ardından berabere salona doğru yürürlerken sanki normal bir yaşantıları varmış gibi ...“Neler yaptın? “ Diye sorunca Minel de sanki yapacak bir şey vardı diye düşünüyordu… Ama bu gün sakin olup alttan almalıydı buna mecburdu.

“ Oturdum sıkıldım, yine oturdum yine sıkıldım bildiğin gibi yani”

“Ne güzel! Sıkılmanın kıymetini bil bizim kafamızı kaşıyacak zamanımız yok.”

“Alışkın olmayınca batıyor… Ama neyse seninle konuşmak istediklerim var.”

“Benimde hadi gel çalışma odasına geçelim”

Çalışma odasına girdiklerinde Kuzey’in yerine geçip oturmasıyla, Minel konuya nasıl gireceğini bilmediğinden nerden başlasam diye düşünüyordu ki Kuzey sabırsızlıkla…

 “ Evet, seni dinliyorum ”Minel de tam onun karşısına gelecek şekilde oturduktan sonra.

“ Bu durum daha ne kadar devam edecek gerçekten ben çok sıkıldım." Kuzey için o kadar güzel karşılanmış olmanın ardından yeniden bu konuların açılmış olması gerilmesine neden olurken, Minel de açıkça bunu görebiliyordu. Ama ne olursa olsun bu gün konuşmaya kararlıydı “bak tamam burada kalmayı kabul ettim ama en azından burada kalmam gereken süre ne kadar onu söyleyebilirsin. ”

Kuzey koltuğuna iyice yerleşip Minel’in gözlerinin içine bakarak  “Süre yok… Yani sınırsız. ” Sesi öylesine kesin ve bu konuda ne kadar karalı olduğunu belli ediyordu ki, Minel tereddütle ve inanamayarak.

“ Nasıl yani ben ömür boyu böyle hapis mi kalacağım? “ Kuzey duyduğu hapis kelimesiyle alay eder gibi gülümseyerek.

“Hapis mi? böyle hapse can kurban ne hapsi ya… Hem Anlamıyorum niye sürekli başa sarıyorsun ki… Bunu defalarca konuşmamıza rağmen sen anlamamakta diretiyorsun ama boşuna bir çaba haberin olsun “ Kuzey’in kendisiyle bu şekilde konuşuyor olmasından nefret ediyordu… Ama devam etmesi için sakin olması gerekiyordu.

“Tamam, ama en azından arkadaşlarımla görüşmeme izin ver çok merak etmişlerdir beni, şimdiye kadar abimin yanındaydım dedim ama daha fazlasına inanmazlar çünkü abimle aramızdakileri biliyorlar. Lütfen ."

Onun gözlerine yerleşen hüzün bulutlarını sesindeki burukluğu fark edince Kuzey az önce ki katı sert tutumunun yol açtığı bu durumdan rahatsız olmuştu. Onun yalvarır gibi konuşması içini acıtmıştı… Ve süngüsü düşmüş gibi masasına doğru eğilerek ellerini birleştirip bir süre düşünürken ilk defa hak veriyordu ona… Arkadaşlarını boşuna endişelendirmeye telaşlandırmaya gerek yoktu. hem arkadaşları ondan haber alamayınca olayı polise bildirebilirlerdi e buda hiç hoş olmayan şeyleri neden olabilirdi .  Düşündükleriyle birlikte kafasını kaldırıp Minel’e bakarak. 

“ Tamam, arkadaşlarınla görüşebilirsin ama bir defaya mahsus olarak .” Minel’e bu bile yetmişti sevinçle ayağa kalkıp.

“ Çok sağ ol… İnan pişman etmeyeceğim seni.”

“Yalnız bir şartım var Sen gitmeyeceksin onlar gelecek ." Minel’in gülen yüzü hemen solmuştu çünkü almak istediği cevap bu değildi. Daha söylenenin etkisinden çıkamamışken, Kuzey telefonunu çıkartıp  “Al telefonu ve ara onları yarın buraya davet et." Minel şaşkınca uzatılan telefona bakarken içinden de şansına sövüyordu ama bundan başka yapabileceği de bir şey yoktu. Kuzey’in uzattığı telefonu eline aldığında kimi arayacağını bilmiyordu. Pelin’i mi yoksa Kaan’ımı
Aramalıydı? Pelin’e söylediği takdirde gerek sorulardan gerekse bir şeyler anlamasından Ortalığı telaşa vereceğinden emin olduğu için Pelin’i değil de Kaan’ı aramaya karar vermişti.
 
Onun bu kararsızlığını izleyen Kuzeyse ne yapacağını bekliyordu. Aklından geçenleri bilmese de gözlerindeki tereddüdü görebiliyordu. Sonra birden karar vermiş olacak ki numaraları tuşladığını gördüğünde gözlerini ayırmadığı gibi kulaklarını da minelin üzerine dikmiş merakla onu izliyordu.

Minelse karşı tarafın açmasını beklerken gerildikçe gerilmişti. Bu konuşmayı yaptığı yetmezmiş gibi birde Kuzey’in yanında yapıyor olması daha bir moralini bozuyordu. Karşıdan gelen alo sesiyle kendine gelirken fazlasıyla da heyecanlanmıştı.

“ Kaan” Kuzey Minel’in erkek arkadaşını arayacağını hiç tahmin etmemişti birden geçen gün duyduğu ismi duyunca kaşları çatılmış bir şekilde dinlemeye devam etti “

“Minel canım nasılsın?”

“İyiyim sağ ol… Sen nasılsın ne yapıyorsun?”

“Bildiğin gibi ne olsun. Özledik seni nerelerdesin ne zaman geleceksin ?" Minel Kaan‘nın da Pelin gibi merak ettiğini açıkça sesinden anlamıştı “

“Sanırım daha uzun bir süre yokum… Aslında ben seni bunun için aramıştım. Şey senden bir şey rica
edebilir miyim?

“Tabii prensesim ne istersen”

“Yarın pelini de alıp vereceğim adrese gelir misiniz? Sizi çok özledim görmek istiyorum.”

“Gerçekten mi bu harika bir haber tabii geliriz sen adresi ver .” Minel kuzeye sırtı dönük şekilde konuşuyordu ama fazlasıyla tedirgindi. Çünkü daha geçen gün ki telefon olayını unutmuş değildi sanki her an bir şey yapacakmış gibi hissediyordu… Ama bu defa hiçbir sorun olmamıştı. Kuzey her ne kadar içten içe oldukça öfkeli olsa da gayet sakin bir şekilde konuşmasını tamamlamasına izin vermişti.

Minel telefonu kapatıp arkasını döndüğünde Kuzey’in kendisini izlediğini görünce eli ayağı birbirine dolaşsa da telefonu sehpaya bırakıp…

“ Teşekkür ederim… Sen benimle ne konuşacaktın? ” Kuzey biraz önce yaptığı konuşmanın etkisinden kurtulmuş olmasa da onunda söylemek istedikleri şeyler vardı.

“ Ha evet ben sana cumartesi günü Bursa’ya gideceğimizi söyleyecektim .” Minel duyduğu şeye çok şaşırmıştı. Ne yani buraya geldiği kaldığı yetmezmiş gibi şimdide şehir dışına mı çıkacaktı aklında birçok çelişki ve soruyla. “

“Nasıl yani… Neden ?”  Kuzey onun aklından geçenleri okumuş gibi tedirgin olduğunu da hissederek hemen konuya müdahale ederek…

“Merak etme korkulacak bir şey yok benim ailem Bursa’da yaşıyor ve bende bayram için hafta sonu oraya gidicem bu yüzdende sende benle geliyorsun.”

“Anlamadım ben neden geliyorum ki? Benim ne işim var Bursa da dahası senin ailenin yanında?  Sen git ben burada kalırım …" Kuzey’in güvenmeyen bakışlarını görünce. “Gerçekten gitmem ben söz verdim mi sözümden dönmem inan bana.”

“Sana inanmamı benden bekleme, çünkü sonuçta sende Melih’in kardeşin o beni milyon dolarla dolandırdı… Senin de yapmayacağın ne malum.”

     Hiçbir şey diyememişti Minel ne diyebilirdi ki abisinin yaptıklarından dolayı sürekli bu şekilde olacağı kesindi… Alışması gerekiyordu ama nasıl…
Minel gibi biri için hem çok zor hem de çok ağırdı. Hele karşısındaki adam tarafından sürekli her defasında bu şekilde aşağılanmak, küçük düşürülüyor olmak çok zoruna gidiyordu… Bu düşüncelerle gözleri dolu dolu olsa da bu defa ağlamayacak cevap bile vermeyecekti… Ona verilecek en güzel cevabın sessizlik olduğunu burada kaldığı süre boyunca öğrenmişti…  Kafasını yere eğip oradan çıktığında gerçekten de bu Kuzey için çok ağır bir cevap olmuştu Minel’in ardından bakarken ne kadar üzüldüğünü görebiliyordu

     Ve güzel başlayan bir şeylerin bu hale getirmiş olmasından dolayı kendine kızıyor olsa da… Melih denilen adam yüzünden minele bu şekilde davranmanın ne kadar yanlış olduğunu, onun hem abisinden hem de diğer birçok kişiden farklı olduğunu zamanla görecekti. Anlayacaktı belki ama çok geç kalmış olacaktı.
Logged
Sayfa: [1] 2 3 4 5 Yukarı git Yazdır 
 ARTIZAN CLUB Serbest Paylasim PlatformuEdebiyat & KitapArtizan Yazarlar KlübüGenç YazarlarEla'dan Aşka Dair.. Konu: Bedel (Bir gün anlarsın ) « önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: